işçi yağmur çizmelerinin moda olması

1 /
oehh oehh
yepyeni bir moda sikiyle daha karşınızdayız işte. yahu daha düne kadar bununla dalga geçen adamlar(aslında kadınlar), şimdi ben de alayım da giyeyim modundalar. hatta bir çoğu almış bile. hani amele çizmesiydi lan? bir kaç cırtlak renge boyayınca bambaşka bir şey mi oldu? bi gidin artık lan, lütfen. uzaklaşın.
elira elira
şalvardan sonra gördüğüm en komik moda hadisesi. şaka maka müthiş başarı aslında bunu moda haline getirmek. sen bizim şantiyedeki osman' ın, ibrahim'in, ustabaşı sami'nin (çok afedersiniz) siktriboktan sarı çizmesini al, kopeğine pırlanta tasma alan bentley'li ablanın ayağına, pembeye boyayıp tak! sonra da her türlü ucubeliğe "moda" diyip ağzının suyunu akıtan kızlarımıza bunu 100-600 fiyat aralığı ile sat. sorarsın,"ay çok rahaaaat!". plastik çizme lan bu, şaka değil yani!

ağzı bıraktırır başka bir tarafla güldürür.

bir başka ucubelik için (bkz: ugg)
kubelik kubelik
hayatta anlaması en zor konulardan birinin moda olduğunu göstermiştir.
kimler belirliyor, neye göre belirliyorlar. bütün bu stilistler mi artık ne boklarsa kafa kafaya verip bu sene hangi abuk şeyi yayalım mı diyolar. nedir yani?

ekonomi kadar zor nerdeyse.
kabus kabus
moda diye yapılabilecek şeylerde sınır olmadığının bariz göstergesidir. yine bir gün yazlıkta arkadaşlarla sıra halinde otururken yaşlar 14-15, (bkz: marmara 14), geçen bir inşaat amelesini kastederek, yanımda oturan body yapmaya başlayan arkadaşa, gayet samimi ve iyi niyetle, sende bu atletten giy güzel durmuş bak abi kaslı, güzel duruyor gibisinden bir şey söylememle...amelenin yanımıza koşup neee dionuzzz laannnn amınaaa kodukkklarımmmmm...diye sıradan tokatlamaya girişmesi ile olay noktalandı...bana gelen tokat darbesini kafamı çekerek savuştursamda, tokat yanımdaki arkadaşa direk isabet edip, suratında şak diye patladı, ben naptım, tabiki kaçtım, olayı 20 metre ilerden izlerken, amelenin bir daha benim hakkımda bir şey diyen olursa..hödö hödö nasihatini duydum...işte amelelikle moda arasındaki bağ, benim için bu anıyla beynimin sinapslarını derince böyle bağladı. şimdi moda ve amelelik deyince aklıma direk bu olay gelir...ha olaya çizme açısından bakarsak, işçi çizmesini görüp de, aha aysel amelenin çizmeye bak süper, sen de giysene diyen kıza, amele gelip girişme yaklaşımı içinde olmayacağı malumunuz...demek atlet daha tehlikeliymiş.

(bkz: serbest çağrışım)
gestalt gestalt
"ne insanlar gördüm ayaklarında çizmeleri yoktu, ne çizmeler gördüm içinde insan yoktu" sözünu aklıma getiren modadır.

not: başka aklıma gelen bir yorum bulamadım, 1 saattir düşünüyorum ne yazsam diye.
burcumsu burcumsu
yılın 4 mevsimi yağmurlu olan yerler için gayette mantıklıdır. türkiye için düşününce biraz saçma geliyor kulağa hani neredeyse yarı tropikal bir ülkede kalın lastik botlar. bunlar yeni falanda çıkmadılar senelerdir kanada,amerika ve avrupada giyiliyorlar. moda kavramı türkiyede işleri biraz değiştirip tekdüzeleştiriyor hepsi bu. bu da gelir bu da geçer.
jamesjoyce jamesjoyce
yıllardır özellikle inşaat işçilerinin giymek istemedikleri sarı çizmelerin yurdum aptal kadınlarına kakalanmasıdır. lastik çizme sektörüne bir hareketlilik getirdiği aşikardır. bu tarz çizmeleri giymiş bir kokoş gören iki işçinin diyaloğu aşağıdaki gibi olacaktır:

- lan tertip, şu karının çizmelerini görüyon mu? aynı bizimkisi gibi la.
+ he valla doğru diyon. o da mı inşaatlarda çalışıyo acaba?
- yok yav. kadın kısmından inşaatçı mı olurmuş.
+ la rusya'da falan kadınlar çalışıyomuş inşaatlarda. bizim şef dediydi.
- doğru mu ki la?
feklavye feklavye
"ameleliği" hakaret olarak gören gençliğin, adına moda dendi mi küçümsediklerine benzemekte sakınca görmediğinin ispatıdır.
haydi onların dilinden konuşalım, ne kadar "amele ruhlu" olduklarını gösterir.

not: bol yağmurlu çamurlu bir memlekette yaşayıp da sırf konfor için bu çizmeleri tercih eden ve amele kelimesinin hakaret içermediğini bilenleri tenzih ederim.
1 /