işsiz insan psikolojisi

1 /
komiknickbulamadim komiknickbulamadim
yeni bir gün "yine bir gün" olarak değişir psikolojinin içinde.

[kayıp 1] -zaman : kavramını unutursunuz. uzun süredir bedeniniz -dinlenme- modunda olduğu için uyku size bir eziyet halini almıştır. tüm gün yorulmadığından bir aktivite içine girmediğinden o bedeni uykuya hazırlamak zorlaşır. ihtiyaç olmaktan çıkar eziyete girer. haftanın günlerini farkedemezsiniz. haftasonu ya da hafta içi farkını televizyondaki programlardan farkeder olursunuz.

[kayıp 2]-umut: her geçen gün azalan stok rezervleri gibidir. uzun süredir yağmur yağmadığından azalan su miktarını dengeleyebilmek için azar azar , tasarruflu kullanmaya başlarsınız. aksi takdirde susuzlukla başetmek zorunda kalacak, ihtiyacınız olduğunda kullanamyacak, taşıma su ile değirmeni döndürmeye çalışacaksınız ki bu yavaş yavaş sona doğru yaklaşmayı gösterir.

[kayıp 3]-ilişki : kaybedilen umut gibidir. yavaş yavaş erimeye başlar. çünkü siz her gün yanı şeyi yaşamaktasınızdır. oldukça boş vaktiniz vardır. doldurabileciğiniz tüm alternatifleri bir süre sonra bitirmişssinizdir. boşa çıkmışsınızdır. üzerinizdekli gerginlik içinizde birikmeye pimi çekilmek üzere bırakılan el bombasına dönüşmüştür. çevrenizde iletişim halinde olduğunuz insanların gün içinde birden fazla zorunluluğu, sorumluluğu, planı olduğu için siz ana figür olmazsınız. zira nasıl olsa sizin her anınız boştur. bunun için sizin için özel planlar yapılacağına daha önceden yapılmış planlara dahil edilmeye başlanırsınız. geçerken uğramalar, ordaydım bir görüşelim olayları, şimdi işim var nasıl olsa başka zaman da görüsürüz sen boşsun demeler... zaman içinde tükenen maddi kaynaklarınız yüzünden sizin eşlik edemediğiniz bütçeli toplantılar , sinema aktiviteleri, gece dışarı çıkmalar. sizi arayan kişilerin zaman içinde azalması. zira her aradıklarında aynı şeyi tekrarlamanızdan sonucu bıkkınlık. terkedişler... uzun süre sonunda yine gelen yalnızlık.

[kayıp 4]- özgüven : belki de en büyüğüdür. en iç acıtandır. en vazgeçilmeyecek gibi görünen ama bir daha elde edemeyecek kadar zarar görendir. uzun süre birçok şeyden fedakarlık yapıp, kaybedip , vazgeçip getirdğiniz eğitim ve kariyer getirilerinizin bir müddet sonra körelmeye başlamasından dolayı yaşanılan boşluk. geçmişinizde bu raddeye gelebilmek için yıprattığınız ruhunuza karşı iç acısı. artık bir işe yaramadığınız, takdir görmediğiniz, ilerleyemediğiniz, yerinde saymak zorunda kaldığınız hatta zaman ilerledikçe geriye düştüğünüz, her şeyi yeniden başlamak zorunda olmanız, eskisi kadar gücünüzün olmaması, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, eski siz olmayacağınız, birçok şeyi tekrar kazanamayacak durumda kaybetmeniz, sürekli hata yaptığınızı düşünmek, sandığınız kişi olmadığınız, bir hiçlik , sizden daha az fedakarlık edenlerin sizden daha iyi olduğunu düşündüren kıskançlık...uzayan giden bir zincir.

belli bir zmaan içinde karakterdfeki ciddi yarlar sonucu değişimler. büyük patırtı ve çatlamalar...deneyimlerin sonundaki çaresizlik. ve düyanın en zayıf halkası olduğunu düşünmek.
banafelsefeyapma banafelsefeyapma
ilk zamanlar okuldan yeni çıkmışım biraz gezip tozayım kafam rahat takılayım dersin, sonra hafiften iş ilanlarına bakmaya başlarsın, zamanla rastladığın tüm ik sitelerinde cv oluşturursun. yavaş aktığını düşündüğün zaman birden hızlanmıştır ve mezuniyetinin üstünden aylar geçmesine rağmen hala bir işe kabul edilmemişsindir, onu bırak adam gibi bir iş görüşmesine bile çağrılmamışsındır.

elinde boş zamandan bol bir şey yoktur. tüm gün malak gibi yatar sabahları da mümkün olduğunca geç kalkarsın ki gün erken bitsin, en azından geceler daha çabuk geçer. hele bir de arkadaşlarının düzenli işleri varsa yalnız da kalmış hissedersin kendini.

vee tabii ki "hala iş bulamadın mı?" sorusu.. bununla boğuşursun resmen, eş-dost-akraba-konu-komşu tüm dertlerini bir kenara bırakmıştır senin iş bulamayışını dert eder. en sonunda ortak payda olan "kriz"de buluşur konuyu kaparsınız ama merak etmeyin tekrar açılacaktır.

boş zaman çok dedik ya bu arada bari kendimi geliştireyim derseniz, yabancı dil-bilgisayar ya da bölümünüzle alakalı kursları araştırmaya başlarsınız. ama o da ne? çoğu 4 rakamlı fiyatlardan başlamaktadır. e iş yok dedik ya haliyle para da yok zaten yıllarca okuma bahanesiyle aileye masraf üstüne masraf çıkartmışsın, yeni bir yük bindirmeye kıyamazsın. oturursun aşşaa boş boş..

neticede boş bir insan olur çıkarsın. hayattaki varoluş amacını sorgulamaya başlarsın, durduğun yere bakarsın, tüm heveslerin amaçların bir bir ezilmiştir, enerjin tükenmeye başlamıştır. sonunda kabullenmişlik duygusuyla başbaşa evinde monitör karşısında oturmaya devam edersin.
1
komiknickbulamadim komiknickbulamadim
gel-git ruh hallidir. öyle sanmayın haftalık olarak değişir. günlük bile değişmez. bildiğğin anlık ruh değişimlerine sahiptir.

bu psikolojiye sahip birileri varsa çevrenizde boku yediniz anacım. geçmiş olsun.


edit: şunca girim arasında editlemediğim giri yok. hepsinin tek nedeni imla. götümle yazıyorum resmen.
ahir zaman ahir zaman
işsizliğe adım atılan ilk zamanlarda, bu durum pek kafaya takılmaz; herkesçe tecrübe edildiği üzere...gel zaman git zaman boş gezmek, kahve köşelerinde pineklemek, cadde turlamak, akşamları alkol seanslarına yancı olmak ve eve geç saatlerde girmek ve de gün boyunca dana gibi uyumak ilk günlerdeki tadını yitirir; can sıkıntısında doruğa taşır; işsiz kişiyi. zamanında, belli kritik konumlarda yer tutmuş kişilerle neden ahbaplık edilmediğine ve mevki-makam sahibi insanlardan iş görecek/iş bitirecek kapasitede bir insanın neden çıkmadığına dair atıp tutulur. aylarca sürecek olursa bu yavan hayat süreci, o zaman işte fena koymaya başlar işsizlik psikolojisi. yediğin lokma boğazına yumru olur çöker, ev ekonomisindeki delikler bir kara delik olup kişiyi içine çekmeye başlar, evden çıkmak ile evde kalmak arasındaki cenderede sıkışıp kalır psikozun esaretindeki kişi. yeri gelir ölümü, yeri gelir uzaklara çekip gitmeyi, yeri gelir resmi makamların kapısına yüz sürmeyi ve yeri gelir kısmet deyip köşesine çekilmeyi akla getirir kişi. ama en fenası da; bu duruma alışıp, ''ne köyüm ne kasaba'' ekseninde durağan bir hayata teslimiyetçi duygularla sarılmaktır; ta ki babanın devreye girip eş dosta yalvar yakar olmasıyla iş/güç sahibi sahibi yapmasına kadar kişiyi...
ever ever
sonunu göremediğiniz kapkaranlık bir tünelde, her an arkanızdan bir arabanın çarpmasını bekleyerek şaşkın şaşkın yürümek gibidir. belki 1 adım sonra biter belki 1 hayat sonra..
pyrenees pyrenees
çalışrken karşısına bir sürü iş fırsatı çıkan insan 4 seneyi doldurduğu şirketinden ben burda ne uzuyorum ne kısalıyorum diyerekten ayrılır.
önündeki 1 ayı kendine tatil ilan eder nasılsa anında iş bulacaktır.
ilk hafta işsizlik nasıl diyenlere mükemel bişey ya sabah erken uyanma zorluğu yok stres yok vikvik diye konuşur.
3 hafta geçer soranlara 'yea ilk hafta mükemmeldi ,2. haftada biraz ama sonrası sıkıyo hacı' modunda cevaplar vermeye başlar.
3. haftada biraz da eşe dosta iş aradığından bahseder, kendi bir yere başvurmaya tenezzül bile etmez nasılsa eş dost anında bulur iş, kaç senenin hatrı vesairesi.
4. hafta sonunda kimseden ses gelmemiştir, önümüzdeki ayda çalışmasam mı der bi yandan kredi ödemelerini düşünür ama şu an için vahimlik yoktur.
geçen zaman içinde ne erken kalkma alışkanlığı kalmıştır ne erken uyuma disiplini, en sonunda akşam 4te uyanıp 2 saat sonra havanın karardığını görür , bugünü hiç yaşamadım lan ehuehe ne garip hihihoho modunda takılır.
her sabah(akşamüzeri) uyandığında bu akşam düşünüp taşınim napacağıma karar verim modunda kalkar, geceleri(sabaha karşı) o konulara giremeden uyur.
en sonunda iş aramak bile bir işmiş diye düşünür...

bu girinin sonu bağlanamıyor.
(bkz: senarist sonu seyircinin yorumuna bıraktı)
naunet naunet
işsiz olmanın en kötü yanı parasız kalmak. boşluk hissi bir şekilde doldurulur ama parasızlık geçmiyor. basit bir tişört almak bile eskiden sıradan birşeyken şimdi eziyet haline geliyor. herkesin belli bir düzeni az çok olunca insan vicdan azabıyla da boğuşuyor. sinema, konser gibi etkinlikler bir zaman sonra para olmadığından hepten hayatınızdan çıkıyor. ilişkiniz yoksa şanslısınız çünkü ona da para harcamak gerekiyor. bir an geliyor ki insan hiçbir arkadaşını veya yakınını görmek istemiyor. diğer bir kötü yanı da ailenizden para istemek zorunda kalmak. belli bir yaşı geçince insanın feci zoruna gidiyor. tüm bu hisler hiç geçmiyor, taa ki yeni iş bulana kadar...
arsenic arsenic
(bkz: erkekleri ağlatan şeyler)

evet bir yerden sonra harbiden ağlatır, parasızlık, birilerine muhtaç olmak (ailen dahi olsa), sığıntı hatta asalak gibi hissetmek. evet çok zordur, hem özgüven kaybolur hem de kendine saygı, özellikle belirli bir yaşın üstündeysen kimsenin yüzüne bakacak yüzün dahi yoktur, önüne gelenin nasihatına hatta hor görmelerine maruz kalırsın.

aşk acısı geçer hatta kaybettiğiniz bir yakınınızın acısı bile geçer ama bunun acısı içinize işler, ileride iş bulsanız dahi o dönemde insanların tavırlarını ve bakışlarını unutamazsınız hep yara gibi kalır içinizde. bu düzenin gözü kör olsun der insan, çok zordur çok.

(bkz: test edildi onaylandı)
(bkz: istemeden de olsa)
kırmızıdudakboyası kırmızıdudakboyası
bombok bir ruh halidir.çöplüğüne geri dönen kedi gibidir işsiz insan.pısık,mahcup,suçlu,umutları tükenmiş.iş bulma süresi uzadıkça da zombileşme tehlikesiyle karşı karşıya kalınır ki,bu durum çevresi için de korkunçtur.ama ne demişler,hayat işsizlikten ibaret değildir!!
fuckit fuckit
insanı en çok(ama yavaş yavaş) yıpratan psikolojidir.

ilk günler güzel geçer; erken uyanmak yok, işe gitme zorunluluğu yok, sıkıntı yok ancak sonra insan sıkılmaya başlar çünkü yapacak hiç bir şey yoktur (iş ilanlarına bakmak dışında). akşama kadar uyumalar, lüzumsuz işlerle uğraşmalar, sıkıntı yüzünden artan sigara-alkol tüketimi, kendini işe yaramaz-faydasız görmeler insanı yavaş yavaş tüketir.

kişisel not: iki ay önce ayrıldım işimden ve iki aydır hiç bir şey yapmıyorum. çalışırken bir daha böyle bir işte çalışmam diyordum ama şu an keşke tekrar öyle bir iş bulabilsem diyorum.
1 /