instela yazarlarının itirafları

panther panther
bazı izler silip atılmıyor.

öyle bir yerleşmiş ki sol yanıma, araya başka sevgiler girdiği halde onun olduğu yere kimse ulaşamadı. kimse onu oradan atamadı. gitti sandım, bitti sandım. taht artık boş sandım ama değilmiş. en dibe düştüğüm anlarda hâlâ aklımdan geçen ilk şey onunla paylaşmak, sohbet etmek oluyor. tuhaf bir kısır döngü bu, onda başlayıp onda bitiyor.

aşk olmaktan çıktı hislerim. bu bambaşka bir şey. bu eksiklik, bu yarımlık, bu diğer parçana ulaşma çabası.
kubarova77 kubarova77
gecenin en özlem dolu saatleri yine bunlar. duyguların düşünceleri alt ettiği, kapandı sanılan yaraların kanadığı saatler.. algıda seçicilik kötü şey. oysa ben ne severdim algı psikolojisi dersini. gestalt'ın bütün yasalarını ezbere bilirdim.
hayatta tesadüflere inanan romantiklerdenim sanırım. ona dair en ufak bir anıyı tetikleyecek şeyler bile hoşuma gidiyor son zamanlarda. silinmesini hiç istemediğim bir anı gibi tekrar tekrar kaydediyorum her şeyini. sesini, tınısını, düşüncelerini..
ne diyordum algıda seçicilik.. belki de onu hatırlamak istediğim için onu hatırlatan her şeyi bu lanet beyin inatla gösteriyor gibi. geçmişte yaşamayı da seviyorum orası ayrı. hani diyorlar ya "en mutlu olduğum zamanmış, bilmiyordum" diye. işte aynısı bu. sanırım ona dair tanımlayabildiğim tek şey bu. ne bir duygu ne de bir düşünce.
dokunma ki benim için en önemli duyudur. her bir hücreyi hissetmek, tenin ürpermesi, sarılmak.. bana iyi hissettiriyor. ilk kez dokunmadan da hissetmeyi öğrendim, sayesinde. uzakları yakın eden kelimeleriyle..
minnettarım. dünyada milyarda bir ihtimal bile olsa karşılaştığım için. belki paralel bir evrende hala yakınsındır, kim bilir?
birfincancay birfincancay
şöyle kadını erkeği, hiç osurup sıçmıyormuşsunuz gibi narin narin yazıyorsunuz ya, topunuza cidden hastayım. hayatınızın ezici açmazlarını yerim. kalabalık içindeki yalnızlığınızı yerim. "ne yapsam olmuyor" unuzu yerim. "çığrımdan çıkacakmış gibi bir his geliyor bazen" ininizi yerim. hiçbir şey ortada yokken gelip içinize yerleşen sevinçlerinizi yerim. siz harbiden... yani o kadar tatlısınız ki... kalbinizden dökülüp dökülüp taşmalarınızı yerim.

mümkün değil sizin sıçıyor olmanız... mümkün değil.. olsa olsa hiçbir şey ortada yokken gelip içinize yerleşmiş bir kaka olabilir... o da sizin suçunuz değil.
27
hasobittur hasobittur
sosyal medyada anonim olarak takılabilmek istiyorum. bu yüzden bu nickle burada yazar oldum. kimsenin içimi nasıl döktüğümü bilmesini istemiyorum.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
biliyorum ki, anlatamıcam kimseye. biliyorum ki, hissetmeyecek kimse bu acıyı. benim tek başıma yaşamam gereken bir şey. konuştukça azalmıyor, artıyor sanki. en ufak darbe yıkıyor beni. anladım ki, bazı şeyler sana bağlı değil. ne kadar istesen, çaba göstersen de, hatta tam tersi geri tepiyor. anladım ki yalnızım. hiç olmadığım kadar. sadece zamang geçecek. benim elimden gelen tek şey günü kurtarmak. oysa uslu çocuk olunca şirinleri görecektik. biz böyle büyüdük. neden ulaşamıyorum, neden, neden...
go and get them tiger go and get them tiger
eski kız arkadaşını telefona nasil kaydettiğini gördüm, içim sıkıldı... "senle bi söyle olamadık sevgilim..."
ķıskanmak mi? ego mu? ne bu bilmiyorum ama iyi his değil orası net....bu verimli topraklarda güzel çiçekler açtırmayi başaramadım....
diren bonibon diren bonibon
geçenlerde birine günler geçmezken haftalar ne kadar hızlı geçiyor. pazartesi ne zaman cuma olucak diye beklerken yaşlanıyoruz asla cuma olmuyor ama hafta bazında ay bazında bakınca pıtır pıtır geçiyor zaman demiştim.

lanet olsun ki zamanın göreliliği. aylar geçmiş olması lazım, haftaların birbirini kovalaması gerekiyordu lakin daha iki hafta oldu, olmadı bile. temmuzun yarın olması gerekiyordu en azından benim için daha hazirana bile giremedik, üzücü.

6 hafta tahmin ettiğimden de uzun bir süreymiş