instela yazarlarının itirafları

illuyanka illuyanka
kırılgan ruhlar, hassas kalpler için bir cehennem bu dünya. ya baş edemeyip altında kalacağız ya başka başka şeylerle telafi etmeye çalışacağız yasayamadıklarımızı. kimimiz tutunmak için işine, kimimiz çocuklarına sarılacak, kimimiz yapamayıp kırılacak da kırılacak. oysa bir dilim ekmeğin iki zeytinin başına olduğunu bileceğiz doymamızın yine de çabalayacağız da çabalayacağız. kendimize mutluluklar satın almaya çalışacağız, satım aldığımız madde eskidikçe yerine yenisini koyarsak mutlu olacağız sanacağız ama olmayacagiz. daha geniş evlerde daha güzel arabalarda daralacak kalplerimiz. sanacağız ki huzuru boyle elde edeceğiz. ben burda sabahın köründe kalkıp kahvaltı hazırlasam da kusur arayanla, sen ise bir kafede içtiğim acı çayla başlayacaksın yeni güne. sonra kurtulmaya çalıştıkça bundan daha beter gömüleceğiz acımasızlığın içine.
zirabenisizdelirttiniz zirabenisizdelirttiniz
minik minik delirmeye başladım artık. canım ailem ellisinden sonra kafayı yiyip saçma sapan aşırı gereksiz borçlara düşmeyi başardı, ki gelecek dönemin başlamasına iki ay kaldı, ne okul ne yurt param var ortada. yetmiyormuş gibi hesabımda kalan ve pazara kadar hayatta kalmamı sağlayacak son parayı da canım turkcell yanlışlıkla hesabımdan çekmiş, çözümü için de asssla bir şey yapmıyor. ya okulu yakacağım, ya turkcell'i yakacağım, ya da cama çıkıp avazım çıktığı kadar çığlık atacağım, henüz karar veremedim.
mavi sever mavi sever
şunları yazacağım aklıma gelmezdi. yeni bir dil öğrendim ve aylarca hazırlandığım sınavı hakkıyla geçtim. telefon rehberimdeki kişiler zaman zaman siliniyor ve ben kaydetmekten yoruldum. sınava girdiğim akşam bir numara aradı ve tanıyamadım. açtım sohbet ettim ve kusura bakmayın telefonumla ilgili bir sıkıntı var numaralar siliniyor dedim. utana sıkıla söylüyorum çünkü beni yakınen tanıyor. sonra ise acı gerçekle yüzleştim. arayan kişi kayınbabam. öğrendiğimde ise yerin dibine girmek istedim. hiç bu kadar utandığımı anımsamıyorum. neyse ki benimle az dalga geçti. şimdi numaraları yeniden kaydetmeye başladım. bu riski bir daha göze alamam sözlük.
charles hank charles hank
bazen gece, güneşi doğurur
bazense güneş geceyi
bazı sabahlar
uyanığızdır
bazı öğlenleri uyku da harcarız
en çok ay yardım eder yıldızlara
yıldızların umrunda değil
yüzyıllardır
tüketiyoruz
önce üretmeyi öğrendik
ve unuttuk
gözleri bitirdi beni
o gözlere bakmaya cesaretim yok şimdi
ne dünya da dır suç ve tanrı da
ademoğlu urganını bile kendi işledi.
patron fink patron fink
hakkımda muhtemelen bilmemeniz gereken 2 sey:

1- güzel kadınlara zaafım var.

2- aptallığa zerre tahammülüm yok.

bundan uzun zaman önce bir kadınla tanıştım. dünyanın en güzel kadını değildi belki ama hani elime kağıt kalem verseniz yazacağım 10 fiziksel özellikten 11ine sahipti. onun dışında da kibardı naifti ideal kadındı benim için. ama ben o zamanlar böyle bir şey düşünemeyecek kadar hasta ve sadece bir dayanak arayan birisiydim. flörtle başlamıştı belki ama arkadaşlığa dönmüştü en nihayetinde. sonra fark ettim o da benim kadar yaralıydı. bu ona olan ilgimi artırıyordu. sahi mesih sendromu mu var bende? biliyordum ki onunla hiçbir zaman beraber olamayacaktım. fırsat gelmiş ve ben tekmeleyip savurmuştum. artık dönüşü yoktu. aynı zamanda onunla birlikte olmaktan korkuyor ve yaraları her ne kadar ilgimi çekse de onunla birlikte olmama da engel oluyordu. onunla birlikte olmak, olmamaktan daha kötü gözüküyordu.

tek kusuru vardı, aptaldı. aynı acıları tekrar tekrar yaşamak için uğraşıyordu. sevgilisi tarafından darp ediliyor ondan kurtulduktan sonra kendisini darp edecek başka birini buluyordu ya da daha kötüsünü. bir yıl boyunca böyle sürdü bu. neyi neden yaptığını biliyor anlıyordum ama bu aptal olduğuna olan inancımı değiştirmiyordu.

bana bir hafta mesaj atmasa tamam diyordum yeni birini bulmuş. eğer 2. hafta mesaj atmazsa evet diyordum bu sefer doğru düzgün birini bulmuştur umarım. 3. hafta mesaj atmasa sevgilisi tarafından öldürüldüğünü düşünürdüm ki neyse bu hiç olmadı.

bir gece sarhoş olup her şeyi anlattı bana. muhtemelen kendisi hatırlamıyor ama vücut dokunulmazlığına saldıran herkesin ismini cismini işini nerde oturduğunu vs. özellikle içlerinden birini öldürmek istedim. çalıştığı yere gittim işten çıkmıştı sosyal medyaya baktım aynı isimde çok fazla kişi vardı bulamadım. başkalarını devreye soksam bulurdum ama bu sefer de onu neden aradığımı açıklamak zorunda kalırdım. ben bunlarla uğraşırken o öldürmek isteyeceğim insanların sayısını arttırmakla meşguldü bunu fark edince bıraktım ben de. yapabileceğim bir şey yoktu.

en son bir tren garında gördüm kendisini yanında yeni biriyle. yanından geçip gittim. o da beni görmüş olmalı ki akşamına mesaj attı neredesin diye yurtdışında olduğumu söyledim bir daha da konuşmadım, mesaj attı cevaplamadım ya da kestirip attım.

geçen gün fark ettim ki kadınlara olan bakış açımı komple değiştirmiş kendisi. iyisiyle de kötüsüyle de. kendisine teşekkür mü etsem sonu gelmez küfürler mi savursam hala bilmiyorum. bir yandan beni paranoyak yaptı diğer yandan kimseyi önemsemek gerektiğini insanları yalnızca onların kendilerini ve sizi önemsedikleri kadar önemsemek gerektiğini öğretti. eyvallah.