intihar mektubu

1 /
uur uur
intihar denemesi başarısız olursa yıllar sonra bile alay konusu olabilecek büyük olasılıkla duygu ve sitem dolu, batsın bu dünya kıvamında kağıt üzerine mürekkep yada kurşunla bırakılmış yazı birikintisi. genellikle intihar başarılı olursa neden sorusu için bir cevap teşkil eder.
sulfur sulfur
eğer yanlış cümleler kurarsan, anlatmak istediğini anlatamazsan; ölmeden önce son kez kendini yanlış ifade etmiş olursun.. seni hayattan kaçıyor zannedebilir insanlar.. en doğru yazman gereken mektuptur hayatındaki.. iyi düşünüp tam olarak karar vermen gerekir..
pseudonym pseudonym
ortaokulda bir arkadaşımın yazdığı intihar mektubudur:

çektim bu dünyada fazlasıyla üzüntü
sona eriyor ömrüm bu akşam üstü
belki intihar hata ama
yaşayamam bu dünyada asla

yaw nasıl dalga geçmiştik o gün arkadaşla, hatta kendisinin sıra arkadaşı olan tip eline bu şiir alıp defalarca 52 kişilik sınıfımıza okumuştu ki maksat çocuğun rezil edilmediği tek bir insan kalmasın. ne günlerdi...
maia maia
"merhaba. neden yazdığımı bilmiyorum. kendimi tamamen alıp götürürken, çelişkili de olsa, tıpkı neden geride bir şeyler bırakmak istediğimi bilmediğim gibi. bize dediler ki hep "bilin. bildikçe erdem kazanır insan." çok bildiğimizden mi yoksa sadece öyle sandığımızdan mı böyle olduk; işte onu da bilmiyorum. bildikçe içim acıdı benim. çevreme bakıyorum: bir avuç çok kalabalık yalnız insan. içlerinde ayrı, dışlarında ayrı bir kalabalık... neyse madem öleceğim içimdeki her şeyi söyleyim diyorum; içimde sizin gibi hem dolu hem boş... dolmuyor; ama taşıyor... bunu da bilemedim ben. anlamadım. sordum, soğukluğunuza çarpıp geri döndü sorularım bana, elim yine boş kaldı. yine de "uzaklaşmayım. kurdu bile olsa, insan insana lazım." dedim kendime, kendimce hoşgördüm her şeyi. masadan kalkınca ardımdan söylediklerinizi, yüzüme sahte gözlerle bakışınızı, yalandan sarılışınızı, yalanlarınızı da... hepsini. suçlamıyorum, ben de gördüm; ben de yaptım belki böyle... ama artık yeter. benden buraya kadar. içimdeki uçurumun ta dibindeki gölde, hepinizin bir yansıması var. bunun içindi belki o kadar nefes, o kadar gözyaşı..."
dna dna
insanların yaşamına son verirken arkasında istediği kişilerin okuması için bıraktığı yazılı metinler. (oh tanımı da yaptım)

gümüşsuyu'nun sakin bir apartmanında gözlerimi açtım hayata. babam piyango bileti satardı. annemse "ya madem sen satıyosun, büyük ikramiyeyi sen biliyosun o zaman bey... saklama bizden, yeme çoluğun çocuğun rızkını" diyerek her başarılı erkeğin arkasında ki kadın imajını oluştururdu. olağan bir yaşantımız vardı. evde kavga gürültü olmazdı. ben ilk yürüdüğüm gün, babam oturduğu koltuktan bana "hazır olayı çözmüşken bana terliklerimi getirir misin yavrum" diyecek kadar soğukkanlı biriymiş. ama konuşmayı henüz çözemememden dolayı, güzel babamın isteğini yapamamışım. ve o bunu da sakince karşılayarak "yavaş yavaş olacak işte birden olmaz tabi" demiş. bizim evimize hiç bir şey heyecan katamazdı. küçükken kafamı yarıp eve gelmiştim. üzerime çullanıp, ağıtlar içinde kucaklanmayı beklerken; annem kapıyı açıp yarama baktı ve "iyi iyi pis kan akıyo" dedi. yeni nesil ebeveynlerin çocukları düşünce "aman kandırmayalım, çocuk hayatı öğrensin, süper dirençli bir insan olsun" mantıklarını bizimkiler seneler önce bende denemişlerdi. bu süper sakin hayat, benim sosyal çevremde garip karşılanmama neden oluyordu. okulda kavga çıktığında, ağzıma yüzüme darbeler alırken bile "ayıp ayıp okumayı sökmeye geldiğimiz şu binada, sen bana delicesine vurup pis kanımı akıtıyosun" demeye başlamıştım. bu yetiştirilmetarzım bana, kunil, korkak, denyo gibi türlü sıfatlar takılmasına sebebiyet veriyordu. şimdi çok pişmanım ailemin bu kadar etkisinde kaldığım ve kendimi değiştirmediğim için. 3 ay önce kız arkadaşım vardı. pırpır yürekli ve inceden de denyo olan bazı kızlar gibi "bana şurdan araba çarpsa, sonra ben bööle havada fuşuuuvvv diye taklalar atıp, yüz üstü asfalta çakılsam ve o da yetmezmiş gibi üstümden kamyon geçse, feci şekilde ölsem naapardın?" diye sordu. "önce ambulans çağırmayı düşünürdüm. ama sonra kontörüm olmadığı için bi çağrı yapardım. baktım gelmiyo, gider büfede para bozdururdum. he baktım büfeci afra tafra yapıyo, o zaman da bisküvü filan alırdım, s*ke s*ke bozardı parayı. atardım seni taksiye, giderdik hastaneye" şeklinde cevapladım. bu realist yaklaşımımı, samimi içten konuşmamı anlamayan sevgilim o gün beni terk etti. giderken arkasından "e-5 ana baba günüdür şimdi" diyebildim sadece. bugün tek başıma yaşıyorum çengelköy'de sessiz sakin bir yaşamım var ama artık bu monotonluktan sıkıldım. hayatımdaki en heyecanlı şey bakkalda gazeteleri göz ucuyla okumak bunu yaparken adrenalinim tavan yapıyo. bu rutine bağlanmış hayattan sıkıldım ayrılıyorum aranızdan. kitap arasında saklayın mektubumu ama böyle 3 kat yapın solmasın hemen elveda tüm çevrem ve benim gibiler... elveda..

not : hikayede geçen tüm kişiler hayal ürünüdür hatta hikaye de hayal ürünüdür. copy paste olmamakla beraber intahar mektuplarına bir örnek teşkil etmek amacıyla yazılmıştır.
twinkle twinkle
ara sıra yazılıp, sonra da kimseye gösterilmeden silinmesi gereken mektup. insanın içindeki sıkıntıyı, siniri, kötü elektriği alır, topraklama görevi görür.
1 /