iyi hal indirimi

erkenderken erkenderken
var olma sebebini anlayamadığım ve bu haktan faydalananlar ile faydalanmayanlar arasında adaletsizliğe neden olduğunu düşündüren indirimdir. iki tane katil düşünelim. birisi mahkemede iyi halli olmadığı için (!) fazla ceza alıyor, diğeri ise iyi halli olduğu için (!) daha az cezayla kurtuluyor. burada apaçık bir adaletsizlik yok mu a dostlar? sonuçta ikisi de iki tane cana kıymış, iki kişinin hayatına son vermiş. burada yok yere ölen insanların yanında katil zanlılarının mahkemedeki davranışlarının ne önemi var çözemedim.
clandestine clandestine
bunun var oluş nedenini gerçekten anlayabilmek için goy goy yapmak yerine açıp prof. dr. nevzat toroslu hocanın ceza hukuku genel ve ceza hukuku özel kitaplarını okuyabilirsin. ince olmalarının yanındai çoğu zaman kolay anlaşılır eserlerdir. soyut olarak ceza hukukunu anlatmakla kalmamıştır. iki kitabın toplamı 3 paket sigara paranızı geçmez. bu gibi kavramların öğretideki yerini ve değerlendirmesini böyle öğrenebilirsiniz.

vicdan kısmına ilişkin olarak durumu bir hakimin yerinde olmamız mümkün olmayacağından ancak bir hakimin anılarını aktardığı ya da kendi vicdanınız ölçüsünde değerlendirebilirsiniz. bu hususa ilişkin olarak da ahmet ziya sağesen'in "bir ceza hakiminin anıları" ya da benim çok sevdiğim faruk erem'in "bir ceza avukatının anıları" kitaplarını okuyabilirsiniz. ilk basımları oldukça eski olmakla birlikte özellikle faruk erem'in kitabı günümüzde hala popülerliğini korumaktadır. hatta okumak isteyenler internetten dahi ulaşabilirler. yine ulaşamayanlara ben kargo ile gönderebilirim.

hayatta hiç bir şey siyah ya da beyaz gibi keskin ayrımlara sahip değildir. siz kendi yaşadıklarınıza dönüp baktığınızda dahi bunu görebilirsiniz. hukuk maalesef bizim memleketimizde olduğu gibi paçavra bir alan değildir aksine adaletiyle meşhur ülkelerde olduğu gibi inandıkları değerler gibi kutsal sayılan bir noktadadır. eğer siz hakimlerinizin bağımsızlığını ve teminatını sağlayamadığınız gibi bir yandan da yolsuzlaştırıp; kendi aralarında ayrıştırır ve kadrolaştırırsanız, bugün günümüzde olduğu gibi hakimlerin başka hakimlerin vermiş olduğu kararları yok hükmünde sayan ya da verdikleri kararlar sebebiyle meslekten ihraç edilen yargı mensuplarıyla karşılaşırsınız. örneğin, eğer bir hakim vereceği karar sonrasında sürüleceğine inanmışsa, medyaya malzeme olacağından, ailesinin tehdit edileceğinden ve öldüreleceğinden şüphe ediyorsa, ki bunların hepsi türkiye'nin kısa tarihinde gerçekleşmiştir, siz o hakimin sağlıklı karar vermesini bekleyemezsiniz. eğer bekliyorsanız ya siz çok naivsiniz ya da onları robot olarak görüyorsunuz. en kötüsü de günümüzde iktidar partilerinin kadrolaşma ve istediğini rahatça yapabilme sevdası nedeniyle en çok torpilin pardon yanlış oldu ne torpili "referansın" geçtiği meslek grubu haline gelmiştir. gün gelecek hakimlerin yeterliliği tartışılır hale gelecek. hatta şuan bile deneyimli ve iyi avukatların karşısında duruşmalarda zor duruma düşen hakimler görülebilmektedir.

öte yandan mesela, supreme court of the united states yani abd yüce mahkemesi'ne atanan hakimler kendileri istemedikleri sürece emekli edilemezler yahut görevlerinden alınamazlar. abd başkanı dahi olsanız hiç bir şey yapamazsınız. düşünün adamın böyle bir teminatı ve bağımsızlığı varken, sizce pür ve hür vicdanına, hukuk bilgisine göre mi kararlar verir yoksa akşam evinde televizyonu açtığında politikacının birinin ben o konu hakkında yargının gerekli kararı vereceğini biliyorum. bu konudaki inancım tam diyen bir hakimin düştüğü ikileme göre ortaya çıkan kararlar mı verir?

kısacası demem o ki, (bkz: uruguay vatandaşlığına geçmek).
raskol nick ov raskol nick ov
en anlamsız ceza indirim şeklidir sanırım. mahmekemeye kıravatla geldi diye ceza indirimi mi olur?

genel olarak iyi halli insanlara indirim değil bindirim yaparlar. örneğin bir araba tamircisine gidin. adam size bir baksın, iyi halli birisiyseniz 100 tl'lik şeyi 150'ye kitler. ama gelgelelim o tamirciyi tornavidayla 20 yerinden deşin, sonra bileklerini kesin, sonra da benzin döküp yakın; hakim karşısında iyi halli olun, kıravat takın vs. o zaman ceza da indirim alırsınız.

taciz, tecavüz gibi, hırsızlık, gasp, adam öldürme gibi suçlarda iyi hal indirimi yapan hakimler, bence adalete ihanet etmektedir. aynı sistem içerisinde yaşayan milyonlarca insanın hakkına girmektedir.

adalet sistemi içerisinde tartışılması gereken diğer konu ise, idamdır.
dengesiz26 dengesiz26
iyi hal indiriminin kalkmadigi sürece beyinleri cinsel organında olanlara hadım cezası gelmediği sürece ne kadın çocuk hayvan cinayetleri ne şiddetleri ne tacizleri nede tecavüzleri biter.
the cekat the cekat
sorun iyi hal indiriminin bulunmasından ziyade infaz yasasıdır. verilen cezanın tamamen ceza evinde geçirilmesi için ikinci kez mükerrir olmak gerekmekte. bunun için de suç işlemiş olmak yeterli olmayıp kesinleşmiş mahkumiyetler lazım. ceza evlerinin yetersizliği nedeniyle çıkarılan denetimli serbestlik düzenlemelerine girmiyorum bile. son çıkan denetimli serbestlik düzenlemesine göre yanlış hatırlamıyorsam 6 yıla kadar cezan varsa gir çık ile bir kaç gün ceza evinde bulunarak bu işten yırtmak mümkündü.

bu indirimle ilgili handikap ise hakimin bu indirimi uygulamasının takdirine bağlı olmadığı, sanığın indirime her zaman hakkı olduğu, bu sebeple hakimin bunu uygulamak zorunda olduğu, uygulamayacaksa gerekçe sunması gerektiği yönünde yargıtay içtihatlarının bulunması.

sanık karşı tarafın zararını karşılamışsa, özür dilemişse, mağdur da şikayetçi olmuyorsa bu nedenlerle 1/6 oranındaki takdiri ya da iyi hal indiriminin uygulanmasının bir mahsuru olmadığını düşünüyorum. sırf takım elbise giydi ve saygılıydı gibi gerekçelerle böyle bir indirim yapılmamalı elbette.
dumrul dumrul
kamuoyunda sürekli yanlış anlanan indirim türü. esasında bir şeye bir etkisi yoktur. amacı da yargılamanın sessiz sakin yürütülebilmesini sağlamaktır. yani sen takım elbise giymişsin, pijamayla gitmişsin bunun bir etkisi yoktur. tüm davaların yüzde 99,99'unda bu standart indirim uygulanır çünkü özel bir işlevi vardır. bu, mahkemede hakime ya da sanığa saldırmadığınız sürece standart bir indirimdir. özel bir işlevi olduğu için de korunması gerekir.

infaz koşullarını biliyor muyuz? bilmiyoruz. neye ne ceza öngörüldüğünü biliyor muyuz? bilmiyoruz. medya ne gösterirse ona göre bağırıyoruz anca. yasada belirtilen ceza ile infaz edilecek ceza arasındaki farkları hesaplayacak kadar bu işin işleyişini biliyor muyuz?

diyelim ki yasada tecavüzün cezası olarak 12 yıl yazıyor. "iyi hal indirimi" ile bu cezanın 2 yılı düşer ve 10 yıla iner. onun da 2/3'ünü yatarsınız. yani 6 yıl 10 ay olarak yatarsınız. eğer "iyi hal" indirimi yapılmasa yatacağınız süre 8 yıldır. gördüğünüz gibi indirim 2 yıl ama pratikteki etkisi 14 ay. o da 12 yıl gibi ağır bir cezada...

aynı süre cezayı siyasi bir davadan yiyecek olursanız da şöyle işliyor: hakim yasada yazılı olan 12 yıl cezayı verdi. tmk 5. madde gereği bunun yarı oranında otomatik artırım yapılıyor ve ceza 18 yıla çıkıyor. iyi hal indirimi orada da standart. 1/6 düşünce ceza 15 yıla "iniyor" sonra da bunun 3/4'ü yatılıyor: ne yatılacak? 13 yıl 6 ay...

yani birine tecavüz edip 12 yıl ceza alırsanız 6 yıl 10 ay yatıyorsunuz, siyasiden girerseniz aynı 12 yılı 13 yıl 6 ay olarak yatıyorsunuz.

ama türkiye'de zaten tecavüz, kadına şiddet gibi suçlarda sıkıntı cezaların azlığı değil, verilen cezanın infazı da değil... sorun yasalarda öngörülen cezaların zaten verilmiyor oluşu. dünkü olayda video görüntüsü olmasa herif tutuklanacak mıydı? ümit can uygun olayında herif kız baygın halde yatarken canlı yayın açıp nasıl dövdüğünü filan anlatmamış mıydı? işlem yapıldı mı o zaman? kızı öldürüp intihar süsü verdiğinde tutuklandı mı? önüne geleni ölümle tehdit ettiğinde işlem yapıldı mı? canlı yayında uyuşturucu kullanacak kadar ileri gitmese tutuklanacak mıydı? hakkındaki deliller ortaya çıkarılacak mıydı? sayısız benzer olay var.

bu ülkede bu işlerin nasıl yürüdüğünü siz bilmiyor musunuz? hala yok cezalar ağırlaştırılsın da bilmem ne olsun deniyor. türkiye'de sorun ceza miktarları değil. önce herkes bunu idrak edecek ki sorunun ne olduğu düzgünce anlaşılsın ve çözümü de bulunabilsin.

cezada ve cezaların infazında ölçülülük sanıktan önce mağdurları ve toplumu korur. suçlar arasında bir hiyerarşi vardır ve bu gereklidir. mesela gasp hırsızlıktan anlamlı şekilde daha yüksek bir ceza ile yanıtlanmak zorundadır. bu ikisi arasındaki anlamlı fark korunmazsa hırsızlık yapacak kişi hırsızlık yapacağı yerde insanlarla yüz yüze gelmekten çekinmez ve hırsızlık eylemleri daha hayati sonuçlar üretmeye başlar.

gasp ya da tecavüz ile cinayet suçlarının cezalarını birbirine eşitler ya da yaklaştırırsanız gasp ve tecavüzlere cinayetlerin eşlik etme oranı çok yükselir. başka pek çok örnek verilebilir.

2016'da khk ile denetimli serbestlik düzenlemesi yapıldı. bunda amaç neydi? bir şeyleri düzeltmek mi? hayır. bizde cezalara zaten haddinden yüksek olduğu için cezaevleri tıklım tıkış doluydu. akp'nin cezaevlerinde bolca boş yere ihtiyacı vardı ve bu yüzden doldur boşalt yaptılar. bunu da her zaman yapıyorlar. en son devlet bahçeli affının hangi hukuki gerekçesi vardı misal? çünkü bu heriflerin derdi adalet değil. yargı bunların elinde oyuncaktan farksız.

insanlar cezaların sürekli daha fazla artırılması için tepinip duruyorlar ve bu, fiilen suçluların daha kısa süre içerde kalmasına neden oluyor. çünkü bir şeyin üzerinde detaylıca düşünüp konuşmak gibi bir alışkanlığımız yok.

türkiye'de özellikle kadına karşı şiddet bir zihniyet sorunu. zihniyet sorunlarını cezai düzenlemelerle çözemezsiniz. cezalar sadece yardımcı enstrümanlardır. kadın yardım çağırdığında olay yerine giden polisin kafası da şiddeti uygulayan heriften farklı çalışmıyor. failin huzuruna çıkarılacağı savcı ve hakim de farklı durumda değil. meclisteki eleman da farklı değil. nadire kadirova'yı kim öldürdü? hesap sorabiliyor musun? sen cezayı yükseltsen ne olur alçaltsan ne olur?