instela yazarlarının itirafları

keshberfo keshberfo
akım demek isterken bokum deme kabiliyetinde master degree seviyesinde koca bir hödük olmanın dayanılmaz utancı ve siniri içindeyim.
bu sikko yeteneğim, bazen 3 saniyede hiç beklemediğim tepkilere sebep olabiliyor.
kababanga kababanga
baştan uyarıyorum bu yazının asıl amacı kendi kendime not düşmektir. ama okumak isteyen buyursun okusun.

bugün sevgilime yüzük aldım, iki gün sonra da evlenme teklif edeceğim ve içimden niyeyse uyumak gelmiyor.

yaşadıklarımı düşünüyorum. hayatın beni bu noktaya getiren tüm adımlarını düşünüyorum. insana komik geliyor ama gerçekten sabah kalkıp yüzünü yıkamak veya kahvaltıda ne yemek yediğine dair her türlü hareketin uç uca birleşerek seni şu an olduğun ana getiriyor. kim derdi ki üniversite 2. sınıfta bir öğleden sonra okulda boş durmamak için gideyim bari dediğim bir faaliyet bütün hayatımı değiştirecek?

içimde geçmişin kaybolan tortusu, bu anın heyecanı ve geleceğin korkusu var. kendimi hazır hissetmeme şaşırıyorum. şu an bunu yapıyor olmama şaşırıyorum. elbette evleneceğim aklıma gelirdi, aile kurmayı hep istedim. ama bunu şu an yapıyor olmak, gerçekleşiyor olması beni çok şaşırtıyor. biraz kendimi zorladığımı hissediyorum, çünkü kız arkadaşım da mutlu olsun istiyorum, o mutsuz olunca benim mutlu olmam mümkün olmuyor. insan yanındaki mutsuzken kendine düzen kuramıyor. ben onunla birlikte yaşamaktan çok mutluyum ve beni bu yoldan saptırmayan doğru düzgün tek şey onunla bir göz evde kendimize kurabildiğimiz eğlence ve şefkat dolu güzel hayatımız. türlü kısıtlarla, yorgunlukla birbirimize sahip çıkmamız ve sırtımızı birbirimizin saygılı sırtına yaslamamız. bunları hatırladıkça neden yaptığımı daha iyi anlıyorum.

ama yüzüğü önüme koyduğum zaman bakıyorum ve şunu hissediyorum: hayatımın belki de en önemli değişim döneminden geçiyorum. ya gerçekten çok mutluyum ya da bir şeyleri o kadar derine gömdüm ki uzun bir süre oradan çıkmayacaklar. eğer gömdüysem de umarım gömdüğüm yerde boğulmuşlardır. tek içimi rahatlatan şey eski zamanda yaşanan şeylerin hiçbirini özlemiyor olmam. belki de onlarca insan geldi geçti ve hiçbiri bu iki yıl hissettiğim kadar iyi hissettirmedi. hiç kimseyi şu an aramıyorum, özlemiyorum. kırıldıklarım ve aklıma gelenler elbette var. güzel insanlar elbette var ama hiçbir zaman "keşke şu an yanımda şu olsaydı" demedim. belki eskilerin bazı yönleri şimdikinden daha iyiydi ama yalnızca bazı yönleri. işte kendimi böyle akıl yürütmek zorunda hissetmek çok üzüyor. facebook fotoğraflarını açıp "evet lan" falan diye tekrar tasdik etmek zorunda olmak garip geliyor. bunu aldığım kararın büyüklüğüne bağlıyorum ve eskiden daha çok fiziksel görünüşe önem veren bir insan olmama (ki her beyaz tenli yüzü temiz insanı iyi kalpli zannedip çok fazla yamulmuşluğum var).

hayatımın geri kalanında neler olacak hiç bilmiyorum. tek amacım yanımdaki insanın sevgisini olmasa da saygısını yitirmemek ve hayatı birbirimize zindan etmemek olacak. tükenmemek ve tüketmemek. sevgi ve barış içinde yaşamak. saygı duymak ve saygı duyulmak... ölüp nereye gideceğimizi bilemediğim şu dünyada mutlu bir ömür sürebilmek. güzel insanlarla, mutlu emekler ve mutlu dinlenmelerle, kavgasız dövüşsüz, kimsenin paylaşım kavgasına girmediği, benlik kavgasına girmediği, herkesin halinin kıymetini bildiği bir ömür. bunun için yanımdaki yoldaşıma da dikkat etmem gerekiyor. mao'nun dediği gibi "nasıl ki her gün yüzümüzü yıkıyorsak, her gün kendimizi eleştirip dinleyerek sürekli olarak geliştirmeliyiz". bence ilişkide de sürekli olarak karşındakini etkilemen, ilgisini canlı tutman, nazik olman ve en önemlisi yapıcı olman gerekiyor. işte bu yüzden ben bu kadınla 2 yıldır birlikteyken diğer insanlarla maksimum üç ay dayanabildim. o yüzden aldığım bu karardan korkmuyorum ve sıramın geldiğini düşünüyorum. haydi gel bakalım dünya neyin varmış görelim. yoldaşımla seninle vuruşmaya geldik
a good day to die a good day to die
bir haber aldım ve canım sıkıldı. gidişata göre canımın sıkıntısı kat be kat artabilir ve bu haberi iyi ya da kötü yönde değiştirebilme kudretim de yok.

kimseye söylemeyeyim diye buraya yazdım. siz de kimseye söylemeyim e mi?