izmir suikasti

kifayetsiz muhteris kifayetsiz muhteris
hala gerçekliği tartışılan suikast teşebbüsüdür.
henüz cumhutiyetin ilk yıllarında,
ağırlığını hissettiren ittihatçı muhalefetin,
mustafa kemalci kanat tarafından bertaraf edilmesine yönelik bir reçetedir.
meclisin ve demokrasinin olmazsa olmaz unsuru mu yoksa olağanüstü hallerde yerini tek adam ve ya ordu müdahalesine bırakması mı gerektiği asıl çatışma konusudur.
suikast teşebbüsü nedeniyle yargılananların çoğu,
mustafa kemal'in "samimiyetine inanmadığı",
nihayet henüz 1 yaşına basmadan kapatılan
terakkiperver cumhuriyet fırkası azaları ve eski ittihatçılardır.
istiklal mahkemesinde sanıklara sorulanlar,
suikast teşebbüsünden ziyade
siyasete meyillerinin sebebine yöneliktir.
kısa sürede verilen idam kararları neticesinde
kurtuluş savaşını birlikte yürütmüş kadrolardan ittihatçılığıyla maruf olanlar kellelerinden,
ilk meclis de muhalefetinden olmuştur.

maksat tarihten ders çıkarmaksa, demokrasimizin bir türlü giderilemeyen marazlarını anlamak babında mühim bir dönemdir.
ipimlekusagim ipimlekusagim
izmir’de motorculuk yapan giritli şevki’nin 16 haziran 1926 günü yaptığı ihbarla ortaya çıkan suikast, daha doğrusu girişim.

bu olay örgüsü; cumhuriyet tarihi neferlerinin, 'kurtuluş savaşı' kahramanlarının ne denli sıradışı amaçlar peşinde olduklarını görmek açısından debdebeli nüveler veriyor. bir o kadar da ittihatçıların 'viyadük mü, hemzemin mi?' olduğu sorularına ışık tutuyor. tabii en önemlisi de 'derin devlet'in rengini ta o zaman belli etmesi açısından kayda değer. dolayısıyla iyi okunmasında fayda var. bir 'taraf' olarak değil, olay yeri inceleme ekibi hissiyatıyla yazdığımı da not düşmeliyim.

evet, şimdi 16 haziran 1926'ya, izmir'e bağlanıyoruz.

plana göre, ertesi gün kente gelecek olan mustafa kemal’e izmir’in en işlek caddesinde çopur hilmi, gürcü yusuf ve laz ismail ateş edeceklerdir. eski lazistan (rize) mebusu ziya hurşit de olay yerinde bulunarak çevreyi inceleyecek, gerekirse ateş ederek panik yaratacak ve kargaşadan yararlanan suikastçilerin yan sokakta bekleyecek bir otomobille rıhtıma varıp giritli şevki’nin motoruna binerek sisam’a ya da sakız adasına ulaşmalarını sağlayacaktı. alengirli ve fantastik bu eylem, ilk başta eksiksiz görünse de sekteye uğrayacaktır.

soyadı kanunu öncesi şekillenen eylemde okuyacağınız üzere tertipçilerin vesveseli ve tarrakalı nickleri vardır.

suikast planı içinde yer alanlardan “sarı efe” edip, sakıngan davranmış, olayla ilişkisinin anlaşılmaması için istanbul’a gitmiştir (en kral tavrı sergilemiştir de diyebiliriz).

ihbar üzerine izmir valisi kâzım bey (dirik), başbakan ismet paşa'ya telgraf çekerek durumu bildirir. güvenlik kuvvetleri de suikastçileri yakalamakla görevlendirilir. ziya hurşit, kaldığı otel odasında silah ve bombalarıyla yakalandıktan sonra başka bir otelde de çopur hilmi, laz ismail ve gürcü yusuf yakayı ele verir (bu ekip, ilerleyen süreçte eline alacaktır.) (bir diğeri erkek adamın otelde sarı bir bombayla basılmasını daha etik buluyorum.)

izmir’deki suikast girişimi bir hükümet bildirisiyle kamuoyuna açıklanırken, ankara istiklal mahkemesi suikast sorumlularını yargılamak üzere izmir’e yola çıkar. “üç aliler mahkemesi” olarak bilinen bu kurulun başkanı kel ali (çetinkaya), üyeler kılıç ali (ali kılıç), laz ali (zırh) ve reşit galip, savcısı necip ali (küçüka) beylerdir.

istiklal mahkemesi, olayla ilişkileri bulunduğu gerekçesiyle şu kişileri hemen tutuklar: erzurum mebusu hüseyin avni (ulaş), trabzon mebusu ve eski adliye vekillerinden hafız mehmet, ordu mebusu faik, saruhan mebusu abidin, eskişehir mebusu arif, istanbul mebusları ismail canbolat ve şükrü, mersin mebusu çolak selahattin, eski mersin mebusu cemal paşa, emekli veteriner albay rasim, ittihat ve terakki yönetiminin maliye nazırı mehmet cavit, sivas mebusu halis turgut, erzincan mebusu sabit, eski maarif vekillerinden necati, ergani mebusu ihsan, erzurum mebusu münir hüsrev, ardahan mebusu hilmi.

'üç ali' amansız bir tevkif çarkını işletir, hız kesilmez ve bunlara ek olarak çok tartışılacak kimi isimleri de tutuklar: kazım karabekir dahil olmak üzere yine kurtuluş savaşı komutanlarından ali fuat (cebesoy), cafer tayyar (eğilmez), rüştü ve refet (bele) paşalar, emekli albay ve amasya mebusu bekir sami (kunduh) ile kimi eski ittihatçılar istanbul ve ankara’da tutuklanarak izmir’e gönderilir.

mahkeme, adı geçenlerin yanı sıra birtakım başka tanınmış kimseleri de tutuklattı. avrupa’da bulunan eski dahiliye vekili dr. adnan (adıvar) ile eski başvekil rauf (orbay) beylerin tutuklanması kararı da alınır. adnan adıvar'ın tutuklanmasını bir nebze anlarım, zira halide edip'in mustafa kemal'i günahı kadar sevmediği bilinen bir gerçek. eş durumundan kontenjana girmiş olabilir.

neyse, efendime söyleyeyim; kurtuluş savaşı komutanlarının suikastçilerle birlikte tutuklanması, kamuoyunda geniş yankı uyandırır, galeyanın biri bin paradır. halk tedirgin, korku dolu bir bekleyiş hakimdir. ankara’da tutuklanan kâzım karabekir, ismet paşa'nın buyruğuyla serbest bırakıldıysa da, mustafa kemal mahkemenin görevine karışılmamasını isteyince yeniden tutuklanır.

suikastin ihbar edilmesinden on gün sonra, 26 haziranda yargılamaya geçilir. duruşmada ziya hurşit, planların çok önceden hazırlandığını açıklar. önce mustafa kemal’in meclis’te, locasında otururken vurulması planlanmış, sonradan bundan vazgeçilmiştir. bir ara da mustafa kemal’in arkadaşlarından, eskişehir mebusu (ayıcı) arif’in evinde gerçekleştirilmesi tasarlanmıştır. (brütüs sendromu).

suikastin halk fırkası’ndan ayrılarak terakkiperver cumhuriyet fırkası’na giren izmit mebusu şükrü ile maliyeci cavit bey'in de yöneticileri arasında yer aldığı bir örgütçe planlandığını öne sürenlerin sayısı artmıştır. iddiaya göre, öteki ittihatçı sanıkların da içinde bulunduğu bu gizli örgüt, doğu anadolu halkını ayaklandırmayı ve bu yolla iktidarı ele geçirmeyi planlamıştır.

kimi çevreler ise, muhalifleri ortadan kaldırmak için olayın gereğinden fazla büyütüldüğü görüşündeydi. bunlar, kurtuluş savaşı’nda önemli görevler üstlenmiş eski komutanların da tutuklanmasını örnek göstererek, muhaliflere gözdağı verilmek istendiğini öne sürüyorlardı.

duruşmada ziya hurşit’in suçunu itiraf etmesine karşılık, suikastin elebaşılarından olduğu bildirilen şükrü bey suçsuz olduğunu söyleyerek avukat tutmak istediyse de bu isteği mahkemece kabul edilmedi. öteki sanıkların birçoğu da suçsuz olduklarını söylediler.

ve üç ali'nin gölgesindeki istiklal mahkemesi, 13 temmuz 1926’da kararını açıklar:

izmit mebusu şükrü, sivas mebusu halis turgut, istanbul mebusu ismail canbolat, erzurum mebusu rüştü (dadaş rüştü paşa), albay (ayıcı) arif, eski lazistan mebusu ziya hurşit, eski trabzon mebusu hafız mehmet, “sarı efe” edip, emekli teğmen çopur hilmi, veteriner albaylıktan emekli rasim, laz ismail, gürcü yusuf, abidin, ittihatçılardan eski ankara valisi abdülkadir ve “iaşeci” kara kemal, o dönemde yürürlükte olan ceza yasasının anayasayı değiştirmeye ya da ortadan kaldırmaya, tbmm’yi dağıtıp görevden alıkoymaya yönelenleri kapsamına alan 55. ve 57. maddelerine göre idam cezasına çarptırıldılar.

sürmeneli vahap on yıl sürgüne mahkum edildi. başta kazım karabekir olmak üzere, ali fuat, cafer tayyar, vb. kurtuluş savaşı’na katılan paşalar aklandılar.

mahkemenin kararında, erzincan mebusu ihsan, eski ardahan mebusu hilmi, eski maliye nazırı cavit, eski sivas mebusu selahattin, eski izmir valisi rahmi, istanbul mebusu rauf (orbay), eski istanbul mebusu ve dahiliye vekili doktor adnan beylerin ayrıca yargılanmaları da öngörülüyordu.

on üç sanık için verilen idam kararları aynı gece izmir’de uygulandı. ittihatçılardan abdülkadir, tutuklamalar sırasında bulunamamıştı. sonradan sınırı geçerken yakalandı ve ankara’da asıldı.

bulunamayanlardan kara kemal ise istanbul’daki evine yapılan baskın sırasında canına kıydı. olaydan sonra birçok insan, kara kemal'in suikastle herhangi bir ilişkisinin olmadığı görüşünde birleşir. yine aynı görüşe göre kara kemal'in sözkonusu 'mustafa kemal suikasti'nde isminin geçmesinin dahi 'bulunup öldürülme' nedeni olabileceği gerçeğini göz önüne alıp bu psikolojiyle intihar ettiğini söyler.
azwepsa azwepsa
bu vaka sonunda ittihatçı muhalefet tasfiye edilmiştir. ittihatçıların siyasette belden aşağı, suikastlı bir mazileri vardır. bu açıdan bakınca aslında bir ergenekon tasfiye edilmiştir. gerçi ergenekon onların yanında tıfıl kalır.
en gereksiz monsieur en gereksiz monsieur
1. önerme: atatürk ittihatçı muhalefeti yok etmek için izmir suikastını kullandı.

2. önerme:chp atatürk tarafından kurulan ve ölümünden sonra sadece felsefi değil, maddi olarak ta mirasçısı olan bir partidir.

3. önerme: chp ittihatçı artıklarının yatağıdır ve şu anki statükocu, darbeci, laikçi, atayistçi hede hödöcüler ittihatçı fikirden beslenirler.

bir tutarlılık sorunu var anlaşılan ...
we were born to die we were born to die
bu suikast girişiminden sonra atatürk, kendisini öldürmeye kalkan iki kişiden birini, sorgusu tamamlandıktan sonra yanına çağırır.atatürk adama sorar;

''sen mustafa kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?''

''evet.''

''mustafa kemal ne yapmış ki onu öldüreceksin?''

''fena bir adammış.. memlekete çok kötülük yapmış.. sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.''

''sen mustafa kemal'i tanıyor musun?''

''hayır.''

''o halde tanımadığın bir insanı nasıl öldüreceksin?''

''geçerken işaret edecekler, 'mustafa kemal işte budur' diyeceklerdi..''

atatürk birden cebinden tabancasını çıkartarak adama uzatır;

''mustafa kemal benim! haydi,al eline tabancayı ve öldür beni!..''

adam bu yanıtı alınca bir süre şaşkın şaşkın ata'nın yüzüne baktıktan sonra kendini dizüstü yere atarak bağıra bağıra ağlamaya başlar..
yenilmezgalyalı yenilmezgalyalı
suikasttan sonra kazım karabekir paşanın da idamının gündeme geldiği ve ordunun bildiri dağıtarak "eğer asarsanız bunu size çok ağır ödetiriz" mesajını verdiği söylenen tarihi bir vak'a
itüye hala teknik üniversite diyen itüye hala teknik üniversite diyen
ittihatçı avıdır. diktatoryal olup olmadığı belli olmayan bir sistemin doğal çıktıları olan minik, sorunlu ve sorumsuz diktatörler tarafından bir sürek avı formatında kovusturulmus, istiklal 'mahkeme'sinde muhakeme edilerek fedailer asılmış ittihatçı büyükler ise gözden düşürülerek tasfiye edilmişlerdir.

işin garip tarafı hala siyasal ıslamcı olduğu sanılan iktidar ve adalesi tarafından, geçmişe bok atılacağı zaman hatırlanır ittihatcilar. artık nasıl bir paranoya, nasıl bir korkudur bu bilinmez.

[...]
ofansif sol bek ofansif sol bek
mustafa kemal ile enver paşalar arasındaki iktidar kavgasının son raundu.

kendisi de eski bir ittihatçı olan mustafa kemal, 1910'ların başlarından itibaren ittihatçılardan kopmaya başladı. ittihat ve terakki önderliğiyle, bilhassa da devrin harbiye nazırı enver paşa ile arasında büyük bir uyuşmazlığın olduğu biliniyordu. ne var ki, kariyerist bir kişi olan enver paşa, başarılı bir asker olması yüzünden mustafa kemal'i harcamayı düşünmemişti. yalnız, fevzi çakmak'ın anlatımına göre, suriye cephesindeki bozgundan sonra mustafa kemal'i idam ettirmeyi düşünmüş, ancak fevzi paşa'nın "o cephenin asıl komutanı liman von sanders'tir. mustafa kemal'i idam ettirmeyi düşünüyorsanız onu da ettirmeniz gerekir" çıkışından sonra vazgeçmişti. zaten çok değil, 1-1.5 ay sonra da ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

mustafa kemal paşa ile enver paşa arasındaki iktidar kavgası, kurtuluş savaşı yıllarında da devam etti. aslında resmi tarihte kurtuluş savaşı'nda ne kadar mustafa kemal paşa'nın tek önder olduğu vurgulansa da bu bana göre tartışmalıdır. zira, milli mücadele, içerisinde kemalistlerin yanı sıra enver paşa taraftarlarını, bazı hürriyet ve itilaf fırkası mensuplarını, sosyalistleri, kimi saltanat yanlılarını, kürt milliyetçilerini, çerkezleri ve pek çok farklı siyasi grubu içinde barındıran bir hareketti. mustafa kemal paşa'nın karşısında da en güçlü muhalefet odağı olarak enverciler bulunuyordu. mütarekeden sonra önce almanya'ya, sonra rusya'ya kaçan enver paşa'nın rusya'dan bir ordu toplayıp anadolu'ya yürüyeceği ve önderliği mustafa kemal paşa'dan devralacağı şeklindeki söylentiler, sakarya meydan muharebesi'ne kadar devam etti. doğu'da enver paşa tehlikesine karşı kazım karabekir komutasındaki kolordu, büyük taarruz'a kadar sınırda bekletildi. yunanlılar polatlı'ya kadar yaklaşmışken bu muazzam güçten yararlanılamaması da cabası.

kurtuluş savaşı'nın ilk aylarında ittihatçılar, hareketin liderliğini ele almaya çabaladılar. kurdukları pek çok örgütlenmeyle bu konuda epey de mesafe kat ettiler. bu örgütlenmelerin en bilineni de karakol cemiyetidir hiç kuşkusuz. cemiyet, ittihat ve terakki'nin önde gelen isimlerinden oluşuyordu. cemiyetin emrinde bulunan pek çok müfreze de cabası! zaten talat paşa'nın emriyle kurulan bu cemiyet, bu haliyle mustafa kemal'in önderliği için önemli bir tehdit oluşturuyordu. bu yüzden de yine mustafa kemal'in başkanlığındaki heyet-i temsiliye'nin emriyle dağıldı.

milli mücadelede ittihatçı etkisi, istanbul'daki ingiliz yanlılarının da elinde bir koz olarak kullanılageldi uzun bir süre. savaş yıllarındaki yolsuzluklardan ve tehcir gibi uygulamalardan dolayı geniş bir kesimin ittihatçılara karşı nefret beslemesi, ingiliz işbirlikçisi damat ferit paşa'nın "bu hareket ittihatçılığın devamıdır" şeklindeki kara propagandasını da beraberinde getirmişti. bu propaganda kısmen doğru olmakla birlikte, 1921'den itibaren durumun mustafa kemal paşa lehine değişmeye başladığını, ittihatçı kadroların etkisinin azaldığını söyleyebiliriz. sakarya meydan savaşı ile birlikte liderlik umutları suya düşen enver paşa, yönünü turancılık hedefiyle orta asya'ya çevirmiş, tacikistan'da bir kızıl ordu müfrezesi tarafından öldürülene kadar da bu hedefle yoluna devam etmişti. ilginçtir, hem mustafa kemal paşa, hem de enver paşa, anadolu'daki hareketin liderliğine oynarken sscb ile ilişki geliştirmeye, bolşeviklerin güvenini kazanmaya çalışmışlardı.

enver paşa 1922'de öldürüldü, aynı yıl büyük taarruz ile kurtuluş savaşı zafere ulaştırıldı. tartışmasız önder mustafa kemal paşa idi. peki, kavga bitmiş miydi? tam tersine, daha yeni başlıyordu. ittihat ve terakki'nin üç paşasından talat ve cemal paşalar 1915'in hesabını sormak isteyen ermeniler, enver paşa da kızıl ordu tarafından öldürüldükten sonra eski ittihatçı kadrolar başsız kaldılar. ancak, bu halde de mustafa kemal'e muhalefeti sürdürdüler. tabii, mustafa kemal paşa'nın tartışmasız liderliği, onunla uzlaşmaya karşı olan ittihatçıların da iktidar olma şansının ortadan kalkması anlamını taşıyordu. kemalistler ile enveristler arasındaki kanlı iktidar oyununun son perdesi de işte böylelikle açılıverdi. enveristler, bir suikast ile bu kanlı iktidar oyunundan galip çıkmayı amaçlamış, ancak baskın basanındır prensibiyle basılıp suç üstü yapılmışlardı. sonrası da malum; 13 idam, siyasi tasfiyeler, yurt dışına kaçanlar, atatürk'ün ölümüne kadar ismi bile unutturulanlar...

suikast ile ilgili görülen davalar da tartışmalıdır. mustafa kemal'e sorun yaratacağı düşünülen paşalardan kazım karabekir, ali fuat ve refet paşalar da yargılanmış, ancak beraat etmişlerdi. kimileri, bu paşaların ordu içinde sevilen ve sayılan isimler olmaları dolayısıyla mahkemenin idam etmeye cesaret edemediği için beraat kararı verdiğini söyler ki zamanın politik dengelerini düşündüğümüzde bu teori akla yatkın geliyor. bununla birlikte, söz konusu paşaların suikast ile ne derece bağlantılı oldukları da bir hayli tartışmalıdır. zamanın genelkurmay başkanı mareşal fevzi paşa, suikasttan üç yıl önce, ali fuat, kazım karabekir ve cafer tayyar paşalar ile ali şükrü ve rauf beyler gibi muhalif kimselerin bir askeri darbe ile mustafa kemal paşa'yı devirip yerine kendisini geçirmeyi teklif ettiğini, ancak kendisinin bunu kabul etmediğini anılarında anlatır. 1923'te bir siyasi cinayete kurban giden ali şükrü hariç, diğer bütün isimler izmir suikasti davasından yargılanır, rauf bey 10 yıl kalebentlik ile cezalandırılırken diğer isimler beraat ederler. fevzi paşa'nın anlattıkları, söz konusu isimlerin izmir suikasti'ne karıştıklarına dair kesin bir kanıt olmamakla birlikte, mustafa kemal paşa'ya karşı bazı yeraltı örgütlenmelerine katıldıklarını göstermektedir.

bu davada idam cezası alanların tümünün de bu suikasta bulaştıkları konusu şaibelidir. her ne kadar eski lazistan mebusu ziya hurşit başta olmak üzere bazı sanıklar suçlarını itiraf etseler de, aralarında doktor nazım ve kara kemal gibi bazı önde gelen ittihatçıların da bulunduğu isimlerin bu suikast girişimine katılanlarla ilişkili olmakla birlikte suikast girişimine katılmadıkları, ama eski ittihatçıların varlığını kendi iktidarına tehdit olarak gören kemal paşa'nın idamları onayladığı da çokça söylenir. nitekim, bu suikast girişiminden sonra memlekette ittihatçılık lafı edilmez olmuştur. işin garip tarafı, suikast davasını görüşen mahkemenin başkanı olan kel ali'nin de eski bir ittihatçı olmasıydı.

izmir suikasti davasında yargılanıp beraat eden veya hapis cezaları ile kurtulanların hemen hemen tamamı, atatürk'ün ölümüne kadar siyasetten uzak tutulmuş, ancak ismet inönü'nün cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte eski itibarlarına tekrar kavuşabilmişlerdi. kazım karabekir'in tutuklanmasından sonra zamanın başbakanı ismet paşa'nın tavrı bu yüzden dikkat çekicidir. ismet paşa, kazım karabekir'in milletvekili dokunulmazlığına sahip olduğunu, hakkında kesin bir delil olmadan tutuklanmasının yanlış olacağını söyleyerek serbest bırakılmasını sağlamış, ancak mustafa kemal paşa'nın "mahkemeye karışmamak lazım" açıklamalarından sonra tekrar tutuklanmıştı. kazım karabekir de atatürk'ün ölümüne kadar siyasetten uzak tutulan isimlerden birisi. 1930'lu yıllarda mustafa kemal paşa ile barışan ali fuat ve refet paşalar, söz konusu yasaktan atatürk'ün ölümünden önce kurtulabilmişlerdi.

velhasıl, bu suikast girişimini ve davayı doğru anlamak için önce ittihatçıların kendi aralarındaki çelişkilerini, eski bir ittihatçı olan mustafa kemal paşa'nın ittihatçı liderlerle yaşadığı liderlik kavgalarını anlamak gerekiyor.
arabada besk evde on besk arabada besk evde on besk
kurtuluş savaşı sırasında bir çok farklı eğilim ve grubun olduğu doğru. ama çok liderli bir yapı olduğu su götürür açıkçası. birincisi ittihatçılarla önderleri arasında bağlantı kopuktu. cemiyetin triumvirası yurtdışındaydı. içerideki ittihatçılar elbette çeşitli örgütlenmeler kuruyor, anadolu'ya silah ve adam geçiriyordu. ancak siyasi bir yön çizebilecek önderlikten yoksundular. aynısı sosyalistler, çerkesler ve kürtler için de geçerliydi. cephe hattında tek derli toplu önderlik mustafa kemal'in önderliğiydi. dolayısıyla bütün bu kesimler kemal'in önderliğini ister onaylasınlar ister onaylamasınlar, o gemiyi nereye çekerse oraya gideceklerdi. nitekim öyle olmuştur. türkiye'nin geleceği istanbul'da yada orta asya'da değil anadolu'da şekillenecekti. anadolu'daki tek örgütlü önderlik mustafa kemal'in önderliğiydi. bir kez mustafa kemal doğru zamanda doğru yerde, ittihatçılar doğru yerde olsa bile başsızdır. elbette enver paşa'nın doğu'dan giriş yapma ihtimali, mustafa suphi'nin biraz da milliyetler komiseri stalin tarafından ayağının kaydırılmasıyla yaptığı intiharvari dönüş girişimi hepsi alternatif bir önderlik ihtimaliydi. ancak pek etkili olma şansları yoktu. hele hele mustafa kemal sovyet dostluğuna özel bir önem verirken...

mustafa kemal'in siyasi çizgisine gelince, enver'in maksimalist türkçlüğüyle hürriyet ve itilafçıların liberalizmi arasında bir üçüncü yol olduğu söylenebilir.

mustafa kemal'in önderliğinin tartışmaya açıldığı asıl moment cumhuriyetin ilanı sonrasıdır. kara kemal çevresindeki kemik ittihatçılar için cemiyetten atılmış adamdır. bir kısım eski destekçisinin de sonradan dahil olduğu hürriyet ve itilafçılar içinse bir inkılap çılgınıdır. hilafeti kaldırmak gibi radikal hamleleri fazlasıyla ürkütmektedir. bu iki taban tabana zıt eğilim zımnen birleşmiştir. tam böylesi bir anda izmir suikastı açığa çıkartılır. yani olmuş mudur böyle bir şey? kimi idealist ittihatçıların bir halt karıştırdığı kesin. meşreplerine de uygun bir eylem. ancak sağlamcı kara kemal'in bu kadar gözünü karartıp karartmayacağı belli değil. onun da ötesinde ılımlı itilafçı kanadın hiç böyle maceralara girmeyeceği kesin. ama ortaya çıkartılan delillerle tüm muhalefet sanık sandalyesine oturtulur. gerisi de kurt kanunu işte...