instela yazarlarının itirafları

entrero in un cuore entrero in un cuore
çok üşendiğim anlarda, kolumu kaldırmaya dahi, ekran klavyesi kullanırım. hiç bu kadar uzun bir yazı daha önce yazmamıştım ekran klavyesiyle, bu bir ilk :) çok üşeniyorum, karpuz yemek çok eğlenceli. uykum geldi ama çok sıkıldım. bitti.
charles hank charles hank
kaç yaşıma geldim şu kızları hala anlayamadım sanırım anlayabilecegimi düşünmüyorum
çok farklı kızlarla takıldım
hepsinin farklı özellikleri var
hepsi bambaşka
tek ortak noktaları hepsinin altıncı hissi yüksek
sakin yalan söylemeyin hissediyorlar
sanırım doğuştan onlara verilmiş bir armağan bu
insanlar da öyle değil mi?
çeşit çeşitler
insanları tanımak zaman ister
ne kadar vakit geçirseniz bile beklemediğiniz
şeyler yaparlar uf ne saçmaladım be
siktir edin herkes güzel herşey iyi
sanki intihar etmemişler gibi
psikopatpapatya psikopatpapatya
bu doğum günümde çok buruktum.
her yıl daha da tenhalaşıyor sanki doğum günlerim,, bir kaç sözlük arkadaşim kutladı sadece, reelde kimse hatırlamadı. kimseye de söylemedim.

zaman akıyor, yıllar o kadar hızlı geçiyor ki. geçmesin demiyorum, geçmese katlanamazdık ama yaş almak istemiyorum.
ben büyüdükce varlığım meydana çıkıyor, o tüm kusurlarım zayıflıklarım. küçükken tüm çocuklar muhtaç birilerine, zayıflar hepimiz eşitiz bir yerde ama büyüdükce onlar ileriye gidip ben geride kalınca oluyor tüm bunlar. eşit degiliz artık.
insanca insanca
yaş kaç olmuş hala ergen gibi hayatı, kavramları sorgulamalar, düşünmeler.. tamam aynı yerden değil ama aynı şeyi yapmak bu aslında sartre eylemdir yaşam demişti sen de işte budur demiştin. ama yok illa ergenliğe devam. neyseki gizli kapaklı yapılabiliyor.
formidable08 formidable08
bazen başımıza gelen kötü olaylarin içindeki guzellikleri görmemekte o kadar diretiyorum ki. kendimi bildim bileli kendimi kasan bir tipim,bunu isteyerek yapmıyorum hani sanki o şekilde doğmuşum gibi ya da rahat nasıl olunur unutmuşum gibi. kendini kasan derken ne demek istedim. hayat ile sürekli savaşan derler ya,duygular ile düşünceler ile,acılar ile,kendimle. her şeyin asirisi zarardır hep buna inanırım. ya hep ya hiç hayatin çoğu yerinde işlemiyor. hiç savaşmamak da olmaz,çok aşırı savaşıp bunalıma girmekte. denge ne güzel bir kelime bulanlara ozeniyorum. dengeyi kaybedip eğer çok aşırı yükleme yaparsanız çok yoruluyorsunuz. bu yorgunluk da hiç geçmiyor..özledim ben güzel seyleri
hissetmeyi çok özledim.
içten. öylesine içimden geldiği gibi tek bir cumle çıkmasını yüreğimden. bazı insanların çok kolay yaptığı şey benim için çok büyük değerde. savaşa savaşa kendimi tüketmeden bir yerde durmam gerektiğini hissediyorum ama dur deyince beyin durmuyor işte. bazen her şey bitmiş gibi,bazen de asla geçmeyecekmis gibi gelen o his.
en güzeli her yaşadığım şeyde bir hayır var.
bu kendini kandirmaca değil biliyorum bazen dayanılmaz gibi hissettirse de, her duygu her acı insana bir şey öğretir.
bona fide bona fide
bugün yeni işyerimde ilk günüm. ve uzun zamandır heyecanlanmadığım kadar heyecanlıyım. okula başladığımız ilk gün bir heyecan sarardı hani çantaya defterleri intizamlı şekilde dizerdik falan. hah aynı o heyecan işte.
15
ganjaman ganjaman
ne yapacağımı hiç bilmiyorum. kendimi çok değersiz ve önemsiz hissediyorum. ama bunu da sanki aşırı özgüvenliymişim gibi maskelemeyi çok iyi becerebiliyorum. çoğunluk gibi ben de cahil bir ana babanın eseriyim. kendime bile itiraf edemiyorum çocukluk yaralarımı. çocukluk ve ergenlik çağlarımdaki yoğun sefalet, bastırılmışlık, ezilmişlik ne yapsam silinmiyor. şu anda fena para kazanmıyorum. iyi para kazanmaya başlayıp hayat standartlarımı yükseltince her şeyin düzeleceğini sanıyordum oysaki. yaşıtlarımla veya benden biraz büyüklerle katiyen anlaşamıyorum. hayata geç kalmış gibi hissediyorum çünkü kendimi. 25 yaşından sonra kaykaya merak saldım, 16-17 yaşındaki kızlarla flörtleşiyorum, bazılarıyla ilişkiye giriyorum. yaşım konusunda kandırıyorum tabii ki onları. beni 18-19 yaşlarında sanıyorlar. her ilginç gelen şeye bodoslama atlıyorum. her şeyden biraz bilip, hiçbir şeyi tam olarak anlamaya ve öğrenmeye çalışmıyorum. aşırı derecede maymun iştahlıyım. hiç kimseye gerçekten ilgi ve sevgi göstermedim, çünkü görmedim de. bunların hepsinin suçlusu son derece bencil ve dengesiz anne babam. baba ikizler, anne terazi burcu. adeta tencere kapak gibiler. kendi malını mülkünü çoluğundan çocuğundan esirgeyip, dışarıda tomarla saçan, çocuğunu ezen, hor gören ama dışarıdaki insanlara iyilik meleği olan, kendi keyfine bütün parasını kumarda yiyen, kendi evladını umursamayan, ölümüne bencil, hep ben hep ben diyen bir baba; varsa yoksa kendi duygularını önemli gören, sadece kendisi için ağlayan, ailesine karşı bile politik davranan, anneliği bok temizlemek ve emzirmekten ibaret gören ve bunları yaptığı için her şeye hakkı olduğunu düşünen, çocuklarından önce kocasını düşünen ve her gün şikayet etmesine rağmen köpek gibi itaat eden, çocuklarına kaplan kocasına kedi olan bir anne. asla evlenmemem ve çocuk sahibi olmamam gerektiğinin teminatı gibiler. çünkü en ufak bir benzerlik gösterirsem bu ikisine, dayanamayıp kahrımdan intihar ederim.
the goddess of ten thousand names the goddess of ten thousand names
ben bugün çok güzel bir şey fark ettim. aydınlandım, silkindim resmen. aylarca belki yıllarca eh iyi bir dost olabileceğim ama kesinlikle daha fazlası olmayacak insanlara takılı kalmışım. ve hep de belki olur beklentisi içine girmişim. baksan aşk da yok ortada. sadece bildiğin bok bilmediğinden iyidir psikolojisi bu sanırım.

bugün inanılmaz pozitif bir insanla tanıştım iş görüşmesinde. zaten teklifini kabul etmeyeceğim ve sadece part time anlaşmak istediğim bir yer olduğu için de çok rahat davrandım. çok güldüm. karşımdaki beni çok güzel dinledi. bir iş görüşmesi ne kadar uzun sürebilirse o kadar uzun sürdü (3 saat) ve ben kendimi uzun bir aradan sonra ilk defa tekrar buldum.

ben buyum, espri yaparım, bol bol gülerim, insanları güldürürüm. benim özüm bu. unutmuşum. saçma salak sorunlar yaşatıldığı için kendime bile küsmüşüm. çalıştığım yerin baskısı, özel hayatımdaki gelgitler beni olduğum insandan o kadar uzaklaştırmış ki bugün geri döndüğüme çok mutlu oldum.

belki bugün tanıştığım insanları bir daha görmem bile. ama güzel bir gündü. ve biliyorum bundan sonrası daha güzel olacak.
kaşarerkek kaşarerkek
yoruldum sanırım..
bazen kendimi tanıyamıyorum, neden böyle yapıyorsun??
benliğimi maske taktığım zaman mı kaybetmiştim?
belki bir kenarda duruyordur...
yönelmem lazım!