istanbul trafiğine çözüm önerileri

2 /
damned damned
1- tek-çift plaka uygulaması şarttır. böylece trafikteki özel araçlar yarıya inecektir.
2- sabah saatlerinde çok kalabalık olan otobüs hatlarının sefer sayıları artırılmalıdır.
(bkz: biz insan taşıyoruz)
3- minibüslerin e5 te falan gezmesi, birbirine el kol hareketi yapıp kulak sikercesine korna çalması kaldırılmalıdır. minibüsler anayollarda değil, arayollarda çalışmalıdır.
4- raylı sisteme ağırlık verilmelidir. avrupada örümcek ağı gibi olan metro hattı, istanbulda neredeyse tek çizgiden ibaret.
5- yollar artık yapboz olmaktan çıkmalı. bir yol bir kere yapılıp sağlam yapılmalı.
6- kaza denemiycek şekilde birbirine vuran, sürten 2 aracın polis gelinceye kadar tüm trafiği felç etmesine kılım. hele o 2 araçtan biri otobüs falansa... buna acil çözüm bulunmalı. mesela; her yere kamera konsun. kazadan sonra araç sahipleri araçlarını sağa çeksin, polisi orada beklesin. polis kameradaki görüntüden kimin ne kadar suçlu olduğunu tespit etsin, gibi.
kahnesty kahnesty
otomobil hırsızlığı
çalınan otomobillerin kullanılabilecek yedek parçalarının kullanımı
daha geri kalan iskeleti de hurdacılara satmak

bu 3lüyü sürekli yaparsınız, trafik azalır gibi geliyor.

bu çözüm önerisini beyenmeyenler için de, otobüsleri biraz makyajlasak ya da şeritlerini bi düzenlesek fena olmazdı hani..

sabah işe gitmek için şıkır şıkır giyinen birini sardalye konservesi gibi otobüslere mahkum edersen, tabi araba almaya niyetlenir...
galliani galliani
hususi araçlarla toplu taşıma araçlarının yolları birbirlerinden ayrılmalıdır. toplu taşıma araçları daha konforlu hale getirilmelidir. metrobüs kurulmadan önceki durum için yazıyorum, zira şimdiki haliyle o hattı hiç görmedim. avcılar'dan topkapı'ya gitmek için yola çıkan 2 kişi düşünün, biri özel aracıyla, diğeri dolmuşla. özel aracıyla giden adam klimasını açacak, müziğini dinleyecek, oturarak yoluna devam edecek edecektir. dolmuşa binecek kişi sıra bekleyecek, yolda ayakta binen teyzeye yer vererek, balık istifi dolan araçta ayakta yolculuk yapacak, klima olmadığı için sıcaktan kavrulacak, başka insanların ter kokusunu çekecek. her iki araç aynı yoldan gittiği için hususi aracıyla giden adamla dolmuş kullanan adam aynı zamanda ve tahminen 1 saatte topkapı'da olacaktır. burada toplu taşıma aracı kullanan vatandaş cezalandırılmaktadır. oysa ki, toplu taşım aracının yolu ayrı olsaydı toplu taşıma aracına binen adam 20 dakikada topkapıda olacaktı ve hususi araç kullanana göre daha avantajlı olacaktı. bu durumda hususi araç kullanan adam diğer yolculukta hususi aracını bırakıp toplu taşıma aracına binecektir. kısaca; toplu taşıma aracı kullanan ödüllendirilmeli, hususi araç kullanan cezalandırılmalıdır.
karahisari karahisari
metro. çözüm metro. bunu görmüş olacak ki sultan abdülhamid han dünyanın 2. metrosu sayılan tünei inşa ettirmişti. ama sonrası gelişen malum olaylar bu gelişmeleri durdurdu. ama 70 yıl durdurması da fazla saçma.

istanbul gibi bir semtte metro yapmak için bu kadar geç kalınırsa maliyet ve diğer safsataları geçmen çok zorlaşır. onun için gelecek için yapılacak şeyler sur içini trafiğe kapatma ve en azından mücavir alanların önceden tam tespit edilip altyapısının trafiğe yani metro karayolu vs gibi argümanlara hazırlanması. zaten insanlar şehir dışına kaçıyorlar, bunu yapmak için zor kullanmaya gerek te yok zannedersem. ama şehir dışına kaçan milleti işine hızlı ve kolay taşımak asıl mesele. bunu yapmak için yapılacak şey planlamayı 5-10 yıl yerine 50 yıl ve katları şeklinde yapmak olacaktır.

ama şu anda ne yapılabilir denilirse bir şeyler yapılmaya çalışılıyor fakat yeterli mi değil mi bu tartışılabilir. metrobüs bir nebze olsun e-5 trafiğini rahatlatmış görünüyor.
yol yapmak problemi çözmüyor maalesef. zira trafiğe çıkan araç sayısına bakarsak, gece gündüz yol yapmak gerekiyor. nakliye araçlarını istanbul trafiğine sokmamak belki de bu işi deniz hava vs ile yapmak.

alt alta koyarsanız yapılabilecek çok şey sayılabilir. fakat her şey eninde sonunda paraya geliyor. o da bizde gani değil maalesef. onun için bir süre daha bu çileyi çekmeye mecburuz. büyük düşünen biri çıkar da, para da bulabilirsek belki torunarımızı trafik problemi olmayan bir istanbul'da yaşatabiliriz.
tembel tembel
profesöründen taksi şoförüne, sokaktaki vatandaşından evdeki hanım teyzesine, edirne'sinden kars'ına kadar kime sorulsa çok değerli katkılar yapabileceği öneriler. bunu da kesinllikle dalga geçmek için söylemiyorum. trafik bu neticede, quantum fiziği değil, az çok aklı başında herkes faydalı öneriler getirebilir. bütün bu önerilerin hepsinin aynı anda uygulanması mümkün olmayabilir tabi ama o da başka bir dert.

benim diyeceğim şu, tüm bu önerileri düzenli bir sınıflandırmaya tabi tutarak uygulanabilir hale getirmek, hatta önerme sürecini de daha verimli kılmak için önce bir şeye karar vermek gerekiyor. "istanbul trafiğini çözmek"ten anlaşılan nedir? herkesin gideceği yere en çabuk şekilde varması mı? en konforlu biçimde yolculuk etmesi mi? yoksa güvenlik mi? şehrin doğal ve tarihi yapısına zarar verilmemesi mi? şehrin araç sahipleri için yaşanılır olması mı? yayalar için mi? turistler için mi? ticari yük taşımacılığı öncelikli mi? insan taşımacılığı öncelikli mi? ne? hangisi?

çünkü malesef bunların ve sayamadığım daha bir çok kriterin hep bir arada gerçekleşmesi mümkün değil. hadi diyelim mümkün olsun, optimal hiç değil. zira bir şehrin biricik sorunu trafik değildir, olamaz.

dolayısıyla benim önerim şudur: istanbul için bir trafik senaryosu yazılsın. bu trafik senaryosu, zaten bulunması gereken -fakat bulunmayan- yaşam senaryosuyla bütünleşik olsun, geçişli olsun, aralarında hiyerarşik bir yapı kurulsun. bir kez senaryo oluşturulduktan sonra da gelsin öneriler, gitsin buluşlar.

roma'nın trafik politikasıyla los angeles'ınki taban tabana zıttır. birini diğerine uyarlamaya kalkarsanız biberli aşure gibi bir şey elde edersiniz. biri diğerinden daha doğrudur demiyorum bakın. hatta roma'nınki roma için, los angeles'ınki los angeles için çok doğrudur bile diyemem. ama sonuçta bu iki şehrin de trafik ile ilgili politikaları var. istanbul'un yok.

istanbullular'ın öncelikle beraberce oturup nasıl bir şehirde yaşamayı istediklerini tartmaları lazım.
kısaveacısız kısaveacısız
asla %100 başarıya ulaşamayacak önerilerdir. dünyanın bütün büyük şehirlerinde -en planlı olanlarında bile- trafik problemi vardır. istanbul gibi doğaçlama bir şehirde trafik problemini çözmek hayaldir, ancak belirli noktaların rahatlatılmasına uğraşılabilir, ki bu da halihazırda yapılmaya çalışılmaktadır.
neverland neverland
"yap-işlet-takıl sen" modeliyle yani devlet yönlendirmesi ve tamamen özel sektör girişimiyle 45 tane falan; çoğunluğu yeraltından ulaşımı sağlayacak raylı sistem projesi mümkün olan en kısa zamanda hayata geçirilmelidir.

buradaki 45 rakamının kaynağı malumdur, sizde de bulunur, sormayınız...
radiance radiance
bir kaç kilometrede bir bikinili hatunlar koymak. direk mantıksız demeyin, hollanda da mı bir yerlerde hız sınırı çok aşıldığı için böyle bir sistem yapılmış. elinde hız sınırını gösteren tabelalar bulunan yavrular yol boyunca serpiştirilmiş. insanlar böylece hatunlara bakmak için yavaşlamak zorunda kalıyorlarmış.

ha türkiye' de uygulansa nasıl olur dersek eğer. yine hatunları koyalım, tabela masrafına da gerek yok. millet sağa yanaşırken paso kaza yapar zaten. böylece süper açık bir sol şerit kazanmış oluruz. bu da trafiği kotarmaya yeter. bir kaç kız garanti telef olur ama o kadar da olur yani.
2 /