istanbul için son çağrı

volvocidae volvocidae
beren saat keşke hep ingilizce konuşsaydı dediğim türkçe konuştuğu anları zorlukla anladığım bir romantik dram filmi. türk sinemasında partner olarak en yakıştırdığım ikililerden biri, yine de beklentimi düşük tutarak izlemeye başlamıştım ama keyifli bir 1.5 saatti. bazı yorum yapanlar ters köşe demiş ama ilk 10 dakikasından sonra tahmin etmesi zor değildi benim için. pat pat pat hepsini bildim ehehe.
tartışma anlarının beni tetiklediğini söyleyebilirim.

not: sevişmediğiniz için aldatmamış sayılmıyorsunuz. mesajlaşmak da aldatmaktır.
sona sona
herhalde beklentim çok düşük olduğu için ben beğendim açıkçası. sadece ufak tefek saçmalıklar vardı ama onu da kıvanç bey hatrına affettik gitti.
çöldeüşüyenkutupayısı çöldeüşüyenkutupayısı
dün gece izlediğim filmdir.
kısa ve öz olarak şöyle yazayım ; sonunu getiremedim kapattım. çünkü beklentilerimin ötesinde bir film olmuş.daha ilk dakikada beren saat'in cüzdanını ve telefonunu valize koyması falan fistan…olmamış işte yazacaklarım bu kadar .
812 superfast 812 superfast
telefonu overseas uçuşta bagajına atan bir salak ile, nycnin arka sokaklarında bıçaklı birine kuzeylik oynayan biri ile aşkını anlatıyor sanırım. izlemedim ne anlattığını anlamadım.

olm ülke neresinden tutsan elinde kalıyor. yönetmen telefon detayına "eh sikerler ya önlerine ne konsa yer bu halk" diye sikime takmamis.

ofiste sıkıntıdan izledim, filmin sıkıntısından kurtulmak için de keko rap dinledim. iyi geldi.
ctrl x ctrl x
youtube reklamlarında habire denk geliyorum,
"değişik bir şeyler yapalım, istanbul da yapamayacağımz" diyor hatun. sonraki sahnede otobüse biniyor. sanki istanbul'da otobüse binemezsin demiş birisi bunlara. bara pavyona gidip içip içip o yer senin bu yer benim şeklinde geziyorlar. sanki istanbul da içecek yer kalmamış. sevişecekseniz ona da mekan bol... ben anlamadım açıkçası, derdiniz ney la sizin.

izlemedim ama pek izlenesi bir şey de uyandırtmadı bana