istibdat dönemi

sycrone one sycrone one
2.abdülhamid in 1.meşrutiyet döneminde,seçilen meclis üyelerini, saltanatını tehdit üzerine feshi,yerine gelen meclis üyelerinin de öncekileri aratmaması üzerine bu meclisi 14 şubat 1878 yılında tatile göndermesi ve 30 yıl boyunca 2. meşrutiyete kadar çağırmamasına kadar olan döneme denk gelir.

(bkz: istibdat)
nastasya filippovna nastasya filippovna
yoğun bir baskının ve sansür uygulamasının olduğu dönemdir. eli kalem tutan her kişi, yazdıkları ile sürgüne gitme riski ile yaşıyordu. "özgürlük, hürriyet, vatan, millet" gibi kavramlar yüksek sesle dile getirilemiyordu. istibdat dönemi, 2.abdülhamit denilince aynı anda ismi anılan kavramdır.
spartaküsün torunlarıyız spartaküsün torunlarıyız
tarihte günümüze fazlasıyla benzeyen kara bir dönemdir.istibdat despotizm demektir.ıı.abdulhamit meclisi kapattıktan sonra,bütün yetkileri yavaş yavaş kendisine toplamaya başladı(günümüz hsyk yasası bu yönde atılan bir adımdır).
özgürlükleri büyük ölçüde baskı altına aldı, meclisi mebusan'ın çalışmalarını durdurduktan sonra, ilk olarak basına sansür koydu(günümüz medyası yine aynı şekilde şakşakçılarla doludur). yönetimiyle ilgili olarak olumlu yayın yapılması için çeşitli kaynakları kullandı(yine günümüz medyasına çok yakışan bi tabir). toplanma özgürlüğünü tümüyle yok etti(günümüzde de hiçbir şekilde insanlar istemedikleri birşeyi rahatça dile getiremiyor,getirenler gazlanıyor). en ufak ziyaretleri bile kısıtladı. kendi hükümdarlık iradesini, her çeşit hukuk kurallarının üstünde gördü ve öyle benimsetmeye çalıştı. kendi hükümetinin dışında, yıldız sarayı'nda bir gölge hükümet kurdu(gülen cemaatini devletin her kademesine yerleştiren de rte'ydi). bununla, devletin her girişimini denetim altına almaya çalıştı. büyük bir hafiye örgütü ile iktidarını güvenceye kavuşturmak istedi. hatta, bunlar için özel daireler oluşturdu.
bu dönemde sadaret (başbakanlık) makamı da tam yirmi altı kez değişikliğe uğradı. yine bu devirde, değişik anlamlara geliyor düşüncesiyleyine sansür, tertip, vatan, millet, hürriyet, grev, suikast, ihtilâl, anarşi, monarşi, sosyalizm, dinamit ve barut gibi sözcüklerle makedonya, trakya ve girit gibi yerlerden söz edilmesi, yazılması yasaklandı(bugün sadece direniş kelimesini dile getirmek provakatör damgası yemeye rahatlıkla sebeebiyet vermekte). bu yasaklara, ziya paşa, namık kemal ve abdülhak hâmit gibi yazarların yapıtlarının okunması da eklendi. avrupa'ya eğitim için öğrenci gönderilmesi, türk ve müslüman çocukların istanbul'daki yabancılara ait okullarda öğrenim görmeleri, shakespeare, racine ve lamartin gibi batılı yazarların yapıtlarının okunması ve meslekî derneklerin kurulmaları yasaklandı.hatta abdülhamitin burnunun çok büyük olmasından dolayı ''burun''kelimesinin yasaklı kelimeler arasında olduğu da bilinir.
necdet kediseven necdet kediseven
ülkenin bugünüyle benzerlik kurmamızı şu (#13022855) girideki bilgiler haklı çıkarmaktadır. sansür, devletin her yerde yurttaşın ensesinde olması ile beraber yalnızca altyapı, inşaat yapılması hususunda ortaklık büyüktür. tabii ki abdülhamit'in kurduğu kurumların yanında şimdi kurulan kurumların vs. gerekliliği tartışılır, o ayrı konu.
mischiefmayhemsoap mischiefmayhemsoap
ikinci abdülhamid zamanında geçen ve oldukça zor bir dönemdir.bu sultanın ceza sistemi çoğunlukla sürgün üzerine olmuştur. sansür, hafiye, jurnal ise bu dönemin kabusu haline gelmiştir. ilk olarak meclisleri kapatarak yasamayı sınırsız hale getirmiştir.
sonrasın da ..
1864-metbuat nizamnamesi : genel yayın ilkeleri belirlendi
basına çok ağır baskı uygulanmaktaydı. basım öncesi sansürden geçen gazetelerde bir yanlış görülürse kapatma ceasına kadar gidiyordu. siyasi haber yapacak gazetelere ruhsat verilmesi oldukça zordu.
gazetelerin yanında kitapların basımı da bir o kadar zordu elbet. din ve siyasi alanda bir sakınca görülmemesi gerekiyordu. tahmin edilebilir ki bu dönemde yasaklanan belli başlı yazarlar da vardı.
şöyle buyurun : j.j. rousseau, namık kemal, dante, jules verne victor hugo...
abdülhamid iç basınla kalmayıp dış basına da el uzatınca, dış basından gelen cevap kendi ülkelerindeki basının serbestliliği olmuştur.
1877de mizah gazeteleri yasaklandı.
1867-ali kararname : basın için tedbirler ve cezalar belirlendi

bunların dışında '' hamidiye etfal, darülaceze ve darulhayr-ı ali'' kurumları kurulmuştur.