instela yazarlarının itirafları

senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum
bu pazar günü sabahın köründe metrobüse biniyor olmam rezaleti dışında bir de yanıma beni sıkıştıra sıkıştıra oturan teyze ile mücadele ediyorum. oturduktan bir dakika sonra sanıyorum ki evden çıkmadan sıktığım parfümüm için ay çok fena diyerek türbanının ucunu ağzına kapattı. nefes alamıyormuş triplerinde takılıyor. nefes alamıyorsan git uzakta otur bana kendimi niye kötü hissettiriyorsun. yan koltuktaki kocası, oğlu, dayısı ne bokumsa onla konuşup duruyor. yer değiştirelim diyor sanırım ya da cidden deli herkese salça oluyor. çünkü şuan bile kulaklığım olmasına ve bu giriyi yazıyor olmama rağmen bana dönüp bir şeyler söylüyor ajska inanın ne diyor hiç bilmiyorum. şeytan diyor ki montunu çıkar da buram buram parfüme dayanamayıp kaçsın. neyse iyi bir insan olduğum için sadece buraya söylenip eyleme geçmeyeceğim.

notçuk: bahsi geçen asla ağır bir parfüm değil, ayrıca üzerine 10fıs boca edenlerden de değilim. kadın manyak kadın

edit: doğru bilgiymiş yan koltuktakiler de tanıdığı değilmiş. herkesle ve kendiyle konuşan standart bir deli çuktı teyze :d tamam kötü hissetmem geçti biraz. sonuçta delileri severiz hepimiz
sarhoş seyyah sarhoş seyyah
favori, artılanma derdinen derbeder olanlar bari bu arş-ü alaya çıkmanıza yardımcı oluyor mu yoksa gazman/gazwoman edasıyla mı oluyor bu iş. düşündüğümü itiraf kadarınından çıkarıp şuraya zerk edeyim dedim.
kuba gibiyim kendi kendime yeti kuba gibiyim kendi kendime yeti
sessiz sahil kasabalarının deniz kıyılarında yürüyüşe çıkarken günübirlik vahşetlerle karşılaşmanın insan üzerinde ağır etkileri vardır. çünkü atmosferin donukluğu, taşralılığı kişiyi huzura çağırırken, en azından çağırması gerekirken bunun tam tersi görüntülerle karşılaşmak, sanırım bir dünya savaşı görmek kadardır. o kadar ıssız, sessiz yolda, sadece dalgaların sesini duyarken yolun kenarında sağ gözü çıkmış gövdesi kan izleriyle duran kedi görürsünüz. o sarı kedi birkaç gün önce öldüğü yerde size sırnaşmış, kuyruğunu sürtmüş, mama isteyen gözlerle bakmıştır. cebinde beş kuruş yoktur, hastaneye gitsen tedavi dahi olamazsın, sigortan yoktur. kediye verebileceğin yalnızca sevgidir. yatırıp yere yumuşak karnını gıdıklarsın okşarsın oynarsın. tüm işsizliğin ve sünepeliğinle yanından ayrılırken gözün arkada kalmaz nedense. çünkü burası kasabadır, yazlıkçıların kedilerine yiyecek veren bekçiler, yalnız emekliler vardır.
birkaç gün sonra yolda sarı kedinin ölüsünü görürsün. artık her ölü kedi sana failin insan olduğunu hatırlatır, çünkü dönem öyle bir dönemdir. kediyi yerde uzanmış uzaktan ilk gördüğünde anlarsın ölü olduğunu. hiçbir kedi keyiften de olsa öyle uzanmaz, yitirilen yaşamın uzanımıdır o.
dehşet içerisinde yaklaşırsın ona, bir gözü çıkmıştır, daha doğrusu çıkarılmıştır. bunu kesin insan yapmıştır dersin. ıssız sahil yolunda arabalar hızlı geçmez, geçse bile kedinin sadece gözü değil, bağırsaklarının da çıkmış olması gerekirdi. irkilerek kafandan bir otopsi yaparsın, evet evet bunu kesin insan yapmıştır. hatta o benden daha iyi yaşayan suriyeliler yapmıştır dersin. o sarı kedinin gözünü çıkartan insandır, uyruğunu bile saptamışsındır. gözlerin yaşarır, o sırada yoldan geçen çocuk yaşlı genç kim varsa çevirip hesabını sormak istersin. kim öldürdü lan bu kediyi? bu ıssızlıkta sakinlikte bu vahşeti kim yaşattı? ellerini yüzüne götürürsün, ölüsü aklından çıkmaz, yürür gidersin. daha iki gün önce sevdiğin kediyi, sevdiğin yerde bırakırsın.
a dreaming beauty a dreaming beauty
yaptıklarımın sorumluluklarını almak istemiyorum. benim yaptıklarımın sorumluluğunu da başkaları alsın ben de yanıma kar kalmış şekilde durayım diyorum. çok iyi bence.
aleyley aleyley
lime lime doğrasam, üstüne çıkıp zıplayıp unufak etsem, topuğumla ezim ezim ezsem, bitarafına okkalı bir diz hamlesi yapsam.. saçlarını yolsam.. yine de rahatlamayacağım bir insanımsı var... bir çeşit reptilian bu....


buradan yetkililere de sesleniyorum: "orgaspuuuuuu"""... diyorum ki, kanırta kanırta ... yapılsa şifa olur mu bunlara...
selimciğim selimciğim
depresyon, katatoni derken çamaşır dağ gibi yığıldı yine.

planım: yıkama aralığını yükseltebilmek için daha fazla kostüm almak.
kendi çözüm odaklılığıma puanım: 10.
pennsatucky pennsatucky
kadınım ben yaaaa. korkuyorlar benden, mesajıma cevap atmıyorlar. nasılsın diyorum, seninle nasılsınlı muhabbet edemem diyorlar. çok ayıp yaaa. ben aslında nazik, kibar ve çok hoş bir kadınım, lol
orkestrada çelik üçgen çalan şanslı orkestrada çelik üçgen çalan şanslı
-hahah ilk defa bugün yalnız görüyoruz sizi ihtiyar kurt hayırdır.

karşımda oturan eski dostlar. masada 4 çift ve ben. her sene aralığın ilk pazartesi günü 5 çift olarak buluşur bu ekip. eski dost 2 kadın 3 erkek her sene yanlarında o geceye eşlik eden bir partnerle o masadadır. aynı mekan, aynı saat. önceden randevu bile alınmaz çünkü son 8 senenin değişmez ritüelidir her sene 10 kişilik masamız donatılmış şekilde hazırdır.

yanımdaki boş sandalyeyi işaret ederek;

+ işte burada ya!

sorunun sahibi ve masanın geri kalanı yanımdaki boş sandalyeye bakarak tedirgin oluyor.

+ eğleniyorum bakmayın öyle 8 senede 1 kere yalnız oturmuşum bu masaya ne olmuş yani.

- hayırdır orkestracı kardeş hiç yoktan bir buddy ile gelirdin?

+ sadece artık yoruldum. buddy falan da istemiyorum ne ruhuma ne bedenime. sadece biraz huzura ihtiyacım var ve kendi içimde bir yolculuğa.

beni tanıyanlar yüzüme anlayışla bakıyor diğerleri ise deli bu adam gözü ile.

gerçekten senelerdir ilk defa ben yalnız oturmuştum bu masaya. rehberde kayıtlı onlarca kişi, yalnızca bir mesajla dahi ayağıma gelecekler. hep benden sevgimi, dostluğumu, samimiyetimi isteyenler, anlamsız bir zafiyet içinde boğulanlar. hep bana kızanlar ama duygularını sömürmeyip net olduğum için de hiç vazgeçemeyenler.

+ seneler oldu birbirimizi tanıyalı. eski halimi de biliyorsunuz ne zamparalıklar yaptım ama artık gerçekten çok yorgun hissediyorum.

bir defa yüzüme baktılar ve anladılar ne demek istediğimi. rakılar içildi, sohbet edildi, hesap ödendi.

gecenin başında bana takılan arkadaşım kolumda, partneri 1 metre uzağımızda yürüyoruz. arkadaşım bir anda önde yürüyen elemana seslenerek;

- hey x! güzel bir geceydi teşekkür ederim sonra görüșürüz! diyerek çocuğu postaladı.

+ ayıp oldu elemana oysa bu gece için ne hayaller kurmuştur...

- tek gecelikti zaten ihtiyar ne yapayım yani tek gecelik diye illa ki koynuma mı alayım hahahah

+ senin şu rahatlığın beni öldürüyor..

kol kola soğukta bir müddet yürüdükten sonra;

- kör pezevenk...

+ anlamadım?

- sana diyorum, kör pezevenk. 8 senedir karşında bağırdım, çığlık attım ama beni hiç duymadın. hep biteceğini bildiğin ilişkiler kurdun, hep imkansızları sevdin, hep gidecekleri sevdin... ama beni hiç görmedin... hep kendine acı çektirerek ilişkiler kurdun oysa ben sana her şeyimi verebilirdim...

+sarhoşsun...

- sarhoş evet sarhoşum. kaç defa içtik seninle beraber hatırlamıyorum bile şarap içtiğinde nefesin nasıl kokuyor biliyor musun?

+ kötü mü lanet olsun

- hayır her seferinde öpmekmek için zor tutuyorum kendimi hatta bu gece içilen şarap olsaydı seni şurada tenhada kıstırırdım.

+ sarhoş köpek yürü evine bırakayım seni...

durdu. yüzüme baktı. gözlerinde acı vardı. koluma girdi. yürümeye başladık.

evinin önüne geldik.

durdu. yüzüme baktı. gözlerinde anlamsızlık vardı. konuşmaya başladı.

- orkestracı seni kimse anlamayacak biliyorsun değil mi? sen gerçekten katlanılması zor bir insansın, ihtiyaç duyduğun şeyler çok farklı. son sevgilini tanımadım ama galiba artık gerçekten yorgunsun. daha ciddisin. o umursamaz halinin yerinde yeller esiyor ve kanıyorsun. insanlar imrenerek baktı bana bunca zaman, hep sahip olmak istediler ama sen hiç bunu yapmadın? sadece söyle neden ben değil de onlar?

+ bazen hiç sebebi yoktur. sadece olur. hoş bir kadınsın ve belki de seni bana çeken bu sana karşı olan ilgisizliğimdi. kim bilir?

- hayır... sen merhametli bir insansın beni çeken en başta buydu. ama o merhameti hep başkalarına sundun. galiba seni seviyor ve bir o kadar da nefret ediyorum ve muhtemelen yarın bunların hiç birini hatırlamayacağım o yüzden 8 senenin birikmiși budur. artık iletişim kurmayalım olur mu?

+ olur...

- hoşçakal...

+ sen de...

arkamı dönüp hızla evime doğru yürümeye başladım. beynime saplanan binlerce küçük cam parçası ve her adımda yüzümü kesen soğuk. dün bir can gitti bugün de bir dost. bu gece birkez daha kadın erkek ilişkileri üzerine düşünme fırsatım oldu. kim olursa olsun herkes hayatında bir platonik aşk barındırmış vaziyette galiba.

ama atlanılan bir gerçeklik noktası var;

" susmanın da bir aşk olduğunu düşenler ömürleri boyunca mutlu olamayacaklar "

ben mi? ben hep aç, hep bir dilenci, hep çalınmamış kapıları çalmak mecburiyetinde... yani yaşıyoruz öylesine...
mortissaa mortissaa
dün gece, hayatımda yaptığım yapabileceğim en büyük kahpeliği en yapmamam gereken insana yaptım. içim çöplük gibi. eyşan benim yanımda masum kalıyor. inanılmaz pişman ve üzgünüm.
kayıpsakal kayıpsakal
işyerimde eski yarı profesyonel futbolcu bi kadınla tanıştım. bana da yakın oturuyo. arada bi çimlik alan bulup paslaşıyoruz. iyi oldu yıllardır vakit bulamıyodum iki top tepmeye.

tekniği, fiziği koy fenere zankayı keser stoperde. bana şirket içi kadınsal dedikoduları da taşıyo. meğer ne açmışım iki top tepmeye, 2 gram gıybete. tam da kış yalnızlığı aylarında iyi geldi be sözlükcancağızım.