instelayı bitiren olay

1 /
kır bahçesi kır bahçesi
evet o popüler olay neydi ?

o kırılma anı neydi ?

eski popüler şatafatlı boğaz'ın mehtaplı akşamlarında girilen entry ler neden geride kaldı?
senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum senbeniöpersenbelkidebenyerçekimiolurum
platonun fikrine ben de katılıyorum. bir soğuk şubat gecesinde ve sonrasında ısınılmak üzere düzenlenmiş zirveler maalesef çok kan kaybına sebebiyet vermiştir. sanıyorum ki ısınan kütleler, buharlaşan kütleler, tekrar yoğunlaşan kütleler.. tüm kara parçaları böyle böyle uzaklaşıyor sonuçta birbirinden. instela da bu şekilde parçalandı.

ha tabi bi ısınan bi soğuyan, bir iyi davranıp bi götlük yapan insanları içerdiği için de olabilir tabi. evrenin dengesini seks eylediniz aa!
clitor eastwood clitor eastwood
5 sene kadar evvel olduğunu düşündüğüm bir kasım ayı gecesiydi sanırım.
wondi beyciğim bir açıklamada bulundu: "kapıları açtık, herkeş yazar olabilir."
gelen geldi, giren girdi, yerleşen yerleşti.
bu politikanın olumsuz getirilerinden bunalan ve ekşi yazarlığı onaylanan kişilerin %90 kadarı da terk-i stella eyleyince, kalakaldık öynece.

bundan başka bir sorun görmüyorum ben.
kankiler her zaman ekipleşiridi. "bu yazara artı fav yohh" zihniyeti heb varidi.
trolü her zaman trol, abazası her zaman abaza, kezibanı her zaman keziban, komiklisi her zaman komikli, insanı her zaman insandı. çogzel kişiler varidi, hâlâ varlar bir şekilde.
tek sorun kapıdaydı, kapıda.
bona fide bona fide
evet eskiden sol frame akardı. bilgi içerikli giri sayısı , bilgi içerikli olmayan giri sayısından fazlaydı. içerik üreten yazarlar çeşitli nedenlerle uzaklaştı siteden, yahut uzaklaştırıldı. önceden nickaltı, yazarın çeşitli erdemlerini övmek için, ne bileyim işte iyi bir yazar olduğunu belirtmek için falan girilirdi. şimdi sadece linç etmek için giriliyor. içerik üreten yazarların girileri okunmuyor artık malesef. onun yerine anın fotoğrafına falan foto atmak daha kolay geliyor. buna ben de dahilim yanlış anlaşılmasın. özeleştiri yapıyorum sadece.

neyse sarı öküz ve uzun kuyruklu öküz gittiyse de elde kalan öküzlerle bu savaşı tekrar kazanabiliriz bence.

bu da hikayesi;

"otlakların birinde, bir öküz sürüsü yaşarmış. çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenemediği için bir çare düşünmüşler.

topal aslan, yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış. öküzlerin lideri boz öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış: "saygıdeğer öküz efendiler. bugün, buraya sizden özür dilemek için geldik. biliyorum, bugüne kadar sizlere zarar verdik ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. bütün suç hep o sarı öküzde. onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. biz de, barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. sizinle bir sorunumuz yok. verin onu bize, sizde kurtulun ve yine barış içinde yaşayalım".

boz öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, sarı öküzü'ü aslanlara vermişler. bir tek benekli öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez uzun kuyruk'u istemişler: "gördünüz mü ne kadar barış severiz. sizleri de kararınızdan dolayı kutlarız. ancak, şu sizin uzun kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. sizlere saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. oysa, sizler normal kuyruklusunuz. verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim".

boz öküz ve heyeti, uzun kuyruk'u teslim etmiş, yine benekli öküz karşı çıkmış. uzun kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. sayıları azaldıkça sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar ise küstahlaşmış. artık, hiçbir bahane dahi ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, "verin bize şunu,yoksa karışmayız"demeye başlamışlar. öküzler, birer birer aslanların pençesinde can verirken, boz öküz ve birkaç öküz kalmış geride. içlerinden biri liderlerine, "ne oldu bize,nerede kaybettik bu savaşı?oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük"diye sormuş.

boz öküz, benekli öküz'ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "biz"demiş,"sarı öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı. sarı öküz'ü vermeyecektik...""
birfincancay birfincancay
benim yazar olmam. ben. aynı zamanda senin yazar olman. sen. kankanın yazar olması. kankan. onun yazar olması. o. hepimiz. hepiniz. daha açık yazılabilir mi bilmiyorum.

çürümüşlük, kalite düşüşü, eksiklik her yerde var değerli yazarlar. okullarda mevcut. sokakta güncel hayatın içinde mevcut. piyasada mevcut. tekstilde mevcut. taksim'de mevcut. kadıköy'de mevcut. burada da mevcut. çünkü eldeki ürün sıkıntılı. daha da açık oldu mu? tamam.

kendimi de dahil ederek konuşuyorum: lütfen üst düzey über kullanıcılar veya minik orhan pamuklar, pınar kürler; kafka'ya teğet geçmiş, stendhal'a beş kalmış muhteşem yazarlar üzerine alınmasın... yazamıyoruz arkadaşlar. bundan on sene önceki adamlar gibi yazamıyoruz. çünkü onlar kadar kaliteli değiliz. muhabbetimiz öyle nitelikli değil. iq o kadar yüksek değil. araştırmıyoruz, okumuyoruz etmiyoruz. söylediğimiz hiçbir şeyde orijinallik yok. yeni bir içerik üretmekten aciziz. esprilerimiz leş. kafamızın içi saçma sapan şeylerle dolu. instagram fenomenlerine, yeni meşhurlara öykünüyoruz. bizim gibi yetersizler bizi takdir ettikçe de kendimizi bişey sanıyoruz. bu.

yani üç beş yazı önce "eski sevgilim evlenmiş, inşallah damat anal seviyordur. irıspı!" minvalinde muhabbet yapan eleman gelmiş başlıkta kalite tartışıyor. öbürü yorumlarda "oooo kardeş çok sokmuşsun çıkar, ciğeri soküldü eheheheh" demiş, beriki bu yoruma gülmekten sandalyeden düşmüş. bir başka hanım efendi "bence moda dediğin insanın kendine yakışanı giymesidir" tekdüzeliğinde, hiçbir ekstra fikir barındırmayan iki satır yazı yazmış elli artı almış... ne diyeyim güzeller ya... dönüp bi aynaya baksak mı?

kendimi de dahil etmiyorsam namerdim, dediğim gibi. boşuna gelip de bana sen kimsin ki la muhabbeti yapmayın. işlemez.

buralarda kayser sozer, ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, yerçekimli karanfil, recai pengül, 773 gibi sürüsüne bereket insanları görmüş biri olarak "neden bitti burası yeaaaa" demeyi kendim için haddim dışında görüyorum. sınırı çiziyorum. özeleştiri yapıyorum. tavsiye ederim.
16
benim kalbim temiz benim kalbim temiz
önceden bilgi içeren giriler ilgi çekiyormuş şimdi ilgi çekmiyor. eğilim değişmiş, biten bir şey yok yani.

instela'nın bittiği falan yok, ilgimiz yön değiştirmiş. takip ettiklerimin yarısı goygoy yaparken yarısı gerçekten dolu dolu yazıyor, ha bu şu demek değil. goygoy yapanlar hiç bilgi içerikli bir şey paylaşmıyor değil onlar da paylaşıyor ama daha az. giri sayısı üzerinden gidersek %30 bilgi %70 goygoy falan yani benim için.

yeterince kişi takip ederseniz istediğiniz instela'ya sahip olabilirsiniz.
neverendingblueroad neverendingblueroad
hepinizi neriman teyzeme benzetiyorum. bitmiş neriman derdik biz ona. kimi görse "ayy ayşe'nin kızı gördün mü, bitmiş bitmiş, kafasında saç kalmamış öksüzümün", "kıııızzzzz edibali'ye ne olmuş öyle, bitmiş bitmiş, adam bir deri bir kemik kalmış allah seni inandırsın", "vah vaaahh duymadınız tabi selver'in başına gelenleri, kadın bitmiş, tek kelimeyle bitmiş, üstü başı dökülüyor" ve daha nicesi işte. vasfiye'nin urla şubesi. kimsenin bittiği de yoktu tabi, o öyle görmek istiyordu sadece. burası da bitmedi. wondrous'un olan biten'de "zararına giri", "depoları boşaltıyoruz" ya da "iflas ettik hey halkım, unutma bizi" dediğini görmeden bitti diyemem ben. başkalaştı evet ama bitmedi. biterse de artık o davası yapılmayacak küfrü kullanır, yolumuza burası olmadan devam ederiz olur biter.
ha bir de gerçek sorun yazmamak değil, okumamak. bu da aklınızın bir köşesinde dursun.
1 /