iş ahlakı

1 /
karamelize ekmek karamelize ekmek
bir işyerinde bulunan ve oradaki insanları da içine alan bazı kurallara verilen addır ki çalışanlar arasında haksızlıkları ve olası gereksiz tartışmaları önlemeye yönelik olması gerektiği söylenebilir.
metropolsalagi metropolsalagi
tarafımdan yüzlerce yaşanmış hadiseyle örneklendirilebilecek kavram.

ancak,tanımı özetlemek gerekirse:gelişmiş ülkelerde işverenin de kamçılamasıyla, işyeri çalışanlarının rekabetiyle oluşan acımasız ortamda biçimlenen değerler bütünü.

azgelişmiş ülkelerde bu durum yerini yalakalığa ve kulis faaliyetine bırakır.

gelişmemiş üçüncü dünya ülkelerinde ise meslek ahlakından ziyade akrabalık ilişkileri,acıma duygusu,cemaatler gibi daha çok kabile tarzı yönetimlerin egemen olduğu bir çalışma anlayışı vardır.
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
geçmiş zaman, bir gün patronlarımdan biri, üç kuruşa çalıştırdığı adamlardan birinin işe sürekli geç geliyor olmasıyla ilgili "adamda iş ahlakı yok" demişti de ben de içimden "siktir, orospu evladı, kendine bak önce sen" demiştim. tabii böyle şeyleri içinden söylemek zorunda olmak kötü.
hariboo hariboo
şu saatte mesainin ortalık yerinde çalışmak yerine sözlüğe yazı yazmak şeklinde delinmiş yazılı olmayan kurallar silsilesidir.
seyyarsilahşör seyyarsilahşör
ülkemizde bir geçerliliği olmayan şeydir. örneğin kimyagersiniz kozmetik firmasının formüllerini biliyorsunuz sözleşmenizde benzer yere girilmez yazıyor. bir bakmışı hemen zıplamış öbür kozmetik firmasına cayır cayır formülleri söylüyor. bunun gibi zilyon tane örnek türkiye'de herkes parasına bakar ne iş ahlakı.
too old to die young too old to die young
uzun uzun eğitim, iş, işsizlik konularını beni gerçekten anlayabilen biriyle istişare ettiğim bir günün ardından ödev ahlakı ile ilgili bir şey çıktı karşıma. yazı kant'ın ahlak anlayışının temelinde; esas olan mutluluk ya da fayda değil, mutluluğu hak etmek ve doğru olmanın yattığını söylüyor.

pek tabi defalarca kez çürütülmüş teori, o teoriyi çürütenlerin torunları mı acaba bugün kolay yoldan para kazanmak için her çirkinliği yapanlar ve mutluluğu parayla eş tutanlar? o torunlar mı ahlaklı olmayı ezik olmak diye nitelendirenler?

beşikteki bebeğe oğlum/kızım başarılı ol ve başarıya ulaşmak için insanları basamak olarak kullan diyenler var ya, youtuber ol parayı kır neden emekten yemek umuyorsun diyenler var ya hani, her şeyin dolandırıcıları, her şeyin kirli yolunu açanlar var ya, kant'a biraz kulak verin ahlaksızlar!

ahlak önemli.
sakil sakil
ülkemiz insanlarının en az %95'inin sahip olmadığı şey. aynı şekilde vatandaşlık bilincine de sahip değiliz. ve birbiriyle bağlantılı bu iki şeye sahip olmamak, bizim temel problemlerimizden biri. bir adım ileriye gidemememiz ve hatta sürekli gerilememiz işte bunlardan.

bu aralar fena hâlde takmış durumdayım bu meseleye. ister istemez sürekli bununla ilgili gözlem yapıyorum ve gözlem yaptıkça da sinirlerim bozuluyor. kendisini vatansever olarak tanımlayan insanlar, atatürk'ün "vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır." sözünü mutlaka bir yerden duymuş veya bir yerde okumuş oluyor ama bunu anlayan yok. kendisini inançlı olarak tanımlayan insanlar çalışmanın bir tür ibadet olduğunu biliyorlar ama bunu dikkate almıyorlar. herkes işini en kestirme yoldan yapıp parasını kazanma peşinde. ve insanlar, kendilerine paranın ne için verildiğini oturup düşünmüyor. mesela sınıfında 35 tane öğrencisi olan bir sınıf öğretmeni düşünelim. bu öğretmenin aylık kazancı 3500 lira olsun. bu öğretmene ne için maaş veriliyor? o öğrencilerin eğitimi için. yani her bir öğrenci için ayda 100 lira kazanıyor bu öğretmen. ama şu en arkada oturan, hiç sesi çıkmayan öğrenci için bu ay neler yaptın diye sorduğunuzda cevap koca bir sıfır oluyor. sadece en önde oturan zeki öğrenciler için değil, her biri için para aldığının farkında değil. mesela masa başında oturan bir çalışanı düşünelim. bunun maaşını önce gün, sonra saat üzerinden hesaplayalım. bu insana, o masanın başında oturduğu her bir saat için maaş aldığının hatırlatılması gerek. yani işe 1 saat geç geldiğinde o 1 saatlik maaşın haram para olduğunu bilmesi gerek. ama bu bilinç yok işte. daha uzatırım bu konuyu, örnekler sunarım tek tek ama giri uzayınca kimse okumuyor. burada keseyim o yüzden. şu hâliyle bile okumadan geçeceksiniz gerçi.
mavisinek kolscc mavisinek kolscc
başlıktaki diğer yazarlardan farklı şeyler yazmayacağım.

türkiye'de olmayandır.

tanımımın ardından bugün şahit olduğum olayı aktarayım.
bir sebeple bekliyorsam telefonuma gömülüyorum ya da yağmurda oraya buraya kaçışan insanları seyrediyorum. yine öyle yapıyordum. uzaktan bir genç geldi, 18-20 yaşlarında. kapı kapı dolaşıp el ilanı dağıtıyor. kafasına göre bazı kapıya bırakıyor bazılarını es geçiyor. sonra bir kapıya daha bir tomar ilanı parmaklıkla cam arasına koyup hızlıca ayrıldı. kağıtların yarısı yere döküldü. genç döndü baktı, "amaaaan, soğukta şunları bitireyim" dedi, çekti gitti. sonra binaya giren sakinler o ilanı ayağıyla çamura itti, üstüne basıldı, israf edildi.
bu el ilanı sanıyorum malum seçimlerle ilgili. o seçimlere giren partiler bu çalışmaları parti ödenekleriyle yapıyor. bu ödenekler devletten geliyor. ya da bana ne? nereden geliyorsa gelsin. o genç eline dağıt diye verilen ilanları göre göre rezil ediyor, karşılığında para alıyor. para almıyorsa bu rezilliğe sebep olma hakkı doğmuş olamaz. gönüllüyse asıl rezillik oradadır.
mesele para değil. mesele bu gencin girdiği her kurumda, yaptığı her işte bu denli sorumsuz olacak olması. nasıl başlarsa öyle devam eder. iş ahlakı böyle bir şey. ahlaksızlık da böyle.

ahlak bulduk da işlisini mi arıyoruz? ilahi biz.
zeitgeist zeitgeist
kendine duyduğun saygıyla alakalı bir şey bu, eğer yaptığın işi olması gerektiği gibi yapmıyorsan şahsiyet sahibi değilsindir. özel sektörde de kamuda da biraz gözlem yapınca hemen beliriveriyor, iş ahlakına sahip olmayan insanın biraz derinine baksanız gevşek karaktersiz bir tip olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz.
topalkırkayak topalkırkayak
türkiye'de çoğunlukta yoktur. genelde çalışanlar üzerinden incelenmiş ama çalışanların neden bu duruma geldiği sorgulanmamış.

herkes böyle diyemem ama bir kısım işveren iş ahlakına sahip olmadığı için bi yerden sonra ahlaksız olmak durumunda kalırsınız. işveren benim hakkımı vermiyorsa, istediğim zaman işine gelirse diyorsa, ben de ona göre iş yaparım. daha önce yaptım, yine olsa yine yaparım. ben miyim lan memleketin kerizi? patron beni sikecek ben ahlaklı olacağım, geçeceksin o işi. doğru mu, etik mi dersen değil ama piyasanın gerçeği bu bence.
1 /