intihar mektubu

3 /
funfighter funfighter
bu mektuplarda imla kurallarına kadar herşeyi kusursuz yapmak önemlidir. ben ölmeden önce yazdığım son satırları bile kusursuz yazdım ama bu dünya kusurlu abicim cinsinden bir etki yaratır.

intihar etmeyi başaramazda kıçına baka baka geri dönersen bir yandan çok sevinilir ama kısa bir aradan sonra geyik muhabbetinin mezesi oluversin. işte tam o anda, bunları duyacağıma keşke gerçekten çekseydim tetiği mına koyim dersin. ( yani muhtemelen )
hırbır hırbır
sevgili yazar veya okuyucu,

bak şimdi sen bu başlığı açıp okuduğuna göre kesin kafanda bir hinlikler dönüyor. yapma etme kıyma güzel canına. bak yaşanacak ne güzel yılların var, yaşın kaç olursa olsun, her yaşın ayrı bir güzelliği vardır. canını sıkan her ne varsa onu düşünmemeye çalış, çık, gez, dolaş biraz. git bir kahveye en kötüsü, bir çay iç. özellikle karadenizlilerin takıldığı kahveye git, konuşmaları duyup biraz keyiflenebilirsin - sevgili diğer sözlük yazarları, sakın alınmayınız, burda birini intihardan vazgeçirmeye çalışıyorum - . seninle daha fazla ilgilenmek, konuşmak isterim, ne diyeceğini düşünmeden bana boş mesaj bile atabilirsin. okuyucuysan da at wondrousa falan bir mesaj, ben, de, hırbırla iletişime geçmek istiyorum. yapar bir güzellik heralde. bedavaya senin sıkıntılarını dinleyip, çözüm üretebiliriz. şimdi her ne düşünüyorsan, onu düşünmeyi bırak, git pencereye, yok lan yok pencereye gitme. en iyisi kapıdan çık öyle hava al. sevgilerimle. hırbır.
enfes enfes
değişik yöntemlerle de yazılabilir, illa bir kağıt ve kaleme gerek olmayabilir. mesela bir arkadaşımın manyak bir arkadaşı*, intihara kalkışıyor, kanının bir kısmını kovaya akıtıyor ve kendi kanıyla duvara bir orhan gencebay şarkısı yazıyor. kız kurtarıldıktan sonra arkadaşım sormuş neden son sözlerin bir orhan gencebay şarkısıydı diye, kız da "sarhoştum hatırlamıyorum ki niye yazdığımı" diye cevap vermiş. biraz anarmol bir tipmiş evet. zaten daha sonraki intihar girişimlerinde, bu deneyiminden ders almış olacak ki, kağıt ve kalem kullanmış her medeni insan gibi.
meramise meramise
"bu yolu ben seçtim; bu yüzden intiharımdan kimseyi sorumlu tutmuyor, suçlamıyorum." derken bile kalanların aklında acı verici bir "acaba?" bırakır giden. bu sebeple esasında veda için değil de daha ziyade kalanlara acı vermek için yazılır.
maia maia
artık susuyorum. susmak zorundayım, zorunda bırakıldım çünkü.. suçluyor muyum insanları...? bilmiyorum..
susuyorum çünkü içimdeki tüm sesleri birer birer öldürdüm bugün. uzaktan izlemeye çalıştım canımın acısını, bağıra çağıra ağladım.. artık ağlayamıyorum da, yoruldum.. kendimi götüresim var olduğum yerden, bugüne dek inandıklarım ve inanmayı seçtiklerim isimli bu yalanın içinde bir nebze gücüm olsa kendimi kaçırıp götüreceğim. öyle yük gibi de değil. götürüp bilmediğim bir yere bırakacağım, kimse bulamasın diye gömeceğim. kimse bilmeyecek zaten. bir gün öğenirlerse de geç olacak. bana yakışığ yakışmadığı kaygılarımı da kaldırdım rafa, rahatladım sanki biraz...
kimse üzemeyecek de ondan sonra beni. üzüntünün deliliğe yol açıp açmadığını bilmiyorum, tek bildiğim biraz daha acırsa canım cidden büyük bir sakinlik içinde delireceğim. az kaldı, hissediyorum.
yine de kimseyi olanlar için suçlamıyorum, kendim hariç.. insanın kendisini suçlaması, aklayamaması ve kaybetmesi çok zor. ben kendimi kaybediyorum.. biliyorum.
geçsin istemiyorum bu yaşadıklarım, artık üstümden akıp gitsin de istemiyorum.
her şeyin bu kadar anlamını yitirebileceğini düşünmemiştim.
ama oluyor işte.
oldu..
birdenbire.
bıçak gibi işte.
bıçak demişken.. ilk defa doktora gittiğim için mutluyum, iyi ki gitmişim, iyi ki kanama bozukluğumdan haberdarım. bu tedavi edilmemiş hastalığın bilgisi işime yarayacak ilk defa, hasta geçmişi dışında.
kimse arkamdan bir şey sorsun istemiyorum. ben başıma gelenleri nasıl kabul ediyorsam, benim ölümüm de öyle kabul görsün. hesapsız kitapsız, en çok sessiz.
sussun insanlar.
onların içindeki sesler de sussun ben ölünce.
yazdıklarımdan haberdar da olmayacak kimse. oh olsun işte.
benim için karar verenlerden ziyade kendim için en doğru kararı verebileceğimi hissediyorum.
verdim gitti bile hatta.
uygulamaya geçmeli şimdi.
alınan kararların uygulanması gerekiyor ne de olsa hayatta.
işte o tuhaf hayat döngüsünde son kez kendim için bir şey yapmak istiyorum.
yüzümde gülümseme olsun, kimsenin beni üzmesine izin veremeyim artık.
gülümsemem de ölsün yüzümde, donsun kalsın damarlarımdaki kan gibi.
devinimim dursun, edimlerime son vereyim ve aslında kendim için iyi ve doğru bir şey yapayım son defa.
üşümem de geçer hem.
hissizliğin kekremsi tadından kurtulurum, en fazla nefes almam o kadar.
ama yöntem konusunda hala kararsızım.
bir vahiy gelse de beni aydınlatsa istiyorum hangisi daha işe yarar aslında söylesin birileri.
bu kadar acıyla boşu boşuna baş etmeye çalışmaktansa affedilmeyi beklemek daha iyi aslında.
insanların, geride bıraktıklarımın beni affetmesinden falan da bahsetmiyorum, içimdeki inancın kendisinden söz ediyorum.
çünkü olmuyor artık.
zorlanıyorum.
nefes almak her geçen gün zorlaşıyor, başardığım ve başaramadığım onca şeye baktığımda kendimi göremiyorum artık.
belki de hiç olmamalıydım. hiç hem de.
neyse lafı uzatmak beyhude.
sadece içimdeki sessizliğe bakıyorum, var mı başka bir şey söylemek istediğim çığlık halinde onu anlamaya çalışıyorum.
bir daha böyle bir şansım olmayacak zira.
olmasın ne yapalım.
her durumun gereklilikleri var sonuçta.
sonsuza dek susmaksa, nefes almamaksa bedeli..
seve seve ödüyorum işte.
bir sürü onursuzluk içinde en azından kendi insan olma onurumu koruyabileceğimi umuyorum bu şekilde. hiç hak etmediğim binlerce söz değilim çünkü ben.
ne olup ne olmadığımı biliyorum.
zaten ona göre verdim kararımı.
alışkanlık haline getirdiğim mektuplarımdan biri olmayacak bu.
kimse de bilmeyecek.
ben bileceğim en fazla.. insanlar belki sonradan öğrenecek.
ama hepsi daha iyi olacak şu hissettiklerimden.
daha iyi..
güle güle derim ya hep kalırken, bu kez doğrusunu kullanmak istiyorum. allahaısmarladık bana iyi ve kötü bir şeyler katmış herkes..
en çok da ailem.
sizi düşünüyorum sadece.
beni düşünmeyen bir sürü insanı çok da umursuyor değilm artık.
ama anlarsınız belki siz beni...
yaşadığım acınının nedenini anlarsınız.
anlamasanız da öbür tarafta anlatırım ki ben size.
söz.
merak etmeyin yani.
yazdıkça vazgeçmekten korkuyorum.
hayatta son kez uygulanabilir bir karar veriyorum.
artık üzgün de değilim.
içinde asılı kaldığım boşluktan kurtulmanın tek yolu bu maalesef.
böyle olsun istemezdim, eminim siz de istemezdiniz.
sadece ailem.
biliyorum canım kardeşim, sen hemen sözlüğe girip bakacaksın yazdıklarıma olanlardan sonra.
sen anla nolur beni ve dünyanın geri kalanına olmasa da bizimkilere anlat.
geri kalan insanlardan zaten hiçbir zaman bir şey istemedim... yine istemiyorum.
harekete geçme vakti artık..
varolma şeklim buysa eğer, eyvallah. yok olmayı seçiyorum ben.

maia, 14.11.08
crazygirl132 crazygirl132
içini dökme yöntemidir. intihar girişiminde bulunup we başarısız olduysanız üstelik bi de intihar mektubu yazdıysanız işiniz bitmiştir. çünkü nasılsa ölüyorum düşüncesiyle bütün sırlarınızı anlatmışsınızdır. (aşık olduğunuz insanı, ana,baba dan nefret ettiğinizi... vb) böyle olunca da bahsi geçen kişilerin size olan davranışları tamamıyla değişir ve bir kes daha intihar etmeye çalışmanız we bu sefer başarılı olmanız kaçınılmaz olur...
ofsaytadüştümgelicem ofsaytadüştümgelicem
şöyle bir şey geçmişti kafamdan yıllar yıllar önceydi. o zamanlar bukowski ve diğer kopuk yazarları daha yeni okuyorum o yaşta niye okuyorsam artık. bir gece aklıma yine nerden geldiyse intahar etmek fikri geldi. nasıl yapacağıma karar vermiştim ama bir de intihar mktubu yazmak gerekirdi. öyle kuru kuru ölmek olmazdı ya. işte bundan dolayı yatağımda saatlerce düşünüyor ama neler yazacağımı toparlayamıyordum zira dünyaya hayata sitemim büyüktü sevmiyordum ve midem bulanıyordu. ağzıma gelen milyonlarca sözcük uykun dağarcık bulamadığında kağıtta iz bırakmıyordu.
sonra kendi kendime dedim ki: "ulan hiç bir şey yazma kağıtı kalemi koy masaya ve uç."
sonra biraz düşününce yine kendime konuştum: "hiç bir şeyi anlamayanlar bunuda anlamaz ki: salağa bak derler, mal mektubu yazmayı unutmuş, mektup yazacakmış onuda unutmuş."
sonra güldüm en sonunda yaşıyorum işte...
isteböylegüzelim isteböylegüzelim
"merak kediyi öldürür derler ya, ben ölecegim için merak ediyorum. cennete mi gidiyorum yoksa cehenneme mi? belki de bambaska bir yere. gidecegim yeri tarif edecek biri çikacak mi karsima, çok merak ediyorum? çünkü ben yasarken hep sasirirdim yollari. ben ölünce ruhum çiplak mi kalacak, merakimdan çatliyorum. çünkü ben yasarken hep utanirdim da. merak ediyorum deli gibi. heyecanliyim biraz da. hurilere en güzide esprilerimi ya da zebanilere en duyulmadik küfürlerimi sakliyorum. pisman olacak miyim, merak ediyorum? ben ölünce geriye, pisman olacak bir ben kalacak mi diye merak ediyorum? eger bir hayalet olursam, kimlerin kabuslarina gece yarilari karabasan gibi çökecegimi ise hiç merak etmiyorum. isimleri tek tek zihnimde çünkü, esprilerim ve küfürlerim gibi. ama ben merak ediyorum, ölünce unutacak miyim her seyi? sevda türkülerim uçup gidecek mi zihnimden? yazdigim siirleri hatirlayacak miyim? eski asklarim ne renk bakardi, gökkusagindan seçebilecek miyim?
yolculuklarda midem bulanir, merak ediyorum yine bulanacak mi?
yoksa bundan böyle ben artik kusmayacak miyim? yasarken hep kan kusardim da.
bundan sonra acikmayacak miyim? yasarken en büyük silleleri yemek hep bana kismet olurdu da.
artik üsümeyecek miyim ben, merak ediyorum? içten öpmeyecek miyim bir daha? burnumda tütmeyecek mi sevdiklerim. ha bu arada, merak ediyorum kimi rahmetlilerin adreslerini orada bulabilecek miyim?

garipsedigimden degil vallahi;
korkuyorum sadece.
sanki..
sanki titriyorum birazcik da..

dünya ziyaretleri kisa olurmus.
imtihan ya ne de olsa, sorulari bos birakip çikiyorum.
dört yanlislar hepinize!"

ümit ılgın yiğit

http://umitilgin.blogspot.com/2009/05/korktugumdan-degil-vallahi.html
3 /