islam da kölelik

2 /
kahverengi hırka kahverengi hırka
öncelikle kölelik deyince aklınıza hemen spartacus'un geldiği bir gerçek, zira yazılanlardan bunu anlıyorum. kölelik olgusu savaş ve sonrasında bir nüfuzun sonucu olarak görülüp, ardından farklı temalarla da düşünülebilir. ayrıca zaman değişti, sistem farklılaştı, o yüzden bu günün algısıyla dünü düşünmeyin derim. tarih geniş bir hadisedir, tüm yanlarıyla düşünmekte fayda var, buna islam hukuk ve tarihi de dahil.
kim dilerse öğüt alır kim dilerse öğüt alır
yasaktır. cariyelik kölelik olmamasına rağmen uydurma hurafe ve kasıtlı şekilde yapılan hatalı türkçe çeviriler ile kölelik haline getirilmiştir. aslı gönüllü hizmet etmektir. minnet duygusu ile sevdiğiniz birine dostluk etmektir. cariyeler şahsi rızası ile evliliği kabul etmeden yatağa atılamaz. fakat muhammed adına uydurulan hikayelerle emeviler abbasiler özelliklede osmanlı denen firavunlar avrupanın mazlum prenseslerini ladylerini kendilerine seks kölesi yapmışlardır. erkeklerinide köleleştirip asker yapmıştır ve kendi halklarına karşı savaşmaya zorlamışlardır.

1200 sene boyunca köleliği kaldırmak için gelen islami sistemi temsil ettiğini söyleyip köleliği meşrulaştırmıştır bunlar.
dumrul dumrul
"işid'in aylık olarak yayınlanan internet dergisi dabiq'ta yayınlanan bir makalede, ezidilerin semavi bir dine bağlı olmadıkları için kadınlarının cariye, erkeklerinin ise köle olarak kullanılıp satıldığı açıklandı. makalede ezidi kadınların savaş ganimeti olmaları nedeniyle, şeriata göre savaşçılar arasında bölüşüldüğü belirtildi."

(bkz: ışid açıkladı - #dünya ezidi kadınları ve erkekleri satıyoruz çünkü... ışid'in aylık olarak yayınlanan internet dergisi dabiq'ta yayınlanan bir makalede, ezidilerin semav... radikal )

(bkz: savaş ganimeti)
(bkz: tecavüz)
yazı işleri müdürü yazı işleri müdürü
2,5 yıl katar'da yaşamış, çalışmış biri olarak açıkça söyleyebilirim ki kıyıdan köşeden türkiyede bile rastlayabileceginiz uç örnekler seçilerek demagoji yapılmış.

günde ortalama 20 saat calışıyorlarmış : şantiye sabah 6da başlar, 12'de öğle arası verir. aşırı sıcaktan dolayı 3e kadar çalışmak yasaktır işçi gider yatar. 3de tekrar başlar 6da biter. ramazan ayında öğleden sonra çalışılmaz bile.

işveren pasaportuna el koymuşta çıkması yasakmış: doha'nın göbeğinde kocaman bir human rights center vardır. isteyen herkes başvurup yasal haklarını takip edebiliyor. bahsettiğiniz sistem sözleşmeden cayma hakkının olmamasıdır ve en baştan sözleşmede yazar. o da işçiyi ülkede tutmanın zor olduğu zamanlardan kalma birşey. kimse kimseyi kılıçla getirmiyor ülkeye gelen adam kaçmasın çalışsın diye yapılmış önceden ve manpower şirketlerinin yeterince olmasından dolayı çoğunlukla uygulanmıyor artık.

ayrıca katarlı vatandaşlar tarafından kurulmuş charity'lerin ücra sokaklarda bile ofisleri vardır. işçilerin dertleriyle ilgilenirler. beni bile yoldan çevirmişlerdi gel bi çay iç bi derdin var mı şirketin paranı ödüyor mu ailenle görülebiliyor musun diye sormuştu geleneksel kıyafetli yaşlı bi amca.

doğruluğu bile tartışılır, neymiş endonezyalı kadına seni satın aldım demişmiş, türkiye'de paranı ben veriyorum eşek gibi çalışacaksın diye azarlayan patron yok mu, özel sektörde çalışan kaç taneniz kolayca izin alabiliyor? ama dur islama bağlamanız lazım her şeyi değil mi..


sikindirik sol kaynaklı siteler bugün ne yapsak da islama sarsak diye oturdukları yerden sallıyorlar.

bide çok ucuza çalışıyorlar demiş, ortalama bir nepalli işçi ayda 1500 riyal kazanır, yaklasik 400 dolar falan. fakat kendi ülkelerinin para biriminin küçüklüğünden dolayı bir yılda memlekete dönüp ev alabilecek duruma gelirler. tabi imkanlar tatlı gelir dönmezler kolay kolay. yıllık izinlerini de paşa paşa kullanırlar.

götünüzden kölelik uydurmayın.


edit: bunu eksileyen arkadaş, sen katar'a ya da bir arap ülkesine gidip çalıştın mı? oturduğun yerden sallamak kolay, yaşayıp gelip konuşanların yazdıkları da böyle zoruna gidiyor değil mi..
lepisma sakkarina lepisma sakkarina
kur'an'da köleliğe atıf vardır. aynen fakirlikten bahsedildiği gibi. ama köleleştirmeyle alakalı ayet yoktur. aksine savaşta dahi köleleştirmeye cevaz verilmemiştir.
"...nihayet onları iyice mağlub edince, işi sağlama bağlayın, onları esir alın. savaş bitince onları ister lütuf olarak karşılıksız salıverir, ister fidye alarak bırakırsınız. ..." (muhammed-4)
er witt er witt
islam hakkında hiçbir bok bilmeyenlerin atıp tutmaması gerek durumdur. he atıp tutmak istiyorlarsa, medeniliğinizin gereğini yapın ve biraz okuyun. okumaya aşağıda yazılan muhammed esed tefsirinden başlayabilirsiniz. yine iyisiniz bak, uluslararası ilişkilerde siber savaşlarla ilgili bir makale okuyacakken vaktimi sizin gibi körpe dimağların açılmasına ayırıyorum. baba evladına yapmaz böyle kıyak haberiniz olsun.

o zaman let's start.

öncelikle bir açıklama yapalım aşağıda ilgili ayette sayıyla gösterilen kısımlar muhammed esed'in kur'an mesajı adlı tefsir eserinde açıklama için düştüğü notlardır. ayetten sonra bu açıklamalar tek tek yazılacaktır.

nur süresi 33. ayet: 
evlenmeye imkan bulamayanlar,(1) allah kendilerine lütfuyla bu imkanı verinceye kadar iffetli davransınlar. yasal olarak sahip bulunduğunuz kimselerden(2) azatlık sözleşmesi yapmak isteyen olursa, kendilerinde iyi niyet görüyorsanız bu sözleşmeyi onlar için yazın(3); ve allah'ın size bahşettiği kendi zenginliğinden onlara (paylarını) verin.(4)
ve eğer evlenerek iffetlerini korumak istiyorlarsa(5), sakın, dünya hayatının geçici hazları peşine düşerek(6), (hürriyeti sizin elinizde bulunan) cariyelerinizi fuhşa zorlamayın; kim onları buna zorlarsa, bilsin ki, maruz kaldıkları bu zorlanmadan ötürü, allah (onları) acıyıp esirgeyecek ve bağışlayacaktır!

notlar:
1: yani, yoksulluk yüzünde, yahut uygun eş bulamamak ya da başka kişisel sebeplerinden ötürü
2: lafzen, ''sağ ellerinizin malik olduğu kimselerden'', yani erkek ya da kadın kölelerden.
3: kitab(arapça ifadesi) ismi, bu anlam örgüsü içinde kitabet ya da mükatebe(lafzen ''yazışmak, karşılıklı sözleşme kaleme almak'') terimiyle eş anlamlı hukuki terim olup, köle ile efendisi arasında yapılan, kölenin hürriyetine karşılık olarak adil ölçülere göre belirlenmiş, taksitle de ödenebilen belli bir miktar paranın ödenmesini ya da belli bir hizmetin yahut hizmetlerin yerine getirilmesini öngören yazılı anlaşma anlamındadır. böyle bir sözleşmenin gereğini yerine getirebilmesi için kölenin ya yasal kazançlı bir işte çalışması ya da gerekli parayı başka yasal yollarla(örn, üçüncü şahıslardan borç ya da hibe/ihsan yoluyla) elde etmesi sağlanır yahut en azından buna izin verilir.

katibühüm (lafzen ''onlar için yazın'') fiilinin emir kipinde olduğu gözönünde bulundurulursa, tek şart olarak -gerekirse tarafsız hakim ya da hakimlerce karara bağlanmak üzere- kölenin iyi niyetli, iyi karakterli ve sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeye ehliyetli olduğu sabit olduğu takdirde, köle sahibinin böyle bir sözleşme talebini geri çevirmeye salahayeti yoktur. sözleşme talebinin köle sahibi tarafından hukuken reddidelemez oluşu ve açık hukuki direktiflerin bu talebi destekleyecek yönde vazedilmiş olması açıkça göstermektedir ki, islam hukuku başlangıcından beri, toplumsal kurum olarak köleliğin ilgasını amaçlamıştır; ve modern zamanlarda köleliğin yasaklanmış olması bu amaca erişmek için yapılması gerekenlerin son halkasından başka birşey değildir.(ayrıca bkz. bundan sonraki not; keza 2:177 hk. 146. not.)
4: otoritelere göre, bu ifade (a) köle sahibinin , köleyi gerekli miktarda parayı elde edebilmesi yönünde göstereceği çabalarda desteklemek, yani onun emeğine daha cömertçe değer biçmek ya da tazminat kabilinden toplu bir ödemede bulunmak şeklindeki yükümlülüğünü; (b) cemaat yahut devlet hazinesinin(beytül mal), 9:60'ta vaazedilen ve zekatın kullanılma alanlarından birinin de insanlara kölelik zincirinden (fir-rikab, 2. süre, 146 notta açıklanan bir ifade) kurtarma işi olduğunu belirten kur'ani ilke uyarınca, kölelerin azad edilmesi  işini finanse etme yükümlülüğünü dile getirmektedir. bunun içindir ki, zemahşeri yukarıdaki ifadenin sadece köle sahibi kişilere değil, bütün bir cemaate hitab ettiği görüşündedir. 'allahîn malı/zenginliği'' ifadesi, ''allah'ın, karşılığında cenneti vaad ederek müminlerinden canlarını, mallarını satın aldığı, yolundaki (9;111) kurani ifadeyle ilgili bir ima taşımaktadır. ki bunun anlamı, insanın sahip olduğu her şeyin gerçekte allah'a ait olduğu ama insana bunlar üzerinde sadece kullanma ya da yararlanma hakkının verildiğidir.
5: lafzen, ''iffetsizliğe karşı korunmak istiyorlar'', yani evlenme yoluyla. klasik müfessirlerin çoğu feteyat(genç kızlar, ergen kızlar) teriminin burada ''köle kızlar'' anlamında kullanıldığını söylemişlerdir ki, yukarıdaki anlam örgüsü bu görüşü tamamen desteklemektedir. buna göre, yukarıdaki, ayet kölelerle evlilik dışı cinsel birleşmeyi 'fuhuş' olarak nitelendirerek, yasak olduğunu tekrarlamaktadır.
6: lafzen, '' dünya hayatının geçiciği hazlarına erişmeyi isteyerek''

edit: medenilik gereği okumadan eksi verilmiş. evet modernlik bunu gerektirir.
benjace benjace
islam zaten genelde köleliktir. islam ülkelerine bakacak olursanız zengin olan ülkeler olsa bile hep bi kültürsüz hep bi cahildirler. insanı beyninindeki sınırları aştırmayı engeller. bu da onu beyin kölesi yapar.
kanaat onderi kanaat onderi
ibrani dinlerinin tamamında kölelik vardır ve meşrudur. işin trajikomik yanı ise, yalnızca rabb'e kulluk edeceksin mottosuyla yola çıkılıp kula kulluk etmek demek olan kölelik müessesinin, surelerle, metinlerle, ayetlerle güvence altına alınmış olmasıdır.
nemlendirici kullanan ebu leheb nemlendirici kullanan ebu leheb
(bkz: götlerden gelen bir karar vardır)

hani müslümanlık özgürlük diniydi?

işine gelince "kuran'ın hükümleri ebedidir", gelmeyince "o hüküm, o dönem için" diye kıvır. baktın ki iyice köşeye sıkıştın "mealden o anlam çıkar, arapçası daha farklı" diye takiyye yap.

yani tanrı dediğiniz sonsuz varlık gerizekalı, kafası çalışmıyor, ki sana her dilde farklı anlama gelen kitap indiriyor. hani kusursuzdu kuran?

arap'a sordum vakti zamanında şu ayet ne demek diye, adam türkçe mealin neredeyse aynısını söyledi.

alayınız sahtekarsınız lan yobaz tayfası.
2 /