itibar

ben olan ben ben olan ben
"itibar, bir kişinin değerli/seçkin kimseler veya çevreler (=havass) nezdindeki değeridir. her itibar, bir itibar edeni (mutebir) gerektirir. "itibar eden" yoksa, itibar da yoktur, muteber de. yani muteber olanın itibarı sadece kendisine değil, başkalarına da bağlıdır. başkalarının sağladığı itibar azalabilir de, çoğalabilir de. kaybedilebilir de, tekrar kazanılabilir de."

not: alıntıdır.
kalemsiz yazar kalemsiz yazar
saray için bahane olarak kullanılan sözcüktür.

itibardan tasarruf olmaz deyip emekliye verilen 24 liralık zam itibarını şahlandırır, itibarsızlar tarafından çok dillendirilmeye başlanan sözcüktür.
clitor eastwood clitor eastwood
kişinin, diğer kişilerden gördüğü kazanılmış/kazanılmamış saygı seviyesi.

bu konudaki en güzel sözlerden biri, tarihte neredeyse bilinmeyen ziyaroğulları isimli beyliğin/küçük devletin hükümdarı keykavus bin iskender'in oğluna öğütler verdiği kabusname adlı eserde geçer:

"imdi ey oğul, çalış ki, eğer soydan gelme cevherin yoksa, sonradan elde edilmiş hünerin olsun. çünkü hüner, ten cevheridir. ten cevheri de soy cevherinden iyidir. nitekim demişlerdir: 'kişinin ululuğu soyla sopla değil, akıl ve edepledir.'
ondan sonra ey oğul, çalış ki, babanla ananın kazandığı ad ile kişilenmeyesin, kendi kazandığın ad ile öğünesin."
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
itimat ile kardeş bunlar.
ama mahalle baskısı ile kesinlikle aynı aileden değiller.
bu devirde çok zor ya itibar sahibi temiz bir insanla karşılaşmak. çünkü herkes işi rayında gitsin de geri kalanlar kapıyı kapatınca dışarda kalır mottosunda ve bu midemi kaldırıyor. bir insanın gerçek serveti itibarıdır oysa. vallahi, eski türkiye'yi özledik!