iş hayatının ilk kuralı

3 /
yürüyenconi yürüyenconi
mesai saati biter iş orada biter. hayatınızın bir parçası yapmayın. sosyal hayatınızı ve insan olduğunuzu unutmayın. işyerinde çalıştığınız insanları hayatınıza kesinlikle dahil dahil etmeyin.
saiyajin saiyajin
işinizi sevmiyorsanız başka bir iş bulun.

bonus: internette iş hayatıyla alakalı bir şeyler yazan yaralı ceylanların tavsiyelerini görmezden gelin.
a sami bayraklı a sami bayraklı
(bkz:#18135064 )

(bkz:yalnız bu ifade bana biraz abartılı gibi geldi )

yani giri özelinde bir eleştiri değil tabi, öyle olsa yorumda veya mesajda yapardım. genel bu tavsiyelere bir eleştiri yapacağım.

bunu nasıl başarıyorsunuz arkadaşlar? beğenen herkes bunları yapıyor diye yorumladım. günde en çok gördüğünüz insanlarla nasıl bu kadar uzak ve soğuk kalabiliyorsunuz? ben her gün 8 saat bi odunla aynı ofiste kalsam mesela oduna karşı hislerim gelişir. telefonla konuşurken odun kulak misafiri olur. sonra istemeden ona açıklarım yanlış anlamasın diye. 2 muhabbet döner aramızda. yan ofiste başka odunlar varsa onları bile eleştiririz. ki ben kendimi duygusuz bi insan olarak tanımlarım.

mesela benim şu an bi iş arkadaşım var 2 yıldır en çok gördüğüm insan. hem de açık ara. ondan sonra en çok gördüğüm insanı belki onun yarısı kadar falan görmüşümdür. daha az bile olabilir emin değilim. şimdi ben bu adamın ailesinin her şeyini, tüm dertlerini, sıkıntılarını, gelecek planlarını biliyorum. hadi benim iş hayatım biraz ekstrem, bu uç örnek olsun, geçelim. onun dışında.

sosyal varlıklarız sonuçta. yıllarca çalıştığımız yerde insanlarla sosyal medyadan ekleşmemek, özel hayattan bahsetmemek, kimseyle yakın olmayıp sürekli mesafeyi korumak. biraz yorucu değil mi ya? hani ilk 3 ay için ilk 6 ay için bu tavsiyeler verilse anlarım, insanları ve ortamı tanırsın, dedikoducu tiplerden sakınırsın falan da sürekli bunu korumak nasıl bi kafa? sosyal medyanızda ne saklıyorsunuz bu kadar önemli? ekleseniz nolur eklemeseniz nolur? benim için şu an instagram insanlarla sürekli irtibatta kalabilme ve karşılıklı unutmama ortamı. bi insan benim instagram adresimi görünce ne olabilir? bu kadar hayati bir bilgiyi neden instagramda paylaşırız? sözlükten bile her hanıma açık instagramım.

çok fazla yalnız vakit geçiren, bununla genelde sorunu olmayan, kendine bi şeyler bulabilen bi insanım ama yalnızlığın tercih edildiği durumlarda iyi olduğunu düşünüyorum. yalnızlık öven insanlar gördüğüm zaman doğuşa dönüşüp 1 miktar küfrediyorum hatta. yalnızlık övücülüğünü sikerim. yapmayın. yalnız kalma tercihine saygımız baki. neyse bu yaştan sonra sokakta top oynarken insanlarla tanışacak halimiz yok. insan sosyal varlık dedik. arkadaşa ihtiyacı var. etkinlik yapabilmek için (her ne kadar siz bir süredir yapamıyor olsanız da lol) iki lafın belini kırabilmek için, vakit geçsin diye. bazı etkinlikler yalnız yapılamadığı için bile arkadaşa veya arkadaş ortamına ihtiyaç var. üniversite arkadaşlarınızla devam edeceğinizi söylerseniz sizi üniversite arkadaşlıklarının çıkara dayalı olduğunu söyleyen en beğenilen girilere alalım. o da olmaz. bi yerde hayatımızdan çıkanların yerini doldurmak şart.

ezcümle bu kadar kendinizi kasmayın arkadaşlar. birilerine karşı sıcaklık, samimiyet duyuyorsanız kontrollü olarak arkadaşlık kurun. zamana göre zaten daha da yakınlaşır veya uzaklaşırsınız. herkes sizin kuyunuzu kazmak için sıraya giriyor kafasından kurtulun. cia sizi izlemiyor. instagram profiliniz sizin kredi kartınızın arkalı önlü fotoğrafı değil. kimseyle konuşmayan, somurtan, köşede oturan, öğlen yemeğinde tek başına takılan biri olursanız işinizde uzun süre çalışabileceğinizi sanmıyorum.

unutmayın biz bir aile gibiyiz
protestan ahlakı protestan ahlakı
kötülüğün kimden geleceği belli olmadığı gibi, iyiliğin de kimden geleceği belli olmuyor.

kötüye kendinizi hazırlarken iyinin de gelebileceğini unutmayın. kötüye hazırlanmak insanın kaybetmesini önler. bu yüzden bir miktar başarılı da olur. ama iyiyi ıskalar genelde. kötüye kaybetmediği için gerilemez ama iyiyi kaçırdığı için ilerleyemez de.

aşırı soğuk ve mesafeli olunca, iş yerindeki ya da piyasadaki önemli bilgiler size nasıl gelecek abi? ya da yeri gelecek yanınızdaki adamın size güvenip bir şey paslaması gerekecek. ee sen adamla hep soğuk ve mesafeli olmuşsun. adam sana neyi nasıl güvensin?

bir de hadi diyelim şirkettesiniz. 5 sene boyunca başarılı oldunuz, patron sizi ekibin başına getirdi. o adamları idare etmen gerekecek. bunu nasıl yapacaksın? arkandan ''mq ruhsuzu'' diye söverlerken arkandan kuyu kazacaklar. kaldı ki realitede kalkıp da sizi kimse ekibin başına geçirmez. sen köşede ''ben çok iyiydim patron görmedi'' diye ağlanırsınız. atla deve değil. ama en azından karşınızdakini dinleyin. illa içten pazarlıklı bir götseniz ''fight clup'' daki taktikleri uygulayın. yüzde yüz çalışıyor.
oradaolmayıisteyenkadın oradaolmayıisteyenkadın
yıllarca süren gözlemlerime dayanarak;

•kendini iyi pazarlamak (ben bunu hiç beceremiyorum misal.)

•az iş yapıp çok iş yapıyormuş gibi göstermek. (bilgisayar başında parakende satış sitelerinden sipariş veriyorken, sanki maillere cevap veriyormuş gibi davranan o kadar çok arkadaşım var ki.)

•fazla dürüst olmamak (hiç gerek yok, bu devirde dürüst olanı enayi yerine koyuyorlar)

•dedikodulardan uzak kalmamak (dedikodulara dahil olmasan bile, iş yerindeki gelişmelere hakim olmak açısından önemli)
o güzel atlar o güzel atlar
köpek balıklarıyla kafes olmadan aynı suda yüzüyor olduğunu asla unutma! bir de lanet çeneni hiç açma. defaatle shark attac geçirmiş ve çenesini tutamamış biri olarak söylüyorum bunları
acarabi acarabi
iş hayatının ilk kuralı, iş hayatının ilk kuralını acı tecrübelerle öğrenmiş olanların tavsiyelerini görmezden gelmektir.
her ne kadar ayni ortamda çalışılıyorken bu kuralların uygulanması çok zor olsa da...
3 /