istanbul un fethi

1 /
hansvoralberg hansvoralberg
7 yaşında sultan mehmed'in geç vakitte odasında oynadığı oyun. padişah eğitiminden sorumlu lala mehmed in odasının ışığının yandığını görür. içeri girer. mehmed yerde yüzü koyun uzanmış, kalemlerle oynamaktadır. ne yaptığını sorduğunda küçük mehmed döner ve "istanbul u fethediyorum der." cevap ironiktir: "çok geç oldu padişahım, isterseniz istanbul'u yarın fethedersiniz."
lightblue lightblue
fethin hemen ardından, fatih sultan mehmet katledilmeyi bekleyen bizans halkına, hz. yusufun kardeşlerine söylediği sözle karşılık vermiştir;
gidin, bugün size (yaptıklarınız için) kınama yoktur.
azwepsa azwepsa
fethin neticesinde 3 gün değil 4 gün yağma vaad edilmiş lakin fetih gününün sonuna gelmeden fatih sultan mehmet'in emri ile yağma yasaklanmıştır. bu vaatle toplanan bir dünya başıbozuğun, kimi kaynakta 400.000 olarak geçer, büyük kısmı adeta bizans surları önlerinde bizans cephanesini tüketmek için itlaf edilmiştir. şehir ele geçtikten sonra anında başlayan yağma fatih sultan mehmet'in emri tüm sokaklara yayılana kadar sürmüştür. fethin ertesi sabahına yağma kalmamıştır.
gölgeningücü gölgeningücü
i̇stanbul'un fethi

beş yüzüncü yıldönümü için:

i

gün batmada i̇stanbulun üstünde haliçten,
bir renge bürünmüş yanıyor marmara içten.
durgunlaşıp engin, silinirken kırışıklar,
oklar gibi fışkırmada her yandan ışıklar...
bir penbe bulut bağrı delinmiş kanamakta,
yorgun uyuyan tekneler altında uzakta.
altındır ufuk çizgisi, altındır akisler,
altın tozlu hainde iner her yana sisler...
durgun sular üstünde kesik vakvakalarla,
uçmakta gümüş martılar, altın gagalarla.
gök şimdi yeşil, şimdi kızıl, şimdi turuncu,
camilerin andırmada mermerleri tuncu
kandır dağılan şimdi günün battığı terden,
kandır sızan etrafa alev pencerelerden.
kandır görünen fatihin altın aleminde,
fethin yine i̇stanbul o en kanlı deminde:

ii

mevsim mayısın sonları, yaz başlamış artık,
gittikçe açılmakta, dağılmakta karanlık.
her şey hareketsiz, ağaran tan yeri sessiz,
kalmış gibi şehrin sarılan bağrı nefessiz...
bir korkulu rüyayı yataklarda sayıklar,
dalgın uyuyanlar beraber uyanıklar...
bir saltanatın son gününün korkusudur bu!
" - türkler hareketsiz duruyor, bir pusudur bu!"
kostantin ümitsiz, saray erkanı telaşta
surlarda bizans askeri, jüstinyani başta!
çarpmakta bugün bir yeni korkuyla yürekler,
zağnos paşa bir yanda hücum emrini bekler.
turhan bey uzaklarda yakıp yıkmada hâlâ!
bir yandan o beylerbeyi korkunç karaca'yla,
türk ordusu i̇stanbulu sarmış çepeçevre,
dünya girecektir bu sabah bir yeni devre!

iii

birdenbire gökkubbe dolar velvelelerle,
atlar koşar ön safta kabarmış yelelerle!
tozlarla, dumanlarla karışmakta ateş, kan...,
yer yer tutuşur toprağın altındaki volkan!
mızraklar uçar, oklar uçar, taşlar uçarken,
burçlar yıkılırken, kesilen başlar uçarken,
etrafa saçılmakta cehennemden alevler,
tunç topların ağzıyla homurdanmada devler...
her hamleyi bir hamle kucaklar yeni baştan,
jüstinyani bir sedyede kaçmakta savaştan!
bir burca zafer sancağı dikmiş ulubatlı...
i̇lk hızla girer topkapıdan yirmi bin atlı!
"türkler geliyor!" çığlığı aksetmede dağ dağ,
bir çağ kapanır böylece, başlar yeni bir çağ
rum kayseri'nin kellesi bir mızrak ucunda,
şarkın eşi yok incisi türkün avucunda!

iv

ey kayser, öğünsen yeridir kanlı başınla,
tarihe adın geçti o erkek savaşınla!
ey fatih, iraden gibi kuvvetli bir elde,
dünyanın asırlar boyu göz koyduğu belde!
ey ünlü kumandan paşalar, tuğlu vezirler,
ey tulgalı erler, ağalar, beyler, emirler...
haşmetli zafer menkibeniz geçti şafaktan,
gördüm, düşünürken sizi beş yüz yıl uzaktan!
ey mutlu ışık beldesi, nurunla yıkansın,
her türlü hiyanet dolu tarihi bizansın!
artık savaşın hüsnüne hayranlık içindir,
artık zaferin şi'r için, insanlık içindir.
sihrinle, füsununla, gururunla, nazınla,
altın halicin, marmaran, aşık boğazınla,
endamını sarmakta ipek tüllü karanlık,
türkün güzel i̇stanbulu mesut uyu artık!


orhan seyfi orhon
marooned marooned
anması,kutlanması maalesef sadece bir kaç radikal cemiyetin tekeline bırakılmış gibi görünen,unutulmuş,önemsenmeyen büyük bir tarihi olay.
julian apostate julian apostate
yalnızca bizler tarafından istanbul'un fethi olarak adlandırılan gün.

diğer pek çok millet tarafından konstantinopolis in düşüşü olarak adlandırılmaktadır.

istanbul'un fethi için okunabilecek kaynaklardan bazıları:

şehir düştü / bizanslı tarihçi francis'den istanbul fethi
yeorgios francis; tercüme: kriton dinçmen; iletişim yayınları

boğazkesen: fatih'in romanı
nedim gürsel; can yayınları

konstantinopolis düştü
steven runciman; çeviren: derin türkömer; doğan kitap
hopeless hopeless
efendim, karadan yağlı raylarla gemi kaydırma hikayesi doğru olmakla birlikte; mehmet'in üstün zekası değil, üstün tarih bilgisi sayesinde vuku bulmuştur, zira venedikliler 1439 yılında adige ırmağından garda gölüne, selahattin 12. yüzyılda nilden kızıldenize, memluklar 1424 yılında kahire'den suveyşe gemi yürütmüşlerdir.
1 /