iş görüşmesi

13 /
tirilaylaylay tirilaylaylay
-merhaba
-merhaba
-iş başvurunuz devam ediyor mu?
-ediyor. ( iç sesim: etmiyor, kendi işimi kurmam lazım.)
-biz sizinle görüşmek istiyoruz ama öncesinde telefondan bir görüşme yapalım istiyorum.
-tabii.
-çalışma günlerimiz 5.5 gün, size uyuyor mu?
-hım… ( sesli düşünecek kadar yürekli bir insanımdır. ) yok, uymuyor.
-o zaman, bu şekilde not alıyorum.
-tamamdır. ( iç sesim: al al, büyük puntoyla al.)
badass badass
lisans 3. sınıftayken bir holdingin yönetici yetiştirme programında kendi alanımla alakalı bir pozisyon için görüşmeye çağırıldım, hayatımda girdiğim ilk ve tek iş görüşmesiydi ve bir simülasyonun içinde olduğumu iliklerime kadar hissettiğim tek andı.

görüşmeye beş adayı aldılar. karşımızda ilgili şirketin insan kaynakları, üretim, ar-ge, kalite yöneticileri var. bir soru sorup sıra sıra cevap alıyorlar.

birinci arkadaşımız x okuldan geliyor diyelim. çocuk görüşmeye kot-tişörtle gelmiş, sorulara genellikle geçiştirme ve kaçamak cevaplar verdi. anahatlarıyla iyi bir çocuktu bence ama biraz fazla çekingendi, ağzından cımbızla laf alınıyordu.

i̇kinci arkadaşımız da aynı x okuldan. hayatınızda karşılaştığımız zorluklara ne tip çözümler bulduğumuzu sorduklarında eleman liseden arkadaşlarıyla üniversiteye geldiklerinde 3+1 bir ev tuttuklarını, evde 10 kişi yaşadıkları esnada evin çöp eve dönüştüğünü ve polis tarafından evden çıkarıldıklarını anlattı. buldukları çözüm de 3+3+2+2 şeklinde evlere çıkmak imiş. üzerinde italyan kesime oturtulmaya çalışılmış ingiliz kumaşına benzer bir şeyden oluşan kötü avukat takım elbisesi vardı.

üçüncü arkadaşımız y okuldan. bu arkadaşımız ise aynı soruya "evleniyorum" diye cevap verdi. yöneticiler bir ispanyol edasıyla "¿que?" moduna girdiklerinde açıkladı, istanbul'da ev kiraları pahalı olduğu için sevgilisiyle evlenmeye karar vermiş. ayak ve el bileklerinden 7-8 cm kadar içeride kesimi biten, dar bir yawru alıcı/seri köz getirtici takım elbisesi vardı, kravatı yoktu ve iki düğmesi açıktı.

dördüncü arkadaşımız da y okuldan. hawaii gömlek ve kotla gelmiş adam. okulundaki bir kulüpte yöneticilik yaparken okulu nasıl dolandırdığını uzun uzun anlattıktan sonra yöneticilerden birisi "e yani bu bir çeşit dolandırıcılık değil mi?" dediğinde "o da gelecek seneki yönetimin problemi" şeklinde cevap verdi.

mülakat öncesi adrenalin salgılamamı baskılayacak ve sükunetimi korumama yardımcı olacak bazı ilaçlar aldığımdan mütevellit bedenim anlık tepkiler vermeden önce zihnime bir durup düşünme ve sakinleşme payı bıraktığımdan gülme krizine girmedim. fakat görüşmenin bir noktasından sonra söz konusu adayların aslında aday olmadığını ve benim tepkimi ölçmek amacıyla şirket tarafından yerleştirilmiş figüranlar olduğu fikrine (paranoyasına) kapılıp tepkilerimi gözbebeklerimi bile büyütmediğim bir noktaya indirgedim. mülakat bittikten sonra sakince çıktım. şirket sonradan aramadı, beni de çok üzmedi açıkçası.
phantomofopera phantomofopera
geçen haftalarda yaklaşık 2 aydır haber beklediğim firmanın insan kaynaklarından aradılar. ayaküstü konuştuk, yarım saat kadar. baktım, mülakat gibi sorular soruyor, neymiş efendim beni tanımaya çalışıyorlarmış. kendimi bir güzel tanıttım, konuşmanın sonunda "aa öyle mi çok güzel" gibi ifadeler duymuştum. resmen iki yakın dost gibi sohbet ettik. bu da böyle bir anımdır.
kilciklitazefasulye kilciklitazefasulye
son bir yıldır çevrimiçi mecralarda yapılan, kimsenin yorulmadığı, altında pijama üstünde bluz/gömlek teşrif edilen mini tanışma toplantısı. garip geliyor... iş görüşmesi sanal, iş başlangıcı sanal, evraklar turkiye.gov.tr üzerinden. 8 ay önce aynı departmanda işe başlayıp, her gün görüşüp bir defa elini sıkmadığım adam var çalıştığım şirkette.

oysa ki bize el sıkmanın raconu öğretilmişti, başparmakla işaret parmağının arasında kalan kısımlar temas etmeliydi ideal bir tokalaşmada. insanlar bu yolla bir güven tesir ederdi birbiri arasında, iletişimin etkinliğini arttırırdı.

"bizim zamanımızda buralar hep dutluktu"'ya da "nerde o eski ramazanlar"'a bağlamadan evvel, iyi bir iş görüşmesinden yöneticilerin ne beklediklerine dair bir iki detay paylaşmak isterim. i̇nsan kaynaklarında çalışmıyorum yanlış anlaşılmasın ama masanın iki tarafında da çokça bulundum.

1- i̇letişim ve güleryüz: kimse yaşam enerjisi bitmiş, ruhu uyuşmuş biriyle çalışmak istemez. azıcık yüzünüz gülsün. gözler çipil çipil baksın (bu çok önemli)

2- kendinizi ifade edin: zaten ortam, ilişkiler sanal, zaten beden dili artık bir iletişim yöntemi değil... o zaman cümleler, kelimeler ağızlardan cımbızla çekilmesin lütfen.

3- i̇ş başvurusunda bulunduğunuz şirketi bir miktar araştırın. kaç mağazası / lokasyonu var, sıralamada nerede, rakipleri kimler, vs.

4- aşırılıktan kaçının.

5- kendini geliştirmek öncelikle öğrenciyseniz, öğrenciliğinizde ne yaptığınız, bu zamanı nasıl değerlendirdiğiniz çok önemli. mutlaka staj, proje, kulüp faaliyeti, dersler haricinde bir şeyler yapmış olmak önemli. bir ilgi alanına sahip olmak, sanatın bir ucundan tutmak mesela...
mezunsanız kendinizi geliştirmek adına ne yaptığınız da önemli. bunlar biraz da maddi konular ama insan okuyabilir, her durumda buna engel yok.
absimiliard absimiliard
ekseriyet rencide eder. iyi de geçse kötü de geçse. özgüven eksikliği yaratacağı gibi aşırı hırs ve kibir de yaratacaktır.

bir insanın kendini pazarladığı en stresli alandır, yorar. yalan söyleme, farklı kimliklere bürünme, rol kesme, birikimin süslü cümleler ile genişletilmesi ile insan karakterinde sınırlar zorlanır.

iş başvurusunda "kendiniz gibi olun" yerine "kendini satmayi iyi bilin" mottosu hakim olur. ve bu genel geçer ifadeleri birikimli, tecrübeli insanlar dahi dile getir.

liyakat eksikliği ve torpil gibi konuların disinda tabi bu söylediklerim. yoksa ağzınla kuş tutsam giremiyorsun.

söylediklerim tabi ki ytd.

ama ve lakin insanın idealleri, karakteri, duyguları ile ters orantılı gelisiyor bu gorusmeler. bana garip gelmek ile birlikte kesinlikle insan kimyasına ters olduğunu düşünüyorum gorusme sureclerinin
alcoolico alcoolico
karşınızdaki kişi/kişiler de insan ve herkesin bir "modu" var. eğer görüşme günü size bırakıldıysa cuma günü saat 10:00'u seçin. haftasonu mutluluğu ve sabah dinçliği ile emin olun pazartesi yapacağınız herhangi bir görüşmeden daha iyi bir izlenim bırakırsınız.

i̇zmir'de bir çok iyi firmayla görüşmüş biri olarak yapıyorum bu yorumu. başarılar.
kararverilemeyennick kararverilemeyennick
2-3 yıl kadar önce tüm türkiye'ye ismi yayılmış, saygın bir perakende firmasının genel müdürlüğüne iş görüşmesine gitmiştim. o dönem kıdemli danışmanım mevcutta işim var ama iş görüşmesine gittiğim firma sayısı fazla. sadece danışmanlığı bırakıp kurumsala geçiş yapmak istiyordum. ilk aşamaları hızlıca geçip anlaşma aşamalarında durakladığım bir dönemdi.

iş görüşmesine gideceğim gün ofiste yoğunum, zor vakit ayırmışım. 1 saat görüşmeye katılıp tekrar işimin başına dönerim diye kendimi ayarlamıştım. görüşmeye gittiğimde kurumsala geçiş olarak gözlemlediğim o çok ünlü perakende firması beni iş görüşmesine çağırmamış gibi, insan kaynakları geleceğimden haberdar değilmiş gibiydi. o an bunu anlasaydım görüşme odasına girmeden iptal edelim deyip geri dönerdim. görüşme odasına alındım, 20 dk bekletildim. tam çıkıp gideceğim, elinde formla biri gelip bir şey içer miyim diye sordu. neyse geliyorlar diye düşünüp su istedim, formu doldurmaya başladım. suyu plastik bardakta getirdiler. sakin bir yapıya sahip olmama rağmen iç içe geçmiş plastik bardaklarda suyu görünce kendime hakim olamayacağımı anladım.

5 dk kadar sonra siyah dişlere ve yağlı saçlara sahip bir insan kaynakları çalışanı geldi. o güne kadar insan kaynaklarında çalışan kadınları şirketin geneline göre bakımlı, süslü olarak değerlendirebilirdim. bu şekilde insan kaynaklarında biriyle form üzerinden konuşmak için bekletilmek konumuma göre fazlaydı. sorularını geçiştirip, beni beklettiğiniz için görüşmeyi sonlandırmak durumundayım şeklinde 1 saati tamamlayıp kalktım. ilk defa kalkarken memnun oldum, görüşmek üzere gibi cümleler kurmadım. o kadar sinirliydim ki nasıl çıktım, nasıl ofise döndüm hatırlamıyorum.

ofise gider gitmez insan kaynaklarıyla olan mailleşmeye, gerekli özeni göremediğim için mevcut pozisyonumu değiştirmeye değer bulmadığımı, pozisyon için değerlendirmeye alınmak istemediğimi, şirketin havuzundan da cv'mi çıkarmalarını yazdım. bunu yazarken tereddüt ettim yalan değil. farklı ağları etkiler mi, başka bir şey kaybeder miyim diye. ama bu tereddüt de çok kısa sürdü.

ne kadar iş görüşmelerine özenli gittiğimi, her biri için öncesinde hazırlandığımı, bazı firmalarda çok iyi iletişimler elde ettiğimi hatırlıyorum. iş görüşmesi aynı pozisyon için olumlu sonuçlanmayabilir. ama sonrasında size veya iş görüşmesine gittiğiniz firmaya getirisi olabilecek verimli bir süreç. ilk görüşmelerinizde tecrübesizlik, işi çok beğenme , hemen olmasını isteme gibi konular olunca sanki sadece onların sizi değerlendirmesi lazımmış gibi düşünebilirsiniz. ilerleyen zamanlarda aslında sizin de onları sadece iş yönünden değil, iş görüşmesinde yaşadıklarınızla değerlendireceğinizi bilin. insan kaynakları bir çok kurumsal firmada kaynak tüketmeye yakın bir kelime olduğu için insan değerleri olarak değiştirildi. işe alacağınız insanın firmanızı, sizi beğenmesi istemesi mutlaka olması gereken bir şey olarak düşünüyorum.

yaşadığın durum o anlık, senin görüştüğün kişiye bağlı olarak yaşanmış olabilir diyecekler olacaktır. olabilir tabi. ani bir işi çıkmış, görüşmeye gecikmiş veya iptal etmiş de olabilirdi. ben bunu da yaşadım. ama odaya girdiği an "geciktim, kusura bakmayın." veya "şöyle ani bir durum gelişti." gibi bir dönüş almadım ben. süreç gayet normalmiş gibiydi. ben geciktiğiniz için çıkmam gerekiyor diyene kadar da yüzündeki mimikler düzgündü.

not: attığım maile cevap gelmedi. her hangi bir olumsuz/olumlu durum yaşamadım. sadece bu deneyimi tüm çevreme anlattım. çevremden kimsenin aynı şirkete iş görüşmesine gitmek isteyeceğini düşünmüyorum.
mielyn mielyn
hiç deneyimlemediğim durum.
uzaktan mükemmel gibi görünse de bazı şeylerin üzerinize doğduğunuz andan itibaren giydirilmesi çok da hoş bir durum değil. seçme şansınız en başta var gibi görünse de "iş" başa düşünce beklenileni, isteneni yapıyorsunuz.
topalkırkayak topalkırkayak
i̇stisnalar olmakla birlikte görüşme yapacağınız kurum ne kadar yaldızlıysa, süreçler de o kadar amatörce gidiyor kendi ve çevremdekilerin tecrübelerini göz önünde bulundurduğumda.

firmalar, siz bize muhtaçsınız, çünkü biz en iyisiyiz, bundan dolayı da size çöp gibi davranma hakkımız var, alın paranızı çok konuşmayın tavrında oluyorlar. bu tavrı da kurumsallık çerçevesine sokuyorlar. yaptıklarının doğru olmadığını ve insan gibi muamele görmek istediğinizi söylediğinizde de sizi duygusal olmakla, profesyonel olmamakla suçluyorlar. profesyonel olmak, haksızlıklara karşı susmayı, beş liralık işi üç liraya yapıp konuşmamayı, yöneticiye bilgi sızdırıp ekibin sülalesini sikmeyi gerektiriyor çünkü.

hep mi böyle, hiç mi iyisi yok? mutlaka var, ben bir iki tanesine denk geldim. arkadaşlarımdan da çok düzgün şekilde görüşme yapanlar var. dediğim gibi iyi olanlar azınlıkta, geneli yukarıda bahsettiğim gibi.

saygılarımla,
kib, bye, tşk, fyi.
ophelias ophelias
kendinizden emin olmanızı, gerilmemenizi öneririm. sanki o iş olsa da olur olmasa da olurmuş gibi davranmak işe alımınızdaki en önemli anahtar nokta. onlara muhtaç olmadığınızı sizi daha kimlerin kimlerin istediğini bir şekilde hissettirin karşınızdakine. %100 işe yarar demiyorum ama büyük bir yüzde verebilirim işe yarayacağı konusunda. başarılar. bol şanslar.
insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu insan kaynaklı ilişkiler sorumlusu
türkiye'de bakkal mantığında esnaf tipli patronlar olduğu sürece şaka gibi bir olaydır iş görüşmesi.
türkiye'nin köklü şirketlerinden birinin sahibi bana görüşmede memleketimi sormuştu. neyse, olabilir... adam deşdikçe deşiyor, memleketçilikten, siyasi konulara geçiyor, muhsin yazıcıoğlu üzerinden mülakata devam ediyordu ki ateş beynime vurmuş olan beni bir hışımla adamın masasına çullandırdı;
- " senin memleketinin de muhsin'in de, fabrikanın da içine tükürürüm ben" dedim...
hayatımda hiç bu kadar rahatladığımı ama bi'okadar da sinirden zıngır zıngır titrediğimi hatırlamıyorum.

gözü paradan ve yandaşlıktan başka bir şey görmeyen kravatlı timsahlar ile aşık atmak için hazırlıklı olun.
13 /