ıssızlığın ortasında

fromcyprus fromcyprus
moğollar'ın madımak katliamı sonrasında orada ölen 33 aydına ithaf ettiği muhteşem sözlere ve aşmış bir düzenlemeye sahip çalışması. buradaki linkte canlı performanslarına ulaşmak mümkündür.


fromcyprus fromcyprus
hele ki "ıs-sız-lı-ğın" deyip kısa bir süre durduktan sonra "or-ta-sın-da" der ya moğollar işte o an benim kendimi tutamadığım ve gözyaşlarıma boğulduğum an olmuştur ilk dinleyişimde bu ağıtı. benzer ağıtlar için:

(bkz: gün tutuşur)
(bkz: türküler yanmaz)
(bkz: dua)
(bkz: canımı yakanlar baktı dumana)


hareketli müzikler üzerine yazılan sözlerle de son derece vurucu ağıtların yapılabildiğini öğrenmemizi sağlayan bir başyapıttır.
bitmeyen pil bitmeyen pil
son derece kasvetli ancak bir o kadar da etkileyici mehmet eroğlu romanı. sonradan filme de çekilmiş, başrolde de fikret kuşkan oynamış ancak ben filmini henüz izleyemedim. bence önce kitabı okunmalı, sonra da filmi izlenmelidir. kıbrıs'ta savaş sırasında askerliğini yapan bir asteğmenin askerlik sonrasındaki bunalımını anlatır. oldukça iyidir.
dale nunes dale nunes
mehmet eroğlu'nun ayhan isimli karakter üzerinden insan ruhundaki calkantı ve arayışları aktardığı ilginc roman. romanda olaylar, ayhan isimli askerliğini kıbrıs'ta yapmış bir adamın, cevresiyle yaşadığı ilişkiler üzerinden yürümektedir. anlatımı tamamen ben merkezlidir. romandaki diğer karakterler sadece yardımcı görevi görürler ve anlatımda tamamlayıcı rolü üstlenirler. romanda sık sık geriye dönüşler mevcuttur. bazen savaş, bazen eskide kalmış bir dostluk, bazen eskide kalmış bir ilişki, bazen sıradan anılar aktarılır. böylece ana karakterin ruhundaki mutsuzluk ve arayış düşüncesi daha da güclendirilir. ıssızlığın ortasında tam bir kayıp insanlar ve duygular romanıdır.

romanda ayhan'ın cok iyi bir gözlemci olduğunu anlarız. sürekli arkadaşları, kadın erkek ilişkileri ve etraftaki kadınlar hakkında izlenimlerini ortaya döker. arkadaşları ile konuşan ayhan ile izlenimlerdeki ayhan aynı değildir. zaten ic dünyasındaki huzursuzluklar onu ceşitli arayışlara sevketmiştir ve dışarıya karşı gösterdiği yüzü tamamen sahtedir. o sadece ihtiyacların ve kacışların adamıdır.

ayhan'a göre ikili ilişkiler bir oyundan ibarettir. aşık olduğu kadın olan rezzan'da benzer bir karakterdedir. ayhan'ın arkadaşları veya başka adamlarla düşüp kalkmaktan kendini alıkoymaz. ayhan'da bunu bildiği icin, arkadaşlarının karıları veya sevgilileri ile birlikte olmaktan kacınmaz. kimi zaman adını dahi bilmediği ve bir anda samimi olduğu kadınlarla bile yakınlaşır. plajda birlikte olduğu ve kalcalarını ellediği kadını, bir süre sonra bir garajda yabancı bir adamla seks yaparken yakalar ve sadece olayı röntgenlemekle yetinir. bir daha da bu kadınla konuşmaz. daha da ilginci bu durum kendisinde herhangi bir etki yaratmaz. cünkü herkes kendisi gibi bir arayış icinde ve ne yaptığını bilmez bir halde sürüklenmektedir. o da yoluna devam eder ve yeni sahte ilişkilere yönelir. zaten amacı sıkıntılarından arınmak icin duygusal ve cinsel tatmindir.

romanın savaş ve askerliğe dair verdiği fikirler ise bilindik savaş karşıtlığı safsatası şeklinde değildir. daha cok askerlik sürecinin, bireyin psikolojisinde actığı ucurumların ve buhranların, kişiyi nerelere sürüklediğini ve zihin dünyasını nasıl değiştirdiğini betimler. en önemlisi askerliğin kazandırdığı duygusuzluğun sivil hayattaki kullanımı işlenir. bu yüzden de kitap 12 eylül darbesini yapan zorbalar tarafından yasaklanmıştır.

arkadaşlıkta romanın önemli temalarından birisidir. ayhan'ın cok sevdiği arkadaşları mevcuttur. ancak ona göre arkadaşlıklar da gelip gecicidir. bu yüzden de roman boyunca bir sürü eskide kalmış arkadaşlık anlatısı mevcuttur. arkadaşlık sadece yalnızlıktan kurtulma adına bir vakit gecirme aparatı mıdır, yoksa gecici de olsa değerli paylaşımların yapıldığı bir ortaklık mıdır? roman buna net bir cevap vermez.

buna benzer temaları daha feminen fakat daha keskin gözlemler selim ileri de birkac romanında işlemişti. bana göre mehmet eroğlu'nun romanlarının ona göre bazı farklılıkları vardır. eroğlu'nun anlatısı daha erildir. karakterlerin ruhları melankoliden cok bohemliğe yakındır. mekanların önemi azdır. ve sunulan en önemli olgu banalliktir. selim ileri'nin melankolisi, sonsuz gecmiş arzusu, cok daha derin ve vurucu gözlemleri ve üslubu eroğlunda bulunmaz. ama yine de mehmet eroğlu edebiyatımızdaki underrated romancılardan birisidir.