intibah

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
hürrem
realizm akımının etkilerinin görüldüğü namık kemal romanı.romanın gerçekçiliğini destekleyen öğeler de şöyle sıralanabilir:
-namık kemal, ali beyin yaradılışını anlatırken uzun uzun psikolojik tahliller yapar.'sarı benizli sinirli bir çocuktu' gibi.ali beyin gönül meselelerindeki gel gitlerse onun yaradılışına bağlanır.

-mahpeyker in bir fahişe olmasını yazar, onun kötü bir çevrede yetişmiş olmasına bağlıyor.bu eser romantik bir eser olsaydı mahpeyker iyi bir aileden gelmiş, fakat kötü yola düşmüş bir kadın olurdu.

romanda divan edebiyatının da etkisi görülmektedir.örneğin, namık kemal romanına çamlıca nın tasviriyle başlar, tıpkı kasidelerdeki gibi.romanın güçlü kadını mahpeyker divan şiirinde anlatılan işveli cilveli, aşığa umut vermeyen onu başkalarıyla kıskandıran bir kadındır.namık kemal dilaşub un fiziksel özelliklerini de divan şiirinin o sarı saçlı, beyaz tenli, hayal gibi güzel olan o kadınlara benzetmiştir.

ali bey kendi halinde genç bir adamken arkadaşlarıyla çamlıca ya yaptığı bir gezide mahpeykerle tanışır.ali bey mahpeyker e çabuk bağlanır.çünkü mahpeyker ona, daha önce yaşamadığı şeyleri yaşatmıştır.ilk kez onun elinden içki içmiştir, ilk kez onunla fiziksel aşkı yaşamıştır.

ama mahpeykerin bir fahişe olduğunu öğrenmesiyle bu aşk biter.tam da bu sıralarda ali bey in annesi fatma hanım, oğlunu eve bağlamak için dilaşub adında güzel bir cariyeyi eve alır.ali bey, bu seferde dilaşub a aşık olur.çünkü ali bey in aradığı şey bu kez tutkulu bir aşk değil biraz huzurdur.

ali bey için mahpeyker i unutmak çok kolay olmuştur.fakat mahpeyker için aynı şeyi söyleyemeyiz.ali bey e aşık olmuştur.hayatına giren onlarca erkeğin hiç birine ali bey e karşı hissettiklerini hissetmemiştir.ali bey i geri almak için herşeyi yapar.sadık adamları vardır mahpeyker in.dedikodu yoluyla dilaşub un da aslında kötü bir kadın olduğunu ali bey in duymasını sağlar.zaten zayıf karakterli olan ali bey e bu dedikoduya hemen inanır, dilaşub u evden kovar.mahpeyker de dilaşub u satın alır.ve böylelikle mahpeyker türk romanının en güçlü kadını olur.nabizade nazım ın zehrası yazıldığında ise bu ünvanı zehraya bırakır.

ali bey e yaşadıkları ağır gelir.elde avuçta ne varsa satıp kumar oynamaya başlar.içki alemlerinin vazgeçilmez ismidir artık ali bey.bu alemlerden birinde mahpeyker tekrar karşısına çıkar.o, ali bey i çok özlemiştir.ama aşkının ali bey için bir önemi yoktur.

bunu anlamak ve kabul etmek mahpeyker i deliye döndürür.madem benim değil o halde ölmeli diye düşünür.ve adamlarından abdullah efendi ye ali bey i öldürmesini söyler.planını yapmıştır.şehirden uzakta bir konakta ali bey in çok sevdiği eğlencelerden biri düzenlenecektir.ali bey geldiğinde ise sarhoş edilecek sonra da öldürülecektir.

bu esnada mahpeyker in satın aldığı dilaşub bu planı öğrenir.efendisi ali bey konağa geldiğinde ise ali bey e planı anlatır, kaçması için yalvarır.fakat ali bey umursamaz, kiralık katilin konuşmalarını tesadüfen duyunca da hemen konaktan kaçar.

ali bey paltosunu unutmuştur kaçarken.dilaşub da o paltoya sığınıp bir köşeye yattığında ise kiralık katil, onu ali bey zannederek öldürür.bu esnada mahpeyker ali bey i bulur.ali bey e dilaşub u ondan uzaklaştırmak için yaptıklarını, onu geri kazanmak için yaptıklarını, başaramayınca da onu öldürmek için böyle bir düzeneği hazırladığını anlatır.ali bey mahpeyker i vücuduna defalarca bıçak saplayarak öldürür.

bu olaylardan altı ay sonra da ali bey pişmanlık içinde ölür.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
pruebelle
kanaatimce namık kemal in -izm akımlarını pek bilmeden hatta ortaya karışık olsun diyerek yazdığı tanzimat dönemi ilk romanlarımızdan biridir. kitabın roman türümüzün ilk örneklerinden biri olması kendisini okunur kılan yegane ilginç özelliğidir bence. eğer sağlam sinirlerinizi oynatmak, çıkıp bi iki feminist eyleme katılmak falan istiyorsanız bu kitabı kitaplığınızda bulundurmanın pek mahsuru yoktur yoksa ödev tez falan haricinde alınması değil bi yerlerden ödünç bulunması sonra da gidip kitabın sahibine psikolojik analizde bulunmak daha eğlenceli olacaktır.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
örtülü özne
y:bi arkadaş
e:bi arkadaşın yanındaki arkadaş
z:edebiyat hocası

sınıfta intibah romanı işlenmektedir.olaylar gelişir.

z: eveeeet. y, sen de realizmi araştır.
y: (ses yok)
z: y sana diyorum
e: oğlum hoca sana diyo (dürter)

y gözlerini ovuşturarak kalkar ve şu cümlesiyle olayı bitirir.

y: hocam intibah'ı okurken uyuyakalmışım yaa

intibah uyanış demektir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mustafa
namık kemal'in, okurken insanı sinirler içinde kıvrandıran kitabıdır. insan "ah keşke tam orada olabilsem de olaya düzeltsem" der. hani film seyreden dedeler ve nineler gibi: "kaç kızım kaç sana tecavüz edecekler"... duyacaklarını umut edercesine.

kitap adının hakkını gerçekten veriyor, uyanışı anlatıyor. önce bahar ile dünyanın uyanışını, sonra ilk aşk ile saf bir çocuğun uyanışını.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mustafa
intibah; teoman'ın tabiriyle yirmi bir senedir uyuyan ve yüzünde yastık izi olan bir erkeğin, geçmişinde binlerce ağır yenilgi olan bir kadına aşık olmasıyla uyanışını konu edinmiş bir kitaptır.

ilk cümleden de tahmin edileceği üzere erkek ile kadının kişilikleri iki ayrı uçta durmaktadır. erkek; o yaşına kadar aile bireylerine ve ilime karşı olan sevgi dışında başka bir şeye sevgi duymamıştır, tatmamıştır. kadının ise o yaşına kadar yaşamadığı, görmediği kalmamıştır. erkeğin ve kadının kişiliklerinin oluşmasında ailelerinin etkisi büyüktür.

ali beyi namık kemal'in ağzından tanıyalım:
"ali bey zengin bir aileye mensup yirmi bir, yirmi iki yaşlarında bir delikanlıydı. anne babasının bir tanesi olduğundan ve babası evlat değerini gerçekten bilenlerden olduğundan (istanbulda bulunduğu halde) eğitimine, eğitime çok önem veren zengin ve okumuş aileler kadar önem verirdi. çocuk o yaşında birkaç dil biliyor, yazarlar arasında, bilgisi iyi olan gençlerin geleceği parlak olanlarından sayılıyordu. hele babasının (bizim ülkemize benzeri az görülen) sevgisi ve şefkati, yaradılışından gelen saflık ve kibarlığa o kadar o kadar önem vermişti ki terbiyesine, davranışlarına bakanlar kendisini adeta bir melek sanırlardı. ancak zavallı babası sağ oldukça çiğerinin parçası için sürekli bir endişesi vardı. çünkü çocuk sarı yüzlü, çok sinirli, bununla beraber kanı da oynak birisi olarak gördüğü eğitimin, aldığı terbiyenin, sevecen davranışlarının etkisiyle doğanın sonuçlarından biri olan öfkeyi alt etmiş gibi gözükse de onun da huylarının sonucu olarak düşkünlük ve tutkunluğa tutsak olduğu hemen he durumdan anlaşılırdı. her neyi merak ederse bütün dünyayı unuturcasına ona kendini verirdi. bir şeyi ister de onu elde etmesine engel çıkarsa isteği ne kadar küçük olursa olsun ele geçirmek için çok büyük özverilerden çekinmezdi. hatta ufak bir isteğine kavuşamayınca gülnlerce hastalanır, geceleri gizli gizli ağlardı.

babası ise dünyada hem en büyük olgunlukların hem de en büyük eksikliklerin nedeni olan bu inat huyunu çocuğun içinden çıkarmanın olanaksız olduğunu bildiği için o eğilimi sürekli eğitim ve terbiye yönlerine yönelterek oğluna kullanabileceği bir silah vermek isterdi.

gerçekten de ali bey babasının yaşamında ve hele on dört on beş yaşlına girdikten sonra dünyada eğitiminden başka sevilecek, arzu olunacak bir şey bulunmaz olmuştu. dünyayı unuturcasına uğraştığı bir şey varsa dersleri idi. bir küçük amaç için büyük özveride bulunması gerekirse az bulunan bazı kitapları fiyatının kırk, elli katına almakta idi. hastalanırsa bir konuda başarısız olduğu için hastalanırdı. ağşarsa okuduğu şeylerde zor bir sorunla karşılaşırsa çözemediğinden dolayı ağlardı.

ancak bu değişmeler dünyası kendi gibi sabırlı olmayı sevenlerden olmaığından çocuk yirmi yaşına girer girmez (varolmanın nedeni, düşüncelerinin öğretmeni olan) babası ölünce ali beyin halinde birbirini izleyen türlü türlü değişiklikler, çeşit çeşit belalar ortaya çıkmaya başladı."

ali bey babasının ölümü ile sözün özüyle depresyona girmişti. annesi ölene ağlayarak dirileri de göremez hale gelmemek için oğlunu bu kötü ruh halinden çıkarabilecek çareler düşünüyordu. sosyalleşmesine çalışıyordu, çamlıca parkı da bu seçeneklerden biri idi. işte bu parkta bir kişi ile tanışır, adı da mahpeyker'dir.


şimdi ise namık kemal mahpeyker hakkında ne dmeiş bakalım:
"
hanımefendi ki adı mahpeyker'dir. ahlak ve terbiyece büsbütün ali beyin tersine olarak çok namuzsuz çok alçak bir ailede yetişmiş ve ergenlik çağına gelince rezilliğin her türünde hocalarına örnek olmuştur. biraz okuyup yazmayla uğraştığından ve zamanın çoğunu ünlü fahişelerin toplantılarında geçirdiğinden doğal olarka bir kat daha güçlenen hileci zekası ise bir derecede idi ki süste peri güzellğinde, haccac gücünde bir şeytan yaratılmış olsaydı istediği adamı yönlendirmede bu güzel kadar ustalık gösterir ya da gösteremezdi.

bununla beraber son derece şehvete düşkün olduğu gibi dürüstçe sevdiği adamları bile hükmü altında tutmaya istekliydi ve hatta bu yoldaki giriştiği işlerin tümünde her istediğini yapmıştı.
"


ali bey çamlıca'da dolaşırken bu kadını görür, kadın da çocuğu görür ve beğendiğinden gönül çelen bir tavır takınır. bir hafta sonra yüzyüze gelir ve konuşurlar. ilk buluşmalarında ali beyin yanakları utancından pespembe olurken kendisi de böyle görüşmelerin ahlakça pek uygun olmadığını ileri sürerek o ustaca oyunlarını oynar. çok namuslu, ahlaklı, ince eleyip sık dokuyan maskesini takar mahpeyker. ali bey ise ilk kez hissettiği duyguların içinde boğulurmuş gibi kızarır bozarır.

kısaca anlatmak gerekirse, ali bey bir şekidle farkına varmadan cinsel arzularını tatmin ettiği kadının bir fahişe olduğunu anlar ve dliye döner. babasının ölümünden sonra ikinci mahvoluşudur. ali beyi bu durumdan kurtarmak için arkadaşı atıf bey, atıf beyin dayısı mesut bey ve ali beyin annesi iş birliği yaparlar. ali beyin beğeneceği dilaşup isimli, huyca mahpeyker'in tam aksi bir cariye bulurlar. cariye bulunduğu sırada henüz fahişelik açığa çıkmamıştı ve ali bey hala çocukça, mahpeyker'i seviyordu.

fahişelik ortaya çıkınca artık ali beyin gözü dilaşup'u görür oldu. fakat mahpeyker ilk defa böyle bir terkedilişin, hükmedemeyişin verdiği acıyla intikam almak ister, dilaşup'a ahlaksız iftiralar hazırlarlar ve başarılı olurlar. ali bey bu iftiralara kulak vererek dilaşup'u esirciye satar, esirci de mahpeyker'e. mahpeyker dilaşup'u bir fahişe yapmaya çalışır ama en sonunda başarısız olur, cariyesi olarak kullanır. fakat ali beyden hala intikam alınmak istenir. mahpeyker ali beyin hala naz yaptığını zanneder fakat yanıldığını anlayınca müthiş bir öfke ile intikamın yönünü ölüme çevirir, ali beyi dilaşup'un gözü önünde öldürecek bir plan hazırlar. dilaşup kendi canını ali bey içi feda eder, ali bey asıl fahişenin canına okur ve dilaşup'a yaptığı haksızlığı anlar.

namık kemal kitabı şu son sözle bitirir: "ünlü bir sözdür ki 'son pişmanlık yarar getirmez.' "


kitap yaklaşık 17 bölümden oluşur, her bölümün başlangıcında bölümü özetleyen iki mısra, özlü söz bulunur. bunlar aşağıdadır, dikkatli takip edilirse gelişmelerin ne yönde olduğu görülebilir:


gel ey bahar mevsimi, dinlendirici uykumun mayasısın
anımarımın dostu, acı ile dolu gönlümün gamısın
---
ey, rüya dünyasının akıllı yolcusu,
ilkbaharı hiç köşk biçimine girmiş durumda gördün mü?
---
gençlik gününün sabahı açılmaya başladı.
kargaşa günleri geldi, belalar mübarek olsun.
---
delikanlılık çağında sevgiden niçin utanılmalı?
o ilgi çekici durum gençlik günlerinin gerekliliğindendir.

gözlerim ayrılık yüzünden akan ırmak oldu.
ben uzun zamandan beri o fidan boylu sevgili gözleyip duruyorum.
---
gece ile sabahın geçimsizliği arasında bir savaş vardır.
acayip askerleriyle bize hücum eder.
---
ey rahat ve huzuru yakıcı sevgili, aslında yanmış olan gönlümü yaktın.
şu kendinden usanmış gönlümü yeni heves ve arzular dileyen duruma soktun.
---
gönül, sevgiliye göğsünde açtığı yarayı küstahça gösterdi.
utancın verdiği sıcaklık bana ateşten gömlek oldu.
---
senin ağzından "seni sevdim." sözünü duyduğum zamanlar
nasıl olup da sevinçten çıldırmadığıma şaşıyorum.
---
güzelliği seyretmek yetmiyor mu ki bir de elini uzatıyorsun?
ey milhnetine uğramış aşık, buldukça bunuyorsun!
---
eğer tarak senin zülfünün bir teline zarar verecek olursa
şimdir ağacının yetiştiği yerleri yakıp kül ederim.

vücutta yer yer ümitsizlik otlağı açıldı.
talih, kalbi ümitsizlik içinde bıraktı.
---
masumiyet perdesi, arzu ve heveslerin basklılarına ya da zorluklara dayanamaz.
gülük yakasının yırtılması da sabah rüzgarının zalim elinden olmuştur.
---
bırak bülbül gül bahçesinde feryat ederek parça parça olsun.
ben şimdi o gül yanaklı ile birlikte içki içiyorum.
---
ey dost, senin yüzünden bütün dünya bana düşman bile olsa üzülmem.
çünkü bana dost olarak yalnızca sen yetersin.

gözümde senin yansıman, yine senin güzelliğini izler.
hiç güzelliği izleme çabası başkasına razı olur mu?
---
kaybolan yusuf yine kenan eline gelir, sen üzülme.
keder evi bir gün gül bahçesi olur, sen üzülme.
---
dünyanın, sonu dert olmayan hiçbir zevki yoktur.
bayram mehtabının hemen arkasından matem hilali ortaya çıkar.
---
beyim senin en küçük lütfuna karşılık ben can vermeyi arzularken, yüzlerce defa yazıklar olsun ki;
sen başkalarının sözüne aldanarak beni cefan ile öldürdün.
---
keşke siyaset kılıcıyla öldürülmemi ferman buyursaydınız da,
böyle bir günde düşmanlarım benim bu aşağılanmış durumumu görmeseydi.
---
günahın her türlüsünde yüz bin kere aradığım halde,
ümitsizlik acılarına bir çare bulamadım.
---
cismini yaktınsa gönlümden sakın, beni ayaklar altında bırakma.
ben hamam ocağı gibiyimdir, külümde kor eksik değildir.
---
o ay yüzlü güzel , acıyarak bakıp da "bu zavallı, benim kurbanım mıdır?"
derse onun aşkı için şehit olana bu en büyük bayramdır.


romanda mesut efendi diye gönül konularında yeterince tecrübesi olan iyi niyetli bir insan da vardı. konular genellikle buna danışılırdı ki ali beyin annesine dilaşup gibi bir cariyenin bulunması fikrini de bu bey vermiştir. annesi mesut beye mahpeyker şeytanından kurtulma yollarını danışırken mesut bey çoğu şeyi özetleyen bir söz söyler: "sevgi birden bire olabilir ancak ansızın bitmez."

bu kitabı alın okuyun, hatta sadece ilk bölüm için okuyun. bahar o kadar iyi betimlenmiş ki kar altında dahi okunsa baharın heyecanını hissedilir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı?