ismet berkan

1 /
compasino compasino
radikal gazetesi gibi aykırı sesleri bünyesinde bulunduran bir gazetenin genel yayın yönetmeni olmasına rağmen katıldığı bir tartışma proramında, her söz aldığında "kimseyi itham etmek istemiyorum" şeklinde söze başlaması garipsenesi bir yazar.
aydın itham eder, yanlış olduğunu düşündüğü herkesi ve her şeyi. ismet berkan'ın aydınım ben gibi bir iddaası yoksa o başka tabii.
malina malina
dünkü yazısında rte'nin cumhurbaşkanı olduktan sonra hakkındaki davalardan yargılanabileceği ihtimalini eleştirmiş ve milletvekilinin sahip olduğu dokunulmazlıkların cumhurbaşkanına da tahsis edilmesini savunarak tüm radikal okurlarını dumur etmiş bi dakka n'oluyoz lan dedirtmiştir. ismet bey pardon ama senin savunman gereken milletvekilinin bu saçma sapan, onu dolandır korun, ona saldır korun dokunulmazlığının cumhurbaşkanına da yayılması değil dokunulmazlıkların azaltılması olması gerekmiyor mu? ya da aydın doğan seni de mi bu kadar zorluyor tayyipi savun diye?

radikal
mümtaz mümtaz
kendisi yıllar önce cnn türk'teki ankara kulisi programında görünürdü. ilginç yorumlarını peş peşe sıralamayı pek severdi. ankara kulisi'ni murat yetkin'e terk ettikten sonra ilginç fikirlerini köşesinde sırlamaya devam ediyor. mesela bir gün sabah kalkarsınız ve elinize bir radikal gazetesi alıp okumaya başlarsınız. üçüncü sayfada ismet berkan tonton gülümseyişiyle sizi karşılar ve der ki: türkiye yarın sabah kayıtsız şartsız bütün limanlarını rumlara açsa ne olur, ne kaybeder ki? dumur mu olursunuz, alkış mı tutarsınız orasını bilemem.
tuygun tuygun
bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler vecizesini motto edinmiş bir kişidir. liberalliğini takdir ederim. bazen uçar. aslında köşe yazarlarının ara ara uçmaları demokrasi adına bence bir kazanımdır. örneğin bir şeyi reddediyorsak ve bu durum 50 seneden beri devam ediyorsa, "50 senedir böyle, bu değiştirilmez" demek yerine, "değiştirirsek ne kazanırız, ne kaybederizi" tartışmak hem pragmatik hem de demokratik bir tutum olur.

50 sene önce doğru olan bir şey bugün yanlış olabilir, değişen konjüktür içerisinde tekrar yargılanabilir. red artık akil ve mantıklı bir davranış değilse neden reddetmeye devam edelim, eğer hala akil ve mantıklıysa bunu bilelim, gençler de bilsin, kafası hala almamış olan yaşlılar ısrarla tekrar görsün. baskın oran buna ezber bozmak adını verdi. %100 katılıyorum. yaptığımız şey doğru olsa bile, ezberlemiş olduğumuz için yapmayalım. doğru olduğu için yapalım ve doğruluğundan emin olmamız için tartışmamız gerekiyor.

yani kalkıp rum gemilerine izin verilse iyi mi olur kötü mü olur tartışmasını açmak, vatana ihanete dalalet değildir, olmamalıdır. bu cidden tartışılmalı getirisi götürüsünden çoksa uygulamaya geçirilmelidir. ha değilse aynen devam edilir. demokrasinin gereği budur.
karahisari karahisari
akp'nin kapatılmasıyla ilgili o da yazmış. ne demiş, bir parça;

"bir demokrasi, türban konusunu uygarca tartışıp biz beğenmesek bile bir karara bağlayamıyorsa, bir demokrasi bunu yapmaya kalkıştı diye bir partisini kapatmaya kalkışıyorsa, o rejime hâlâ demokrasi diyebilir miyiz?
bir demokraside beğenilmeyen yasaların veya kararların yargılamasını mahkemeler değil seçmenler yapar. çünkü eninde sonunda demokrasi halk egemenliğine dayalı rejimin adıdır, o demokrasiyi çerçeveleyen anayasa ve yasalar ilahi şeyler, tanrı kelamı değildir, insan yapısıdır ve değiştirilebilir!
o anayasayı ve yasaları değiştirecek tek irade de halk iradesidir, mahkemeler değil!
şimdi akp'nin 'laiklik karşıtı eylemlerin odağı' olup olmadığına anayasa mahkemesi'nin 11 üyesinden en az 7'si karar verecek. mahkemedeki kahir çoğunluğun eski cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer tarafından atanan üyeler olduğunu hatırlamakta yarar var."
morphyn morphyn
son yazı dizisinde yakın(bkz: çok yakın) tarihte ülkede yaşanan olayları son zamanlardaki gelişmeleri de göz önünde bulundurarak, yapılanan darbeleri kaleme alan, kafamızdaki parça parça olan görüntülerin bir araya gelmesine ve ülke olarak nasıl bir yoldan geçtiğimizi kavramamıza yardımcı olmuş köşe yazarıdır. yazı dizisi okunduktan sonra birleşen parçaların insanı dehşete düşürmesi beklenilesidir. şaşırmıyor oluşuma şaşırarak, bir an için fazıl saylaşıp "bu ülkede yaşanmaz gayli bilader!" nidalarıyla kendimden geçmiş, realist olma özelliğimin bu hissi bastırmasıyla, "otur lan oturduğun yerde nereye gidecen sanki ipne!" diyerek rahatlamışımdır.
ruya butun cektigimiz ruya butun cektigimiz
13 mayıs 2008 tarihli radikal gazetesinde www.bizkaclirayiz.com.tr manşeti atan/attıran/atılmasına izin veren genel yayın yönetmeni.

tuncay özkan'dan zerre hazzetmem, ama bu yapılan kanaatimce yakışıksızdır. muhalif olduğunu (kağıt üstünde) iddia eden bir gazetenin bu olayın sebeplerini araştırmasını beklerdim. oysa bir lise gazetesi/dergisi tarzında, "öyle bir ayar vereyim ki, ders olsun" tadındaki yaklaşımı sanki olmamıştır.
tuncay özkan, dün akşam kanaltürk ana haber bülteninde bu konu hakkında "alçak", "köpek", "kaç kuruşsun sen" ifadelerini kullanarak kendisine duygularını iletmiştir. konuşmanın detayları için şu adrese başvurunuz:


banaelsakasiyapmayin banaelsakasiyapmayin
radikal gazetesi'nin olaylı manşetlerinin baş kahramanı. radikal'le alıp veremediğim yok ancak ismet berkan'a bir türlü anlam veremiyorum: ismet berkan, gerek tutarsız ve içerik bakımından son derece sıkıcı köşe yazıları, gerek köşesindeki fotoğraftan bizlere kadar akıp gelen "yapacak başka işim yoktu, ben de yazayım dedim" bakışı, gerekse de "dur karıştırayım ortalığı" şeklinde birinci sayfadan süzülen manşetleriyle türk basın tarihine elyaf harflerle geçecek genel yayın yönetmeninin adıdır.
feklavye feklavye
a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=953728&Yazar=İSMET&Date=10.09.2009&CategoryID=97" target="_blank">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=953728&Yazar=İSMET&Date=10.09.2009&CategoryID=97
çaylakadam çaylakadam
bugünkü yazısında bilgi hatası yapmış radikal yayın yönetmeni ve yazarı. türkiye'de gerçekte sol sağ, sağ ise soldur saptaması idris köçükömer tarafından düzenin yabancılaşması adlı kitapta belirtilmişti, sencer divitçioğlu değil. ikisinin adını karıştırmış berkan. çok okumadığı bir konuyu çok iyi bildiğini sandığından kaynaklanıyor.

40 yıl falan oluyordur bu kitabın yayınlandığı. konuyla ilgili kısa ve açıklayıcı bir yazı için:

idris küçükömer ne diyordu? (nasıl anlatmalı?-4)/siyaset/milliyet blog türkiye'de solun temel problemlerinden biri de "yanlış temsil"dir. yani aslında sağcı olan partiler solun tabanı üzerine oturmuştur. bunun en tipik... milliyet

bir de idris küçükömer yerine sencer divitçioğlu nun adını verdiği için başına da rahmetliyi kondurmuş. divitçioğlu muhtemelen yaşıyor hâlâ.

ulan biz sözlüğe yazarken bile kaç kez kontrol ediyoruz. adam köşe yazısını kontrol etmiyor!

ek

bu arada hakkını yemeyelim. isim hatası haricinde güzel yazmış adam.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=965701&Yazar=İSMET%20BERKAN&Date=23.11.2009&CategoryID=96
1 /