izmir fen lisesi

1 /
untouchable untouchable
3 sene boyunca benim de mensubu olduğum, türkiye'nin o yaş grubundaki ilginç kişiliklerini biraraya getiren ve benim zamanında duşunun tavanında o güne kadar hiç görmediğim bir takım eklembacaklıları barındıran güzel okul, sıcak yuva...
jellicle jellicle
iflli olmasam da untouchable ile birlikte yıllık almaya gitmemden dolayı,oradaki öğretmenler tarafından saılıp sarmalanarak, yeni girenlere örnek olarak gösterildiğim ve neredeyse oradan bir yıllıkla ayrılacak duruma geldiğim türkiye'nin nadide öğrencilerini barındıran, efsane okul.
methyl red methyl red
'şahane dostlar kazandıran, hayatımın hem en mutlu hem de en berbat dönemine ev sahipliği yapan, ayrılırken sevinçten havalara uçtuğum ama şimdilerde deli gibi özlediğim okulum. çelişkiler yuvası.',

böyle yazmışım yıllar önce. şimdi farkettim de, okurken de mezun olduktan sonra da okula ilişkin düşüncelerim/duygularım hep sinüs eğrisi çizmiş aslında! 8 senelik süre zarfında, özellikle de son bir kaç yıldır, tamamen aklımdan çıktığı, arada bir şekilde hatırlayınca sanki yaşayan ben değil bir başkasıymış gibi hissettiğim zamanlar oldu, bir olayı hatırlamak için kendimi zorladığım ama yüzüme aptal bi gülümseme yerleştiren, biraz da özlediğim... oysa bu aralar, kardeşimin liseye başlayacak olmasından mıdır, tez gerginliğinden midir bilmiyorum, düşüveriyor aklıma. yıllardır anmadığım olaylar, sanki dün olmuş gibi berrak. işin kötü tarafı, beynimi işgal edenler hep mutsuz olduğum, içimi acıtan, ağzımda ekşi bir tat bırakanlar.. ey hafızamın ifl canavarı, hangi kilitli kapakların altından çıktıysan dön oraya! ayrıldıktan 8 yıl sonra kötü bir şey yazdırma bana. (bkz: bir delinin hatıra defteri)
doktor bu ne doktor bu ne
1983 yılında kurucu müdür ihsan kurt'un büyük çabalarıyla kurulmuş,taban puanı en yüksek fen lisesi.3 yıl boyunca küfürler saydırdığım,şimdilerde ise özlemini çektiğim,yaşadığım olayların yorumlarını mezun olduktan sonra yaptığım,ege üniversitesi içindeki canım okulum.
marla singer marla singer
zamanında her yıl okulumun* öğrenci kaybına uğramasına neden olan zeki insanlar yuvası.öğrencileri hakkında çoğu kişi "ot, inek" tabirinde bulunmuş olsa da, aralarından çok sağlam adamlar, dostlar çıkar.kazananların bir kısmı baskıya katlanamayıp çıkar bu okuldan, bir kısmı da not ortalamasının götürülerini bir neden bilir kendine gitmek için.aynı zamanda duvardan gece yarısı atlayıp da kampüsün içinde şarap içen ifl lerde var idi zamanında.
cellmania cellmania
18 yıllık öss birinciliğini son iki senedir(büyük ihtimalle bu sene de)yitiren,yeni mezun olduğum okulum.hayatımdan 3 sene çalıp bana hiçbir şey katmayan,kesinlikle özlemeyeceğim,bir sürü psikopat öğrenci ve öğretmeni bünyesinde barındıran,dersleri üniversite seviyesinde işlemeye,sınavları ise tübitak olimpiyatları niteliğinde yapmaya kasan,girenlerin büyük çoğunluğunun ruh sağlığını kaybederek çıktığı(ya da çıkamadığı),"wall" filmine konu olması gereken okul...
adenozin tri psikopat adenozin tri psikopat
kuruluşundan (bkz: 1983) bu yana emek veren ekolünü iki emeklilik dalgasıyla birlikte bünyesinden yitirdikten sonra her geçen gün kan kaybeden ve artık ne yazık ki en yüksek puanlı fen lisesi (bkz: ankara) olmayan lisedir. barındırdığı hocaları çoğunlukla diğer devlet liseleri hocalarından çok da farklı olamayan, bir yerlerden torpilleri ile gelmiş ve çoğunlukla dini geçmişi olan insanalardır. elbette bu duruma karşı çıkan ifl kültürünü benimsemiş hocalar (bkz: cansev) (bkz: engin) (bkz: rehberlikçi özden) (bkz: haskor) (bkz: seyfo) (bkz: gülfer) varlıklarını sürdürmektedir. ancak her geçen gün düşen öğrenci başarısı, disiplini, eğitim kalitesi bugünkü trajik halini bile ileride aratacak gibi görünüyor.

hiç mi iyi yönü yok peki? elbette türkiye'deki diğer devlet liselerini düşününce çok çok kalburüstü hala. türkiye'nin dört bir yanından topladığı yatılı öğrencileri içinde farklı kültürler, yaşayışlar keşfetmek için ideal bir lise hala. izmirli olduğum halde yatılı okumam bana gündelik yaşamda çok işime yarayacak şeyler öğretti; tanıyabileceğim hem en iyi yürekli insanları tanıttı hem de tanıyabileceğim en bencil ve en hırslılarını. yaşamı yansıtan bir ayna oldu benim için.

girmeyi hedefleyenlerin durup defalarca düşünmesi gerekir. bu okulun onların yaşam beklentilerine hitap edip etmediğini iyice etüd etmeliler. her geçen gün düşen eğitim kalitesini düşünsünler. içindeki çirkin siyasi ve dini yapılanmayı düşünsünler. bunun yanında elbette onca başarıya kapı açacak fırsatları da. hala çok iyi bir referans izmir fen lisesi diploması. izmir fen lisesi ailesi olma kültürünü kaybetse de içindeki zararlı canlılara (bkz: yaşar) (bkz: mesut) (bkz: muzaffer) (bkz: toymuş) (bkz: erdoğan) (bkz: müdüre hülya)(bkz: sevgi) (bkz: bıyık) (bkz: allahuekber) (bkz: ramço) rağmen insanı çok çok geliştirebilen güzel izmirimin biricik fen lisesi. lisem.
adenozin tri psikopat adenozin tri psikopat
okul marşı da şöyledir.

alnımızdaki terden yansıyan ışınlarla,
aydınlanan ufuklar karanlığı kovacak,
her buluşla türk adı yayılıp dalga dalga,
uygarlığa borcumuz bizlerle son bulacak.

aşacağız batıyı, bilimde teknikte biz,
atatürk te birleşmiş izmir fen liseliyiz

mutlaka aşacağız her engeli her zoru ,
ulustan aldığımız heyecan var inanç var,
önümüzde atanın çizdiği bilim yolu,
başımızda bilgiden ışıldayan bir taç var.

aşacağız batıyı, bilimde teknikte biz
atatürk te birleşmiş izmir fen liseliyiz.

söz:ihsan kurt
müzik:ahmet saçan
recai pengül recai pengül
hâlen daha türkiye'nin en iyi eğitim veren liselerinden birisi olduğu tartışılmaz bir gerçek. ancak kurulduğu günden bu yana akademik alanda en iyi olmaya alışmış ve alıştırmış bir lisenin bugün geldiği nokta (en iyi dışında herhangi bir yer) üzüntü veriyor eski mezunlarına.
recai pengül recai pengül
birliktelik tdk tarafından birlikte olma durumu olarak tanımlanıyor. gâvurların solidarite dediği kavram anlamında kullanıyorum.

birlikteliğin beni en çok etkileyen hâli geçici olanıdır. öncesinde ortak bir noktaya sahip olmayan insanların geçici bir tehdite karşı geçici olarak kurdukları dayanışmadır. tehdit ortadan kalktığı zaman ortadan kalkacak olan birlikteliktir bahsettiğimiz. çünkü böyle bir dayanışma hâlinde insanların kafasında dayanışmanın ne öncesine ne de sonrasına dair bir hesap yoktur. mevcut şartların dayatması ile oluşan, tercihe bağlı olmayan, son derece gerçek, son derece hayatî ve aynı derecede içten bir birlikteliktir böylesi. en güzeli de budur.

bu tür birlikteliklerin en canlı örneklerini insanların kendi istekleri dışında bir araya geldikleri ve bir idarenin otoritesi altında yaşadıkları yerlerde bulabilirsiniz. mesela okullarda, özellikle de yatılı okullarda. okul idaresinin otorite kurma amacı ile uyguladığı baskı ve çarpık eğitim sisteminin getirdiği koşulsuz ders çalış mottosu karşısında (özellikle fen liseleri için konuşuyorum) öğrenciler farkında olmadan savunmalarını birliktelik üzerine kurarlar. aidiyet ve arkadaş çevresi tarafından olduğu gibi kabul edilme hissi özellikle bu tür okullarda daha da yoğunlaşır. kişisel deneyimlerimden bunun camus'nün uyumsuzluk (absürd) felsefesi ile erken bir tanışma olanağı sağladığını da söyleyebilirim. a. camus'nün veba romanında kendi şartlarını pazarlık yapmadan dayatan ölümcül bir hastalıkla savaşan insanlar gibi yatılı okullarda da kendi koşullarını dayatan hayata karşı mücadele eden bir grup öğrenci vardır. tehdidin nereden ve nasıl geldiği konu dışıdır. önemli olan o an orada olması ve şartlarını dayatmasıdır.

çoğu yatılı okul mezunu lise/ortaokul yıllarında yaşadığı arkadaşlıkları bir daha yaşayamadığınından yakınır. üniversiteye geldiği zaman uyum sağlayamama şikayetleri vardır. çünkü o mezunlar yukarıda bahsettiğim türden daha içten ve daha hesapsız birliktelikleri tanımışlardır bu o kadar tatlı bir zehirdir ki yol yakınken dönmek istemezsiniz. mezuniyetten sonra garip bir nostalji hissi yaşatır size; bir taraftan da içinizi kemirir. bir defa bu saf birlikteliği yaşadıktan sonra daha sarsak ilişkilerin kurulduğu dış dünyaya uyum sağlamakta zorlanırsınız. eğer yol yakınken dönmediyseniz, o tatlı zehiri içmeye devam ettiyseniz 4 yıllık üniversite hayatınızın sonunda hiç yeni arkadaşım diyebileceğiniz insanlarla tanışmadığınızı görürsünüz. bu üniversitedeki insanların suçu değildir elbette. ilişkilerin çok daha kolay ve kendiliğinden kurulduğu, sürmek için çok az çaba gerektirdiği bir yatılı okul hayatından sonra insanlarla arkadaşlık kurmak, bir defa tattığınız o saf birlikteliğin çok da seyreltilmiş hâlleri ile yetinmeyi bilmek insana çok zor gelir. dedik ya, zehirin baldan tatlı olduğu bir durumda onu içmek dışında ne yapılabilir ki?

tanıma gelince, işte izmir fen lisesi yukarıda tarif ettiğim türden birliktelikleri yaşayabileceğiniz bir okuldur.
pek bi güzeldir benim nickim pek bi güzeldir benim nickim
eğer bir şey -her ne olursa olsun- amacına uygun bir şekilde işlerliğini başarıyla devam ettirirken kasıtlı olarak ya da olmayarak değişikliklere maruz bıraklırsa ya eskisinden daha iyi olur ya da bok yoluna gider.(sürtünmesiz ortamın ütopik bi düşünce olduğunu unutmayalım) maalesef ki ifl denilen bilim irfan yuvası bok yoluna doğru hızla ilerlemektedir ve bir 5 kasım gecesi maskelerimizi takıp meclis binasının havaya uçuruluşunu havai fişek gösterileri eşliğinde izleyemiyeceksek saplanıp kalacaktır o küçük kara deliğe.
delicaponcadı delicaponcadı
(bkz: barbie)
şahsen tecrübe etmesem de edenlerin anlattığı kadarını aktarmak isterim.lise 2 erkek öğrencilerinin tekelinde olan bir hadisedir.bir grup lise 2li toplaşır,önceden kıl oldukları veya olmadıkları(kafalarına göre yani) lise 1li öğrencinin yatakhanedeki odasına gider.büyük bir gürültüyle girilen odadaki lise 1li,başına gelecekleri çoktan anlamıştır ama kaçacak yeri kalmamıştır artık.direnmenin alemi yoktur.diğer oda arkadaşları itinayla dışarı çıkartılır.lise 2lerin yanlarında bulundurdukları bir adet diş macunu tüpü lise 1 ye verilir.ve lise 1 li yapması gerekeni önceden bildiği için gerekenleri sessizce yerine getirir,yapmazsa pis dayak yiyeceğini bilir ve diş macunun boxerından içeri boca eder.artık her yeri alev içindedir ama sesi bile çıkmaz.yapış yapış olması da cabası.sonra lise 2liler odayı terkeder.ertesi gün veya diğer günler bu olay idareye asla yansımaz.eğer yansırsa aynı günün akşamı 2 adet macunla gelinir.barbie operasyonunun başarıyla tamamlanmasının ardından lise 1li başına gelmesinden korktuğu şeyin gerçekleşmesiyle rahatlar,korkmasına gerek kalmamıştır çünkü.artık gerçek bir izmir fen liseli erkektir.

aynısı başka bir gün odadaki bir başka fen liseli öğrenciye yapılır.böylelikle kimsenin hakkı yenmez.

not:barbie'yi yapanlar da,barbie yapılanlar da erkek olmak zorundadır.kızlara karışılmaz,ayıp.
1 /