istanbul un bok gibi bir şehir olması

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
vertigo
"ırzına geçilmiş güzel sevgili" gibidir istanbul. artık yaşayamasanız da eskisi gibi bir ilişkiyi, vazgeçemezsiniz, içinizdeki sevdayı öldüremezsiniz.

rumeli hisarı na bakarken sahilde yürümek, ayasofya meydanında tarih kokusunu halen hissetmek,
hani kalabalığın arasına karışıp gitmek, boğaza doğru balığınızı yiyip çayınızı içmek halen keyif verir üstü başı tarumar olmuş sevgili de.

en çok ayrılıkta yaşatır hasretini. parayla gidilen hep aynı yosma gibi bağımlılık yaratır.

vazgeçilmez kılar kendisini canım istanbul.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
tuygun
galiba insanın boğaza baktığında o güzelliği görebilmesi için ya san'atçı olması gerekiyor, yahut benim gibi hödük. boğazdan geçen gemilerin senfonisi duymak için ya müzisyen olmak gerekiyor yahut benim gibi hödük. öyle ya... o iğrençliği nasıl güzel buluyoruz? ne kadar lüzumsuz yaratıklarız biz? çengelköy'de oturup esen rüzgarın yüzünüzü yalamasına izin vermek, üsküdarda kızkulesine karşı oturup eminönünün o eşsiz silüetini seyretmek. taksime çıkıp nevizadede bir tur atıp 30 tane tanıdık görüp hepsiyle hasret giderdikten sonra bir kenarda oturup türkiyenin en rahat bira içebileceğiniz mekanında bira içmek... türkiyenin en güzel kafelerinde barlarında turlamak. en şık restoranlarında yemek yemek... işten/okuldan eve yürürken bir sanat galerisine girip tarihle, sanatla kucaklaşmak... tüm bunları kim sever ki? bunların neresi güzel?!?! evet evet istanbul kesinlikle bok gibi bir şehir. kim çıkardı benim istanbuldan zevk almayı bilmediğimi??!! bende bir problem yok!! istanbul bok gibi bir şehir!!
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
diazepam
istanbul bok gibi bir şehre çevrilmiştir. uzun tarihleri boyunca sıfırdan hiç bir kent kurmayı başaramamış biz türkler'in bir utancıdır bu. meydanı olmayan, gezi yeri olmayan, yolları, trafiği vizyonsuz insanlar tarafından 5 milyon nüfusa göre düzenlenmiş olan bir şehirdir istanbul. istanbul denince akla gelenler hala mimar sinan'ın, sedefkar mehmet ağa'nın eserleridir. istanbul'a son 50 yılda yapılan şeyler kaldırım, tretuar, kaldırım, gecekondu, refüj, viyadük, kaldırım ve kaldırımdır. elle tutulur tek bir güzel bina, tek bir park, sayfiye alanı, meydan yapılmamıştır. trafiğini düzeltsin diye getirilen fransız adam bile bulduğu yeri yıkmış ona rağmen bir meydan kazandıramamıştır istanbul'a.

raylı sistemin olmaması, tüm meydanları iett, minibüs, taksi durağı haline getirmiştir. londra'nın, moskova'nın, new york'un, paris'in metro sistemleri eskimeye başlamışken bizimkiler hala yeni yapılmaktadır, bu da güzelim şehri bir şantiye havasına sokmaktadır. unesco gibi uluslar arası kuruluşlar olmasa biz bu şehrin içine çok daha fazla sıçardık ya neyse. 2010'da kültür başkenti yaptılar ki iyice içine sıçıp bırakmayalım bu şehrin. "dünya tek bir ülke olsa başkenti istanbul olurdu" diyen napolyon bugün kalkıp istanbul'a gelse "amınıza koyim sizin bozmuşunuz lan güzelim şehri" demezse adam değilim.

el birliğiyle bitiriyoruz istanbul'u, yok ediyoruz. anasının amına olimpiyat stadı yapıyoruz, taksim'e cami yapalım diye tartışıyoruz, havai fişeklerle kavşak açılışları yapıyoruz, kaldırım yenilemeler geleneksel bir uygulamaya dönüştü ha keza gecekondu seçim afları da öyle. yeşillik yok, park yok, ağaç yok, varsa yoksa kavşak, kaldırım, viyadük, köprü.

göçebe kültürünün etkisidir bu, yüzyıllar boyunca sadece hazır şehirleri fethederek kendini devam ettiren türklerin hazır bir şehri bile nasıl bok ettiklerinin hikayesidir bu. sen bir cartaga, bir roma, bir syracuse, bir mısır kurmamışsın ki ömrü hayatında, ondan sonra hazır şehri alınca eline böyle bok ediyorsun işte. kızmadan önce git bir sidney opera binasına, bir central park'a, bir paris sokak yapısına, bir londra metrosuna bak anlarsın ne demek istediğimi.


not: bahsi geçen yerler yazar tarafımdan sadece google earth marifetiyle yukarıdan görülmüştür.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
maia
yalandır, hem de külliyen yalandır. tamam günde üç kere aşık olur, en az üç kere nefret edersiniz bu şehirdeyken.. ama bir kere sevince, nerede olursanız olun çağırır, aklınızda hep "ne zaman gitsem, nasıl gitsem, kalkıp gidip yerleşsem mi?" diye defalarca düşündürür, özletir bu şehir, feci özlersiniz az kalmış bile olsanız, o keşmekeşini, telaşını, yapılan geyikleri, anıları, manzaralarını.. bok bir şehir diyenin aklından şüphe ederim ben kardeşim.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
maktul
istanbulun bok gibi bir şehir olduğunu düşünenler, köylerine geri dönseler, istanbul süper bir şehir olur.
istanbula bok gibi şehir diyenleri istanbulu terk etmeye davet ediyorum. bu "bok gibi" şehri terkedin ki, biz bu "bok gibi şehre" aşık olanlar, bu " bok gibi" şehirden başka, dünyanın hiç bir yerinde yaşayamayacak olanlar, kendi bokumuzun içinde, rahat rahat yüzelim.
istanbulu sevmeyenlere burhan çaçandan "neden geldim istanbula" isimli güzide eseri armağan ediyorum.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
cd temizleme bezi
istanbulu yaşamasını bilmeyenlerin düşüncesini yansıtan en açık, en kısa, en öz önerme cümlesidir.
yok sen görmek yerine bakarsan, görmek istemezsen, en başta onu sevmek istemezsen sana güzelliklerini göstermez ki. bir de şu var zevk meselesi, şimdi örneğin deniz sevmeyen birisi nasıl beğensin istanbulu ?
bu şekilde düşündüğümüz zaman ben sevmiyorum denmesi gayet normaldir. lakin bu istanbulun bok gibi olması demek değildir.
ben sevmiyorum diye mücver lezzetli değildir diyor muyum kardeş ?
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
tuygun
istanbulun güzelliği karmaşasından gelir. dar sokaklarının köşebaşlarındadır istanbulun güzelliği... ve her köşebaşından sonra çıkardığı sürprizlerindedir, kimi zaman hoş, kimi zaman nahoş.

sigara gibidir istanbul, bir kere bağlandın mı bıraktırmaz kendini, öldürür aheste aheste ama her uzanıp yaktığında şehrin bir ucunu zehirli havası çıkartır adamı yerin dibinden bulutların üstüne.

ibadettir istanbulu sevmek. istabulu sevmek "insan"ı sevmektir, tüm karmaşası, keşmekeşi, çelişkileri, fitnesiyle insana ait olan ne varsa onu sevmektir, doğayı, insan doğasını sevmektir ve olduğu gibi sevmektir insanı, yaradılana bakıp yaradanı sevmektir, ibadettir.

özgüvendir istanbulu sevmek, fırtınalı havalarda inci toplamaktır, en tehlikelisi, en güzeli. korkaklar sedef çıkarsın, altın ve inci vaadeder kuran cennette. cennetti tatmaktır istanbul, ve yasak elmayı yemeye cesaret etmektir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın