izmir yangını

1 /
granata35 granata35
1922 yılında büyük izmir yangını olarak tarihe geçmiştir 13 eylül 1922 günü basmane'de başlayan yangın 4 gün sürmüş özellikle şu anda izmir enternasyonel fuarının olduğu alan büyük tahribat görmüştür.günümüzde tam olarak neden yandığı veya yakıldığı tam olarak ögrenilememiştir bazı kaynaklara göre yunan ve ermenilerin kaçarken şehiri yaktıkları,bazı söylemlere göre ise yunan ordusunu püskürtmek amacıyla türk ordusunun çıkardığı söylenmiştir.
adenozin tri psikopat adenozin tri psikopat
mehmet coralın üzerine izmir 13 eylül 1922 romanını yazdığı büyük yangın. anı yaşamış bir aile büyüğünden dinlediğim sübjektif hikayeye göre yunanlar giderken yakmış ama tartışma götürür kimin yaktığı. zira yanan kısmın o zamanki gayrimüslim semtleri olması şüphe vericidir. giderken sahip olduklarını yok etmiş olabilirler, ya da yok edilmeye çalışılmış olabilirler.
oluroolur oluroolur
türk ordusu şehri aldıktan sonra çıkan yangın. yabancı kaynaklar yangından türkleri sorumlu tutarlar. alınan bir şehri yakmanın mantığı var mıdır? olabilir, olmaz değil ama tarihte genelde kaçan taraf kaybettiği yerleri yakarak çekilmeyi tercih etmiştir. aynı savaşta yunan ordusunun anadolu'dan çekilirken buna başvurduğu da ortadadır. yangını kimin başlattığına dair iki tezi de doğrulayan "görgü tanığı ifadeleri" mevcuttur. şöyle bir tez de vardır; yangın, izmir açıklarında gözlemci sıfatıyla bulunan ingiliz, fransız, rus ve amerikan donanmalarına mensup gemileri müdahale etmeye teşvik etmek amacıyla gayrimüslim paramiliter gruplar tarafından tezgahlanmıştır.
galliani galliani
9 eylül 1922'de izmir'den denize döktüğümüz yunan askerlerinin 13 eylül 1922'de tekrardan şehre dönerek türk-müslüman mahallelerini bırakıp izmir'in gavur mahallelerini yakarak tekrardan kendilerini denize attıkları rivayet edilir. amaç türkler yaptı gibi gösterip bizi avrupa birliği nezdinde zor durumda bırakmaktı. aslında denize döktüğümüz yunan askerlerinin bir kısmı deniz komandosuymuş, 5 gün denizde yatıp kalkmışlar, 13 eylülde ani bir baskınla ecnebi mahallelerini bir soluk yakıp kaçmışlar.
minik sizofren panda minik sizofren panda
the pacific dizisinde geçen konuşmalar yüzünden tekrar tartışılmaya başlamış konudur.(#4964913)
----spoiler----
ermeni̇ler mi̇ yakti

şehri ermeniler yaktı şeklinde bir iddia da geçerli olamaz, çünkü bir milleti, bir azınlık kesimi, işinde gücünde, kendi halinde bir halkı bütünüyle suçlamış oluruz. ama kesinliğe yakın uluslararası belgelere göre, i̇zmir’i 13 eylül 1922’de başlayan büyük yangında ermeni teröristleri yakmıştır. bunu zaten şehre türkler girmeden önce bir çok kesime, hatta i̇tfaiye müdürüne, apaçık şekilde “şehri yakmadan türklere teslim etmeyeceklerini” belirtmişlerdir.

şehri, ermeni teröristlerinin yaktığına dair 3 uluslararası belgeyi burada ifade etmek yeterlidir. oysa daha yüzlerce belge, bu 3 önemli temel belgeyi doğrulamaktadır. bu üç belge şunlardır.

1- greskoviç raporu.
2- prestiss raporu..
3- dumasmill raporu.


paul greskoviç, yangın sırasında i̇zmir i̇tfaiye müdürü’dür. ancak osmanlı devleti’nin bir görevlisi sanılmasın. i̇zmir’in hıristiyan kesimini sigorta eden batılı sigorta şirketleri konsorsiyumu’nun kurduğu i̇tfaiye teşkilatı’nın müdürüdür. avusturya asıllı bir hıristiyan olan paul greskoviç, yangın sırasında tuttuğu resmi notlarını i̇stanbul i̇şgal kuvvetleri kumandanları’ndan amiral bristol’a tevdi etmiştir. bu rapor, “abd kongre kütüphanesi amiral bristol koleksiyonu” evrakları arasında “38 genel yazışmalar” dosyası içindedir (rapor, ocak 1923 tarihinde kongre kütüphanesi’ne intikal etmiştir. bu evraktan dünya kamuoyunu ilk haberdar eden prof.türkaya ataöv’e burada şükranlarımı sunarım. bu belgelerin türkiye basınında ilk yayınlandığı tarih, 24.9.1986, milliyet gazetesi, düşünenlerin düşüncesi sütunudur).

paul greskoviç raporu, 13 eylül 1922’de i̇zmir’in ermeni mahallesi olan basmane’den, tam 25 ayrı kundaklanmış binadan büyük patlamalarla çıkan müthiş yangının rüzgarın ters esmesi neticesinde, kadifekale’den bayraklı’ya doğru, tüm hıristiyan mahallesini 3 gün içinde yine rüzgarın şiddeti sebebiyle yakıp kavurduğunu belirterek, yangını ermeni çetelerinin çıkardığını apaçık belirtmiştir. denizden şehrin içine doğru esen i̇zmir’in klasik rüzgarı imbat sayesinde türk, müslüman ve yahudi mahallelerinin yakılması planlanmıştı. kader, o tarihte rüzgarı ters yönde fırtına şeklinde 3 gün boyunca estirmiştir.

abd raporunda yangin

yine amiral bristol koleksiyonu 38 genel yazışmalar dosyası içinde bir önemli belge daha vardır. abd’nin ortadoğu yardım komisyonu (near east relief) başkanı mark o. prestiss, yazdığı raporda bire bir yaşadığı yangın hakkında paul greskoviç’in görüş ve tespitlerine tamamen katıldığını ve kendi raporuyla da yangın çıkaran unsurların ermeni çetelerini işaret ettiğini belirtmektedir. (greskoviç ve prentiss raporları, eğer başlarına bir internet saldırısı gelmemiş ise, internetten i̇ngilizce olarak bulunabilir)

yine körfezde bulunun fransız gemisinde görevi başında olan fransız amirali dumesnil, 28 eylül 1922 tarihli raporunda şehri ermeni kundakçıların yaktığını derinlikli analizlerin sonucunda açıklamaktadır. (bu raporun tafsilatı için doğan kitap’tan çıkan mehmet coral’ın 13 eylül 1922’de i̇zmir’i kimler yaktı – ateşin gelini kitabına bakılabilir).

zaman her şeyi̇ gösterecek

bunlara benzer elimizde, daha onlarca belge, yüzlerce anı, sayısız bilgi vardır..

ama uluslararası bir intikam operasyonu karşısında bütün bu gerçeklerin bir anlamı var mı acaba?..

sözde gerçeği açıklayan tek yanlı araştırmalar, yapılacak dev bütçeli hollywood filmleri, tek yanlı yazılacak acılı romanlar, bestelenen ve ünlü şarkıcılarca büyük meydanlarda söylenecek şarkılar, yasa tasarısı kulisleri, uluslararası lobi çalışmaları, dahası bizzat türkiye halkının beynini yıkama iç operasyonları karşısında, bu bilimsel gerçeklerin bir faydası olacak mı acaba?..

zaman her şeyi bizlere gösterecektir.

gerçeği mi?.. i̇ntikam için uydurulan yalanları mı?..
i̇zmir'i kim yaktı yapımcılığını steven spielberg ile tom hanks'in üstlendiği ve abd'de yayına giren the pacific adlı dizide kurtuluş savaşı'nda i̇zmir'in, türkler ta... hurriyet
----spoiler----

edit: ekleme.
globetrotter globetrotter
kimin yaktığı hakkındaki tartışmalarla öne çıkan ama sonucunda akdeniz'in en önemli kozmopolit şehirlerinden birinin yok olmasına yol açtığı göz ardı edilen 20. yy'ın en acı felaketlerinden biri.

yunanistan'daki benaki müzesi geçen yıl "1900-1922 kozmopolit bir şehrin yıkılışı" adlı çok güzel bir belgesel çekti. tarihçiler, görgü tanığı ifadeleri ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış görüntüler eşliğinde başarılı bir çalışma.

tümünü izleyebilirsiniz. (dil: ingilizce altyazı:yunanca)

smyrna: destruction of a cosmopolitan city - 1900-1922 an interesting and powerful documentary by maria ıliou on destruction of smyrna (ızmir) in the eve of the foundation of turkish republic. (english ... theglobetimes
küçe çıkmaz küçe çıkmaz
yüzleşmek, ancak geçmişin hakikatini hatırlamakla mümkün. barış ve huzur içinde bir hayat için, geçmişin acılarıyla yüzleşmek ve "bir daha asla" diyebilmek gerekiyor.
küçe çıkmaz küçe çıkmaz
efe moral'ın ilk türkçe kitabı "dido" da izmir yangını temalı. artemis yayınları tarafından okura sunulan "dido", kentin, birinci dünya savaşı öncesi çıktığı dönüşüm yolculuğuna eşlik eden iki tutkulu âşığın serüvenine tanıklık ediyor.

izmir, 1908..
iki yüz yıldır kentin iliklerine işlemiş mutlu hayat, görünmez bir tehdit altında. sokaklardaki kalabalık, her zamanki günlük işlerinin peşinde koşuşturuyor gözükse de, yaklaşan tehlike seziliyor, izmir'in uykuları tatsız kâbuslarla bölünüyor. dido ve nikos, bir gün, tam da bu değişim rüzgârları altındaki şehrin davetsiz misafiri olur. izmir onlara, onlar izmir'e karışır. kaderleri sanki kordon'un siyah beyaz, dalgalı kaldırımlarında yazılmıştır. bazen siyah, bazen beyaz. ama hep ilerleyen

(bkz: #14584584 )
küçe çıkmaz küçe çıkmaz
falih rıfkı atay'ın çankaya isimli kitabında yer alan izmir yangını enstantaneleri şöyle:
"gavur izmir, karanlıkta alev alev gündüz tüte tüte yanıp bitti. yangından sorumlu olanlar o zaman bize söylendiği gibi sadece ermeni kundakçılar mıydı? bu işte ordu kumandanı nurettin paşa'nın hayli marifetli olduğunu söyleyenler de çoktu. yağmacılar da ateşin büyümesine yardım ettiler. bir fotoğrafçı dükkanını yağmaya giden subay izmir'i niçin yakıyorduk? kordon konakları, oteller, gazinolar kalırsa, azınlıklardan kurtulamayacağımızdan mı korkuyorduk? birinci dünya harbinde, ermeniler tehcir olunduğu zaman anadalu şehir ve kasabalarının oturulabilir ne kadar mahalle ve semtleri varsa yine bu korkuyla yakmıştık. bu kuru kuruya tahripçilik hissinden gelme bir şey değildir. bunda aşağılık duygusunun da etkisi var."
küçe çıkmaz küçe çıkmaz
hoşgörü ve barış dünya tarihi boyunca insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu özellikler. binlerce yıldır süren savaşlar, topraklarında sürülen insanların yaşadığı acılar ve travmalar insanlığın utancı olarak halen devam ediyor. anadolu'da bu acılardan payını almış durumda. yüzleşme atölyesi, "izmir hatırlıyor" başlığıyla düzenlediği bir dizi etkinlikle yaşadığımız toprakları tanımak, bu topraklarda yaşam sürmüşleri anmak açısından önemli bir yaraya dikkat çekti ve bu yarayı sağlıklı bir şekilde kapatabilmenin ilk adımını attı. karşı kıyıyla bu kıyı arasında, girit adasında uyuyan nikos kazancakis'in zorba romanından bir alıntı:

"bir zamanlar diyordum ki: bu türk'tür, bu bulgar'dır ve bu yunanlı'dır. ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim? neden? çünkü bunlar bulgar'mış ya da bilmem neymiş? şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: hay kahrolasıca pis herif hay yok olası aptal! yani akıllandım artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: bu iyi adamdır şu kötü. ister bulgar olsun, ister rum, isterse türk. hepsi bir benim için. şimdi iyi mi kötü mü yalnız ona bakıyorum. ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da buna bile bakmamaya başladım. ulan ister iyi ister kötü olsun be! hepsine acıyorum işte boşversem bile bir insan gördüm mü içim cız ediyor. nah diyorum bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor, onun da tanrı'sı ve karşı tanrı'sı var. o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak. onu da kurtlar yiyecek. hey zavallı hey! hepimiz kardeşiz be hepimiz kurtların yiyeceği etiz"
1 /