işten ayrılmak

1 /
realisttermik realisttermik
kendi isteğinizle ayrıldığınız işinizde ;ikibuçuk seneyi devirmiş ,şirketinizde son saatlerinizi yaşıyorsanız arkadaşlarınızla göz göze gelerek tedirgin bakışlara birbirinize bakarsanız.bilgisayar ve bilumum ofis araçlarınızın kankalar tarafından yağmalanması,'göz'den uzak olan gönülden ırak' sözünün sonuçlarını değiştirmeyeceğini bile bile giderken dostlar tarafından 'irtibatı koparmayacağız bak' sözüyle başlayan cümleler muhtemel yaşayacağanız şeylerdir.bitişin ardından başlanacak olan yeni işin stresi ,eski işteki alışkanlıklar çapraz ateş şeklinde duygu yoğunluğunu üzerinize salar.son olarak herkes ile vedalaşılır,özel eşyalar toplanır ve gidilir.
trişka trişka
işsizlik denen dipsiz kuyuya kendini bilinçli bir şekilde,, sakince bırakıvermektir.

bir insan kendini o dipsiz kuyuya nasıl bir psikoloji ile bırakır?
çok zor değil cevabı, canına tak etmiştir çalıştığı yer, yaptığı iş.
aslında hiçbir iş insanı tam anlamıyla mutlu etmez, insan yaptığı işe önce alışır, bir süre sonra yabancılaşır. bir nevi mutlu iş yoktur denebilecek bir durum. tabii bunda, kişinin özelliklerinin de bolca payı var. azıcık aşım kaygısız başım diye düşünülüyorsa bir takım mevzular göz ardı edilebilir. üç kuruş aylık için.

sabahları uyumak istersin, geceleri takılmak, alışamazsın para kazanma zorunluluğuna. bunlar çoğaltılabilir ama sayısı arttığı oranda ortak özellikleri, öznel oluşları, değişmez.

ama ulan

10 tane kadının çalıştığı bir laboratuvarda çalışıyorsan, hem de eşekler gibi, alevin karşısında sabahtan akşama. eve gittiğinde pestilin çıkmış, kafan kazan, yüzün kırmızı vaziyette kendine üç dakika bile ayıramıyacak vaziyetteysen, evde yemek yapmayı özlediysen, arkadaşlarınla son metroyu kaçırmayı göze alarak iki bira içmeye hasret kaldıysan, gece cnbc-e dizilerinin tekrarını bilsen de izlemek öylesine yaptığın bir iş olmaktan çıkıp rüyalarına girmeye başladıysa bırakırsın arkadaşım.
sana dedikleri haliyle " bu işsizlikte" olsa da gene de bırakırsın.
o minik laboratuvarı sigara içme odasının sırf komşusu olması sebebiyle günde ortalama 10 kadın ve hiç erkek ziyaret ediyorsa, ekim yaptığın zamanlarda harladığın o küçük alevden dolayı değil kadın menopozu sıcağından içerdeki ısı üç kat artıyorsa gözün döner terkedersin.
o sıcak, cehenneme özdeş hale gelir gözünde. dedikodu kazanı kaynarsa yarım saate bir, sigaralar da o kazanın altındaki ateşten yakılınca, gözünün dolma sebebi duman olmaz artık.
sen sabahın köründen öğlen üçe kadar kıçını tabureden kaldıramazken, yanındaki teyze "ayy, bu gün tabureye oturamayacağım, dün çok fena seviştik" minvalli cümleler kurmaya çalışıyorsa dellenirsin, dişlerini sıkar, "sabır sabır yaa sabır" türküsünü baştan bir daha söylersin, fonda çalan sibel can "çakmak çakmak" eserine rağmen.


farkedilmiştir, vurgu 10 kadına. ben kendimi üniversitede on kaplan gücünde zannederdim, ya da erkekler diyarında. doğrudur, öyleyim. ama ben bu kirli savaşma taktiklerini bilmiyormuşum.

dedikodu neyse bir yere kadar hadi her yerde olur diye düşünürsün, magazin programları sağolsundur. ama bre allahsız karılar banane sizin kocanızdan, banane sizin şeyinizden. kazara birisinin kocası gelcek olsa dayanamayıp "aaa bamya hoşgeldin" diyesim gelecek diye korktuğumdan da bırakmış olabilirim bilemiyorum.
one more cup of coffee one more cup of coffee
duygusal yapıda biriyseniz yıllarınızı geçirdiğiniz masaya bakarsınız. bir de duvarlara.. size ne çok şey katmıştır bu yer. sizin de ona kattığınız gibi.

bir yandan tazminat alıp almayacağınzın tartışmasını yürütüp bir yandan da iyi ayrılmaya çalışırsınız iş yerinden.

patron size tazminat vermemk için sizi ne çok sevdiğinden ve ilerde de ileitşim içinde bulunabilmeyi ümit ettiğinden bahseder. sözleşmeniz olduğunuz için bu gibi yalakalıkların size yapıldığını bilirsiniz. sözleşmesi olamayn emekçi iş arkadaşınızı bir hafta önce tek kuruş tazminat vermeden izin haklarına bile el koyarak nasıl işten çıkardığını düşünürsünüz.

üzülürsünüz...
ilaç ilaç
şu an yerine getirdiğim eylem,
hani hayvanat bahçesinde maymunlara fıstık atınca bir sevindirik olurlar, heyacandan kafeste ordan oraya sıçrarlar ya işte o durumdayım.

tabii şu an uygulamakta olduğum yedek planım olmasa idi ne halt ederdim bilemiyorum.
boolean boolean
bugün gerçekleştirdiğim eylem. vedalaşıp iş yerinin kapısından çıktığım anda kanatlanacaktım adeta. işte özgürlüğün tadı bu dedim. ama kafa karışıyor tabi. erken kalkma derdi, iş seyahati, andaval müşteriler falan yok ama. para da yok tabi. işte kafa karıştıran durum bu...
çikolata parçacıklı bol kremalı düşes çikolata parçacıklı bol kremalı düşes
omuzlarınızdan bissürü gereksiz sorumluluğun yükü kalkarken, son kez çalıştığınız departmana dönüp kendinize güvenerek; "bensiz sıçtınız olum! bu yeni gelen adamla bakalım ne bok yiceksiniz?" bakışı atarak yeni başlangıçlara kanat çırpmaktır. * *

not: vedalaşırken içim biraz burkuldu. ama birazcık.. şöyle ucundan azcık.. ayrıldığım için pişman mıyım? kesinlikle hayır!
morşapka morşapka
maskeyi çıkarıp özüne dönmenin ve özgürlüğü yaşamanın dayanılmaz hafifliğine atılan adımdır. bu adımın sonrası işsizliktir.meteliğe kurşun atmanız dolayısıyla artık parasızlığa esirsinizdir.
şansküpü şansküpü
her gün karar verdiğim ama kafam yerindeyken düşündüğümde ilk önce yenisini bulup sonra ayrılmanın daha mantıklı olduğunu düşündüğüm eylem. yani 1 seneden fazla işsiz kalmış biri olarak hiç yoktan iyidir diyorum ama yine de kafamın attığı bir an sessizce (belki de büyük gürültüyle) gerçekleştirmekten de korktuğum olay.
kazanin dibi kazanin dibi
yeni bir iş bularak ayrılması zevklidir,karikatürize etmek isterseniz eski iş yerini veresiye veren,yeni iş yerini de peşin satan tablosu gibi yapabilirsiniz,hatta oradaki herifler siz bile olabilirsiniz.ayrılma sebebiniz olmadan sırf şartları daha iyi diye başka bir yere gidiyorsanız ayrılmak için bahane bulması zordur,neticede işi bıraktım,başka bir işe giriyorum fakat devir teslim töreni gerçekleştirmem gerekiyormuş sikimde mi ? değil tabikide 3 gün sonra eleman bulmazsalar polise bile haber veririm,bulucaz mulucaz ayakları da hikaye yemezler anam.
1 /