iş var iş beğenmiyorlar

knightofinstagram knightofinstagram
kısmen doğru ama çok az oranda doğruluk payı var. adama en rahat en güzel işi de versen kısa süre sonra götü kalkıyor yada kendini çok bir şey zannedip baştan iyi-orta şartlara burun kıvırıyor. ama nerde eskisi gibi 8 saat iş ve insanca şartlar/muamele? çok beğeniyorlarsa kendileri çalışsın! patronlara sorsan köle ol der. ne var işte mis gibi kölesin daha ne istiyorsun derler.
acarabi acarabi
bunu diyenin ağzına ağzına vuracaksın küreği.
sosyal adalet ve hakkaniyetli insanca çalışma koşulları yıllardır rafa kalkmış hala böyle konuşmuyorlar mı.
kürek yetmezse...
türkiye italyanları türkiye italyanları
herkes illa memur öğretmen mühendis mi olacak

şöyle düşünün mühendisden çok iyi nalbantlar çıkar.

atın ayağının o simetriğine uygun nalları üretir. (makine mühendisi)

atın ayağına o nalı çakar (inşaat mühendisi)

tavukların iyi yumurta çıkarıp çıkarmadığına bakar (ziraat mühendisi)

o havada otlağa hayvanların çıkıp çıkmayacağını belirler(meteoroloji mühendisi)

fizikin şartların olgunluğunu sağlar. (fizik öğretmeni)

bu bilgileri yeni nesile aktarır. (öğretmen)
randolph carter randolph carter
iş hayatı da dâhil olmak üzere yaşamın bütün alanlarına sirayet etmiş bir kültürün sloganlarındandır.

evet, bu bir kültür. ve iğrenç, yoz bir kültür. bu kültüre göre, koşullar ne kadar kötü olursa olsun var oldukları için şükretmek ve susmak gerekiyor. çünkü bu kültür sıradan bir insanın birçok şeyi hak etmediğini, yediği kuru ekmekle içtiği su dışında her şeyin lüks olduğunu ve bunları talep etmenin şımarıklık olduğunu kabullenmemizi istiyor.

hâliyle, bir iş bulduğunuz zaman, koşulları ne kadar kötü olursa olsun kabullenmeniz ve patrona biat etmeniz bekleniyor. evet, bu tam anlamıyla biat. maaşlı kölelik. başka bir açıklaması yok.

bu kültür nereden geliyor bilmiyorum. belki şeyh kızarmış tavuk yerken müritten mayasız kuru ekmeğe talim etmesini bekleyen tarikat öğretileri bir şekilde modern zamana aktarılmış. ya da bir ekmeğe sahip olmanın bile zor olduğu kıtlık dönemlerinde edindiğimiz toplumsal alışkanlıkların devamı. bilmiyorum her koşulda mantıksız.

bu yoz kültürün iş hayatına sirayet etmiş olması korkunç bir durum. birçok işveren bu durumu suistimal ediyor. mesela koca departmanın yapması gereken işi tek kişiden bekleyip utanmadan asgari ücret teklif ediyorlar. eleştiri aldıklarında da verdikleri cevap hazır "iş beğenmiyorlar!"

öyle ki günde 15 saat çalışmayı kabul etmemek, iş dışında bir hayata sahip olmak bile şımarıklık olarak kabul ediliyor. bu durum normalleşmiş. bilhassa kriz dönemlerinde çok güzel suistimal ediliyor. koşullar ne kadar kötü olursa olsun mutlaka kabul edecek birileri var. kabul edenlere de artık kızamıyorum.

yıllar önce bir kitap sitesiyle iş yapmam söz konusu olmuştu. adam her kitap için 100 kelimelik özgün içerik istiyordu ve araştırma gerektiren içeriklerdi bunlar. metin başına teklif ettiği ücret de 25 kuruştu. bu duruma hâliyle öfkelendim, teklifinin hakaretten farkının olmadığını söyledim. elemanın verdiği cevap da şu oldu:

"biz gerçekten para kazanmak isteyen, gerçekten çalışmak isteyen bir arkadaşla yolumuza devam etmeyi düşünüyoruz zaten"

yani emeğinin değerini talep ettiğinde "çalışmak isteyen" biri olamıyorsun. bunlara göre çalışmak, işveren ne derse kayıtsız şartsız kabullenmek anlamına geliyor. şeyh-mürid ilişkisini çalışan-işveren arasında sürdürmek istiyorlar.

velhasıl, sinirlerim tepeme çıkıyor şu lafı duyduğumda.