işçi sınıfı

1 /
hacı hacı
ülkemizde sendikalaşması zor olmuş ve bundan sonra da haklarını almalarını daha zorlaştıracak etmenlerin ortaya çıkması muhtemel olan halk kesimi.nitekim doğu da ağaya hizmet edersin orda sen işçi değilsindir ve sendikalaşamazsın.daha batıya gelirsek de dini istismar eden sözde müslümanlarda işçilerini zaten tarikat a yakın müşkül insanlardan seçer ki bu da zaten hoca-mürit ilişkisidir,senin orda da karşı çıkmaya ve hakkını aramaya hakkın yoktur.bu yüzden işçi sınıfı türkiye için bir sınıf değildir çünkü türkiye de işçi yoktur.-tabi yersen!-
meramise meramise
türkiye'de bir türlü oluşamamış bulunan sınıf.

sınıflaşma, temelde, ekonomik ilişkiler içinde, kazanımlar ekseninde oluşur. kim ne kadar çok hak elde edebilirse, o kadar sisteme eklemlenir; o kadar görünmezleşir. hak elde edemeyen, tabir yerindeyse "ezilen"ler de kendilerini görünür kılmak için örgütlenirler, siyasal kimlik kazanırlar ve bu kimlikleriyle iktidar içinde kendilerine yer açma gayreti içine girerler.

(ezilenlerin, marjinalleştirilenlerin gayrı hukuki yollara gittikleri, terör, anarşi yarattıkları da vakidir. ancak bu konumuz dışındadır; zaten siyasal düzlemde derdine çare bulamayacak olanlar bu yola başvurur ki bu anlattığımız işçi sınıfıyla alkasız bir konudur.)

(karl marx tarafından oluşturulan tarihsel materyalizm kurgusu da ezilenlerin ayaklanıp proleter örgüt kurması ve devamında iktidarı devrimle ele geçirmeleri şeklindedir ve kapitalizmi sona erdirip ideal sistem olan komünizmi kendi tarihsel evrimi içinde kurmayı öngören bu görüş, proleterya diktatörlüğünü de olması gereken olarak kurgulamaktadır. ikinci paragrafta anlatılan bu marxist teoriden mülhemdir.)

dünyada bunun örnekleri görülmüştür. çok emek-az gelir kısıtı altında yaşayan işçi sınıfı proleterleşmiş, bir çok yerde kendine partiler kurmuş ve hatta iktidar hırsı içine bile girmiştir. yani, aslında dünya emekçileri "tuzu kuru" değildir; onlar "ezilen", ekonomik sistem içinde tüm yükü sırtlansalar da en "görünmeyen" kesimdir ve görünmek/kendilerini görünür kılmak zorundadırlar. bunun için siyasallaşmalı, yeri geldiğinde de iktidara ortak dahi olabilmelidirler.

bu vesileyle ve amaçla seçtikleri siyasal ad da "proleterya" olmalıdır.

türkiye'ye baktığımızda ise, dünyanın tersine ve ilginç bir şekilde adı geçen sınıfın oluşamadığını görürüz. sebebi elbette ki kaynakların optimal dağılımının sağlanması ve devamında işçilere kazandırılan rahat yaşama otamı değildir. tam tersine, türkiye'de işçiler, yoğun bir beden gücüyle çalışmaktadırlar ve buna mukabil çok düşük düzeylerde ücretlendirilmektedirler. yani işçilere aktarılan kaynak miktarı, olması gerekenin çok altındadır.

türkiye gibi asgari ücreti çok çok düşük olan bir ülkede etkin bir proleter sınıfın oluşamamış olması, incelenmesi gereken bir olgudur.

27 mayıs 1960 darbesi sonrası, üniversitelerin de yardımıyla ağır aksak ve zorla oluşturulmaya çalışılan sendikalaşma hareketleri ve devamında gelen proleter örgütlenmeler, işçilerden az biraz destek bulmuşken, sonunda 12 eylül 1980 darbesi de oluşan az biraz bilinci yıkmış ve türkiye herşeye tüm gelenekçiliğiyle kaldığı yerden devam etmeye mahkum bırakılmıştır. tüm bu anlatılanlar ekseninde, yaşanan politik süreçler ve apolitizasyon çabaları da gözönüne alınırsa türkiye'de neden köklü bir işçi sınıfının oluşamadığı kolaylıkla açıklanabilir.

akp, merkez sağ oluşumludur. bu açıdan bakılırsa, işçi sınıfının, akp'ye oy vermesi beklenmeyendir. zira, işçi sınıfı -proleterya- tarihi boyunca hep sol partilerce savunulmuş, kendisi de tercihini hep bu sol olanlar yönünde kullanmıştır. ancak türkiye'ye baktığımızda akp'nin oylarının çoğunun gecekondulardan geldiğini görmekteyiz. bunu tek bir şeyle açıklarız: zaten kendisi apolitizasyona itilen bir toplum olarak, siyasal bilincimizi bize mevcut siyasal partilerce verilen kadarıyla, kendi kendimiz kazanmaktayız. türkiye'deki din eksenli siyaset ve devamında gelen "solculuk dinsizliktir" vb söylem ve kanaatler, dini konularda son derece hassas olan halkı etkilemektedir. ve "allah"tan korkan halk, dinden çıkma endişesi içinde olduğundan, kendisi sol ve dinsizlik demek olan proleterleşmeden uzak kalmaktadır. aslında bu çok da bilinçli bir tercih değildir. bir nevi, dayatmalar sonucu halkın önüne sunulan birkaç şeyden birini seçmesi ile olmaktadır.

sonunda kazanan "merkez sağ"dır.

bu durum, işçi sınıfını, sisteme "kazanımları olmaksızın" eklemler. devamında silikleşen ve görünmeyen işçi sınıfı, ekonomik kısıt altında daha da görünmezleşmeye mahkumdur.

tüm bunların sonunda ise yapılan "halkının nitelikli çoğunluğunun açlık -yoksulluk değil- sınırının altında yaşadığı bir ülke" oluşturmaktır ve bunda da başarı sağlanmıştır.
blondestorm blondestorm
meslek lisesi grubunun oluşturuduğu sınıftır.insan doğası gereği ücret düşüklüğü nedeniyle işten kaytaran versiyonları olduğu gibi ekip lideri pozisyonuna yükselenleri de mevcuttur.bu sınıfa saygı duymalı,haklar verilmeli,sürekli eğitilmeli ve güdüleyici faktörler sağlanırsa sanayide işlerin sağlıklı bir şekilde kargaşasız yürüyeceğini söyleyebiliriz.diğeri için (bkz: beyaz yaka)
onurene onurene
hemen her zaman açlıkla özdeşleşen, hayata tutunmaya çalışsa da sermaye yoksunluğu nedeniyle belli bir noktadan sonrasına ne yaparsa yapsın çıkamayacak olan insanlar, dünya'nın yaratıcılarıdır işçiler. varlığı her zaman üretim araçlarını elinde bulunduranlara korku salmıştır:

açlıktan rengi solmuş bir fakirin karşısında korkudan rengi atan bir zengin vardır.
pedesa pedesa
bırakın kükremeyi, hapşırsa bir çok şeyi değiştirebilecek olan sınıf. ama çoğu yalaka. patronunun yalakası. televizyonda gördüğü zenginlere imrenerek bakar, saçmasapan bir saygı besler.

ondan sonra neymiş komunizmmiş. yarrağım kafası.
antitartaklar antitartaklar
köleliğin kalkması ile sistemin ihtiyacı olan iş gücünü sağlamak için para karşılığı özgürlüğünü satın aldığı kesimdir. bu kesim emeğini en büyük değer olarak görmesine karşın üç kuruş paraya satar. satmak zorundadır da. çünkü sistem bunu diretir. karşı çıkarsa ezilir.

köleliğin kalkması ile sevinen köleler, artık karnını doyuramaz ve karın tokluğuna çalışır. buna rağmen köleliğin kalkmasıyla gururlanırlar. bu ne yaman çelişki ya da bu ne cahillik... olması gereken bu değil lakin tek olur şey bu. keşke ütopyalarda yaşama imkanımız olsa...
1 /