instela yazarlarının itirafları

home is where the heart is home is where the heart is
bir çocuğun sorusundan, bir dostun rüyasından, bir insanın duasından gözyaşı döktürüyorsa fark ettim ki ben hala aynı yaştayım, o ise 16'sına bastı şu sıralar. beni gömermiş meğer benim ruhumun yarası hüznüm.
cowgirl cowgirl
insan dostlarımdan çok hayvan dostlarım var. ve hatta şu dandiriboktan sözlükte bile konuştuğum arkadaşım diyebildiğim insanlar var.

şurama öküz oturdu yeminle
bekarevi bekarevi
vay be arkadaş zaman nasıl geçmiş. buralara uzun zamandır bakmıyorum. bu hesabımın adını dahi unutmuşum hatta geçen gün aklıma geldi birden. şimdi mesaj kutusuna bakayım birşey var mı diye dedim. pek mesaj silme alışkanlığı olan biri değilim. 2014 2015 teki mesajlaşmalarimi okudum. en son yürüdüğüm hatunlardan biri son girisini 2017 başında yazmış. evlenmiş ve çocuk beklediğini yazmış. bazı eski arkadaşlara bakayım dedim onlar da en son 2016 2017 de felan yazmışlar. zaten ben de buralardan kopmadan evvel nick değiştirmiştim. tanıyan varsa bulsun beni diycem de sanırım kalmamıştır o zamanlardan birileri.
caotic caotic
gözümün nuru anneciğim, neden hasta oldun ki?
herkes gezerken, tozarken, dünyevi ve geçici hırslara bürünmüşken sen neden yatıyorsun?
aldığın nefes neden ağır geliyor?
seni görüyorum, herkesin içinde susuyorsun.
bakmıyorum sanma, gözlerin hep uzaklara bakıyor, hep uzaklara. gerçek sevgiler böyledir. bakmadan görür, duymadan bilirsin. işte benim sana duyduğum bu his, koca yaşlı dünyada ikimizin nasıl bu kadar "önemsiz" görünebildiğimizin isyanından ötedir.

dünya bir düşmüş ama fena bir düşmüş anneciğim. şairler haklıymış, dünyada sevilmiş ve seven nafile beklermiş ve her doğan günün bir dert olduğunu insan gerçekten bu yaşa gelince anlarmış. ne makam ne mevki. ne para ne aşk. aldığım nefes değil, ciğerime doluyor geçmişimiz.

"beklenmedik bir anda, ayrılık bizi vursa, seninle paylaştığım tek bir an yeter bana" diyebilecek miyiz?
bilemeemm bilemeemm
sözlüğün en sevilen başlığı itirafa, yine kimseyi ilgilendirmeyen şeyleri yazmaya geldim.
böyle gerekmediği halde olan bazı şeyler olabilir insan hayatında. yine öyle zamanlardan birinde, yine çok gereksiz bir şeyler söylüyordum. bunu neden yapıyordum, bazen aylarca neden yapmıyordum inan bilmiyorum. değişik bir psikoloji, belki önceliklerini araya girmesi, belki de her zamanki gibi olmasını istememem. bilmiyorum.
ama iyi bildiğim bir şey varsa, böyle sürsün istiyorum.

hadi şimdi günlük saçmalama dozumu kullandığıma göre gidebilirim.
cowgirl cowgirl
bir şeylerin derhal aklımı oyalaması beni meşgül etmesi lazım yoksa cenin pozisyonu alıp "kıyymetlimissss" diye sevgilimin fotoğrafına sarılıcam.

hiçbir zaman duygu durumu normal biri olduğumu söylemedim. hiçbir zaman. ve şuan bıçağı alıp kendimi kesmek istiyorum. hazır her şey güzelken öleyim. kötü günleri görmeden. öyle bi kafa ama henüz eyleme geçirecek kadar delirmedim sakin.
mavi sever mavi sever
dün gece 12 gibi moralim bozuktu, azıcık online oyun oynayım derken odanın kapısı tıklatıldı. babam ellerinin arasında minicik bir kediyi almış getirmiş. nereden buldun diye sorduğumda, ağlama sesi geliyordu. dayanamadım gittim baktım. annesini de göremedim, diğer sokak köpekleri parçalamasın diye aldım getirdim dedi. babamın dediğine göre ilk başta tıslıyormuş. gece 3.30a kadar başında bekledim, internetten açıklamaları okudum. minicik dişleri var. sütten kesildi mi bilmiyorum. okuduğum bilgiler doğrultusunda beslemeye çalıştık, yediği tek şey pişmiş ciğer oldu. sabaha kadar belirli aralıklarla miyavlayıp durdu. şu an tek derdi kucak. yemek veriyorum umrunda değil. koluma tırmanıyor beni al diye. gördüğüm kadarıyla pire sorunumuz da var. eve rahatça bırakamıyorum. daha önce tavşan besledim ama tavşanımın böyle derdi tasası yoktu. şu an bana her şey miyav miyav.

edit: annesi bulundu.
sinus kavernosus sinus kavernosus
bana çöpçatanlık yapmaya çalışan arkadaşlara "git be istemiyom kimseyi anlamiyor musunuz? getirmeyin lan tanimadigim insanlari bana" deyip duruyorum. benimle tanismak isteyen herkes tabi öyle kaliveriyor. akrabalardan getiriyorlar birilerini "evlenmicem, ya ben evlenmicem bekarlik sultanlik diyen siz degil misiniz beni niye bu bataga sürüklüyorsunuz istemiyorum!!" diye isyan ediyorum. hayatima birinin girmesiyle ilgili bir hayal gectigi zaman kafamdan, soyle bir silkiniyorum, kendine gel diyorum kendi kendime.

hem bu kadar cok istemiyorken bazen de oyle bir aşık olma istegi geliyor ki icime, yani salakligima doyamıyorum o anlarda. olayim da göreyim dunyanin obur ucunu... hayir anlamıyorum, kendimi anlamiyorum, bu kadar istemiyorken, neden ilk defa kaldigim evlerde evleneceğim insani gormek icin yastigimin altına anahtar koyuyorum?

insanlar hakli galiba hakkaten dengesizim.
ms psilosibin ms psilosibin
insanlar ne kadar ahlaksız olmuşlar yaaa.

geçenlerde firmamız bir yemek düzenledi.
daha önceden yüzünü bile görmediğimiz bütün bayilerin çalışanları da geldi.
şansıma benim yanıma bir hıyar oturdu.

biraz zaman geçti, bu, muhabbet kurmaya çalışıyor falan... kibarca ilgilenmediğimi göstermeye çalışıyorum.
daha da üsteliyor. dansa kaldırmak istiyor, reddediyorum falan...
biraz daha ilerleyince "benim erkek arkadaşım var, kusura bakmayın" diyorum.

cevap: "eee benim de sevgilim var, ne olacak? şurada 2 dak güzel vakit geçireceğiz" şeklinde oldu.
ben: "len siktir git ağzını burnunu dağıtcam şimdi" bakışı attım. söyleyemedim tabi.

arkadaşlara da sıkıldım deyip eve döndüm.
resmen keyfimin içine etti herif.
şiveps şiveps
naber itü sözlük iyi mi böyle? ekşi yazarlığım eski itü kullanıcı adımla onaylandığından beri giri girmiyordum buralara. instagramdan garip garip hesaplar ekleyince acaba ex sevgilim mi açtı diyip stalklayım dedim burayı ama o değilmiş. yine aynı ahlaksızlığı devam ediyor gördüğüm kadarıyla da. hâla ayrılırken yaptığım borcumu isteme konusuna takılmış çok zordaymış falan filan. onu bile neden yaptığımı anlayamamış hatta defalarca anlatmış olmama rağmen. bazen cidden komik oluyor bu kadınlar. götüm.