işini sevmek

1 /
closer closer
hayattaki en büyük lükslerden birisi. kafa rahatlığı için vaz geçilmez formülün en önemli parçalarından da birisi aynı zamanda. işini sevmek, iş dışındaki zamanlar için de motive eder insanı.

keyif insanıysanız, yaptığınız işten zevk almak, dünyayı daha güzel yapar sizin için bir anda. bir günde hayattan payınıza düşen 24 saatten yaklaşık 8 saati işinize ayırdığınızı düşününce, işinizi sevmenizin, insanın hazinesi ve sermayesi olan zaman için çok doğru bir yatırım olduğu daha iyi anlaşılıyor.

işini seven insanlar için, o iş harcadığı süre kesinlikle kayıp olarak görünmez. çalıştığınız ortamdaki iş arkadaşları da önemli bir faktör ama şimdilik onlardan bahsetmeyelim. kontrol ettiğimizi farzediyorum.

hem semiz olsun hem temiz olsun durumları çoğu zaman geçerli olmayabiliyor maalesef. sevdiğiniz işi yapmak için de çeşitli seçimlerle karşılaşabiliyor insan. çok daha fazla para kazanbilecekken ya da daha yüksek mevkilerde çalışabilecekken bunlardan vaz geçip sevdiğiniz işi yapmanız o kadar da kolay bir tercih değil aslında. insanın ne istediğini bilmesi gerekiyor bu seçimin kolaylaşması için. türkiye koşullarında sevdiğin işi yapmanın kolay olmadığının farkındayım. puanının yettiği bölümde okuyan insanların sevdikleri işi bulmaları ve yapmaları pek uygulanabilir gibi görünmese de ne demiş atalarımız: insan bir şeyi istemeyegörsün.
kadın giyinmiş zaman kadın giyinmiş zaman
işini sevmek diye bir kavram yoktur, yaptığı işe katlanmak zorunda olduğunu bilen farkındalık sahibi insan vardır. bir şey eğer iş olmuşsa, o saatten sonra sevilmesi mümkün değildir. ressam, yemek almak için resim yapmak zorundaysa; bu en kabasından, sabah yedide, otobüs muavinlerindeki o melun mutsuz ifadeyi yaratan hazımsızlık ve bıkkınlığın aynısıdır. soyluluğun ya da daha üst düzey bir bilgeliğin, yapılan uğraşın, zorundalık hâline gelen bir iş olarak evrilmesi sonucunda kaçınılmaz sona ilerlemesinde bir etkisi yoktur.

insan iş yapamaz, insan çalışamaz, insan zorlanamaz, insan yataktan saat yedide zorla uyandırılıp 100 kişinin olduğu dikdörtgen prizması bir araca bindirilip masada 10 saat boyunca oturtulamaz, insan yaşamaya zorlanamaz. sevdiği işi yaparak yaşamaya zorlanan ve çalışmaktan başka bir alternatif olmadığını düşünen tatlı su insanları için paul lafargue'dan gelsin:

"ama işçi sınıfı kendi gücünün bilincine varmak için, hıristiyan ahlakının, ekonominin, liberal düşüncenin önyargılarını ayaklar altına almalıdır. doğal içgüdülerine dönmeli; kentsoylu devriminin metafizikçi savunucularının hazırladığı veremli i̇nsan hakları'ndan binlerce kez daha kutsal olan tembellik hakkı'nı ilan etmeli; günde üç saatten çok çalışmamaya kendini zorlamalı, günün ve gecenin geri kalan saatlerinde tembellik etmeli ve tıka basa yemeli."
beyourself beyourself
hasta olsanız bile koşa koşa iş yerinize gelip bütün gün o kısık sesinizle hastalarınıza bir şeyler anlatmak ve yorgun olmanız gerekirken hiç yorgunluk hissetmemektir.
naringergedan naringergedan
insanların işini sevmesi iş ortamına, çalışma koşullarına bağlı olarak değişkenlik gösterir. çoğu insan kendi seçimi olan mesleğini- eğer ki kendi seçmişse- sever çoğunlukla ama hayat kavgası arasında kaynayıp gidiyorsanız, zorunlu patron-çalışan ilişkilerinden yorulduysanız, emeğinizin karşılığını alamıyorsanız maalesef ki meslek bir ayrıntı olur çıkar. ya da siz seversiniz karşılık beklemeden ama insanlar biraz fazla nankördür, vefasız ve aptal aptal aptal...
suan70milyonkisibiziizliyor suan70milyonkisibiziizliyor
hayatı sevmek için en büyük paya sahip olan sevgidir. şöyleki,

bir günü üçe bölersek, 24 saat/3=8 saat. şimdi ilk 8 saati uyku için ayıralım.
tabi sadece aptallar 8 saat uyur ama o kısmı geçiyorum zira kendimi aptal yerine koymak istemiyorum.
ikinci 8 saat ise duş yemek gidiş geliş falan anca.
ee kalan 8 saat nerde geçiyor, işte geçiyor.
bir insanın uyurken, yemek yerken, gidip gelirken aldığı mutluluğu hayat için yeterli bulamayız.
yani demem o ki, eğer o kalan 8 saat, yani işte geçen 8 saat mutluysak, işimizi isteyerek severek yapıyorsak o gün mutlu bir gündür ve o günlerin toplamıda hayatta mutlu yaşamamızı, hayatı sevmemizi sağlar.
ceyus ceyus
hayatta mutlu olmanızı sağlayacak basamaklardan biridir. eğer işinizle birlikte inizi de severseniz, o hayat tadından yenmez.
küçükkarabalık küçükkarabalık
tüm şanssızlık,zorluk,şartsızlıklara rağmen başarmanızı sağlar. hayatta mutlu olabilmenin en önemli faktörlerinden biridir. titr azalıp, arttığında değişime uğramamanızın da en önemli faktörlerindendir ayrıca.size sağlayacakları ya da sağladıkları yerine yaptığınızla gurur duyarsınız. işini her şartta sevebilenin özgüveni, değişmemenin kaynağıdır.
suskungeveze suskungeveze
en canlı örneği vedat milor'da görülen şans. evet işini sevmek, sevdiğin bir işi yapmak bir insan için hele bu devirlerde büyük bir şanstır.

izlerken vedat milor'un yüzündeki mutluluğa bakın. her tattığı yemekte hele ki yemeği beğendiyse yüzü bayram çocuklarının yüzüne dönüyor.
koseyidonenadam koseyidonenadam
türkiye şartlarında bir ayrıcalıktır.

şu ana kadar öğrenci olmama rağmen bir çok işe girdim -kendi bölümümle ilgili,ilgisiz bir sürü iş-. işverenlerin büyük çoğunluğunun mantığı şudur. parasını verdiğim her adam benim kölemdir ve istediğim gibi kullanırım. ve bu mantığın olduğu yerde kesinlikle mutsuz olursunuz, çünkü adam seni insan yerine koymaz. ve ne yazık ki böyle bir işi de sevemezsiniz.

o yüzden sevdiğiniz bir iş bulursanız, bu işten para için falan sakın ola ki vazgeçmeyin. çünkü bir daha sevebileceğiniz bir iş bulamayabilirsiniz.
zahidem gurbanımov zahidem gurbanımov
türkiye'de böyle bir şeyin olması için çok çok çok çok şanslı olmak gerekir anasını satayım! ya da, yine şanslıysan elbet, çalışma yaşına gelene kadar keşfedebildiğin bir yetenek ve o yeteneğin peşinden koşma cesareti lazım. aksi takdirde;

(bkz: çalışmaktan ikrah etmek)

yarın, öbür gün doldurulabilir bu bakınız. olur yani.

ha bi de, sevsen de gün gelecek sıkılacaksın babacım. olacak bu. "tekrar, aklın ani ölümüne sebep olur" demiş hakan günday. çok büyük laf etmiş gibi göründü uzaktan, he mi? yok, yavan ama haklılığı kanıtlanmış bi klişe daha. bi de şey var; insan yani, mesela çikolatayı haftada 30 saat aynı şiddetle sevebilir mi lan? akıllı olun.

peşin not: mimar, yalnız sana çok pis gıcığım var aga.
1 /