jaco pastorius

shadowbannett shadowbannett
genç yaşta new york da ölmüş olan jaco pastorius kanımca harika bir elektronik basçıdır.
weather report; zawinful, corea ve shorter gibi isimlerle çalışmıştır
kendine has hareketli tarzıyla efsane olmuştur
jellyjam jellyjam
elektrik basta devrim yaratmış, perdesiz basın mucidi, erken kaybedilmiş bir değerdir. davulcu bir babanın oğlu olarak davul ile müzik hayatına başlamıştır. bas gitara geçme kararı alarak da bas gitarın çehresini değiştirmenin ilk adımını atmıştır. trajedik bir şekilde genç yaşta hayata veda etmiştir, arkasında duruşu ve işlevi tamamen yenilenmiş bir enstruman, bir sürü güzel kayıt ve kendi adına yapılmış fender jaco pastorius tribute jazz bass isimli bir fender jazz bass modeli bırakmıştır.

bas gitar partilerinin üzerine diğer partilerin yazılıp beste yapılmasını sağlaması dünyada imza attığı ilklerden bir diğeridir. basından çıkan sesler parmaklarının sesidir ve asla taklit edilemez. çaldığı partisyonları aynı tartımla aynı hızda çalabilirsiniz ancak o sesi bir türlü çıkaramazsınız. bir turne esnasında otobüste yolculuk ederken bir anda yanan ışıkla bas gitarının perdelerini söküp perdesiz bası icat eden de o olmuştur.

yer aldığı projeler;

woodchuck : yerel ve amatör sayılabilecek bir grup. bas gitar ve ensemble konusunda fikirler edinmesine ve lokal olarak ismini yavaş yavaş duyurmasına vesile olmuş bir ekiptir.

wayne cochran and the chitlin circuit riders * jaconun ufak ufak popülarite elde ettikten sonra iş teklifi aldığı ve şehir dışı konserlerine ve turnelere katıldığı bir brass band idi. amerika çapında tanınan bir grup olması jaco için iyi bir basamak oldu. sadece canlı performans değil kayıtlarda da harikalar yaratabileceğini bu grupta yaptığı işlerde gösterdi.

charlie brent: jaconun sadece bas gitar çalmada değil prodüksiyon konusunda da kendini ispatladığı proje bu projedir. bu grupta ritmle alakalı düzenlemelerle de tamamen jaco ilgileniyordu, davul ve bas partisyonlarını yazıyordu.

weather report : jaconun tavan yaptığı projedir. dünyanın en büyük jazz-fusion grupladından biri olan weather report'da kısa süre içinde lider oldu ve jaco'nun olduğu her yerde olduğu gibi burada da partisyonlar bas gitara göre yazılmaya başladı. belli bir süre sonra kendi grubunu kurmak istedi ve ayrıldı. ki weather report elemanları da grubun jaconun grubu gibi bir hal almasından da pek memnun değillerdi.

kendini epey duyuran ve adından bahsettiren jaco'ya epic record isminde bir plak şirketi destek oldu ve bas gitar tarihini değiştiren o albüm * albümü çıktı. tracklist şöyleydi;
donna lee
come on come over
continuum

portrait of tracy
ocus pocus
okonkole y trompa
cha cha *
forgotten love

bonus track



bu albümden sonra jaco için de bas gitar tarihi için de birçok şey değişti. bütün dünyanın tanıdığı ve saydığı önemli bir kişi olmuştu ve bu işin en iyisi şeklinde telafuz ediliyordu. öldükten sonra, günümüzde bile bu böyle kabul edilir.

jaco, bir albümünün ismi olan word of mouth u kendi kurduğu bir ekibe de vermiştir. inanılmaz konserler ve albümler gerçekleştirdiği jaco pastorius big band de jaco'nun başı çektiği önemli projelerdendir.

bunun yanında joni mitchell , pat metheny , brian melvin gibi önemli sanatçılara gerek sahnede gerekse albümlerinde de eşlik etmiştir.

jaco pastorius'tan sonraki albümleri:

word of mouth (1981)
the birthday concert (1981 yılında doğumgünü için müzisyen arkadaşlarını toplayıp verdiği bu süper konser 95 yılında albüm olarak piyasaya sürüldü.)
twins i&ii (1982de kaydedilen bu albüm 1999 yılında piyasaya sürüldü.)
invitation (1983)
broadway blues (1986'da yapılan bu kayıt 1998'de piyasaya sürüldü.)
honestly solo live (1986 yılındaki bu konser 1990'da piyasa albüm olarak sürüldü.)
live in italy (1986 yılındaki bu konser 1991'de albüm olarak piyasaya sürüldü.)
heavy'n jazz (1986 yılında kaydedilen albüm 1992'de piyasaya sürüldü.)

jaco öldükten (1987) sonra piyasaya sürülen albümleri ve konser kayıtları tamamen ticari amaçlar güden (en azından maddiyatı ilk planda tutan) plak şirketleriyle anlaşamayan jaco'nun sektörle ne kadar ters düştüğünün de bir nevi kanıtıdır. sadece müziği düşünen jaco, şirket düşüncesiyle hareket eden ve kendini sömürmek isteyen, daha da önemli karakteri ve müzikalitesine müdahale etme isteği içinde bulunan müzik endüstrisine karşı yaptığı fevri çıkışlarla birlikte plak şirketlerinden iyice dışlandıktan sonra içinde fırtınalar kopartan ve bas gitardaki agresif devrimleri yaptıran punk hissiyatını hafiften amaçsız serseriliğe yönlendirmiş, ailevi de sorunlar yaşamaya başlamış ve kötü sonuna doğru ilerlemiştir. jaco'nun ters düştüğü tüm ticari şirketler de haklarını ellerinde tuttukları tüm kayıtları öldükten sonra piyasaya sürüp yağlı ekmeklerine bal sürmüş, hayatlarına devam etmişlerdir.

bununla ilgili çok önemli bir detay modern electric bass dvd'sinde görülür. bas gitarist jerry jemmott'un jaco'ya sorular yönelttiği ve jaco'nun da cevap olarak bazı tüyolar verdiği ve bazı etüdler gösterdiği bu şahane dvd'nin başında jerry'nin jaco'ya övgü dolu sözler söylerek yaptığı girizgahtan sonra jaco'nun cevabı epey manidar olmuştur: give me a gig. bu her şeyi açıklamakta aslında. jaco o dönemler dibe vurmuş görünmekteydi ve canlı performans imkanı bile bulamaz hale gelmişti. manik depresif potansiyeli de bu olanlarla birleşince iyice çekilmez tavırlar içine sürüklenmiş, kafası güzel o klüp senin bu klüp benim gezerek müzisyenlerin işlerine burnunu sokar ve olay çıkarır olmuş. yine böyle bir gecenin sonunda aldığı darbeler sonucu hastaneye kaldırılmış ancak komadan çıkamamış.

oğlu felix pastorius da, stilleri çok benzemese de babası gibi bir caz basçısıdır. yellowjackets isimli grupla tanınmaktadır.
van den budenmayer van den budenmayer
dünyanın ennn ünlü
bas davulcusu

jacopastorius'un

florida'da
güpe gündüz

canı içki istedi

florida'da
güpe gündüz

kapalı bir bar'a
-açın lan bar'ı dedi

florida'da
güpe gündüz

fena halde

dayak yedi

ve öldü

dünyanın ennn ünlü
bas davulcusu

jacopastorius
otuz beş yaşındaydı

ve zati çokkaç yıldır
parklarda, bahçelerde
sokaklarda yatıyordu

met üst
tenement funster tenement funster
weather report'a girerken kurduğu "i am the best electric bass player in the world" cümlesinin ardından grup elemanlarından "hsssktr lan orda ehehe" tarzı bi tepki alsa da (e çok doğal kim vermez o tepkiyi o cümleye) anında kanıtlamıştır cümlenin doğruluğunu.
akabinde ve detayinda akabinde ve detayinda
bas gitarın ruhu..şuanki çoğu virtüözlerin esin kaynağı..17 yaşında kendini yaşadığı bölgenin 20 yaşında ise dünyanın en iyi basçısı ilan etmiştir iyide etmiştir..fingerstyle funk tekniğini pek bi sever 16lık death note ları tadından yinmez.perdesiz bası bulmuştur bu adam yahu ne iyi etmiştir ne güzel etmiştir kimlerin hayır duasını almıştır.kendine özel bir fender kullanır(dı)..weather report gibi jazz fusion tarzı gruplarda harikalar yaratmıştır.pat metheny ile biçok çalışması vardır.bir bas solosunu dinlerken çok rahatlıkla tanınır kendine has tarzıyla.ayrıca sabaha kadar parkta bas çalıp ve aleti edevatı orda bırakıp gidermiş bu..daha sonralar kendini alkole ve binimum uyuşturucu maddelerine verince inceden kayışı koparmış ve bir türk arkadaşının barının önünde dövülerek öldürülmüştür.
manha de carnival manha de carnival
döneminin müzisyenleri tarafından pek sevilmeyen bir kişiymiş. o caz klubü senin bu caz klubü benim dolaşır; ''şunu şöyle çalın, bunu böyle çalın'' diye laf atarmış müzisyenlere, ayık gezmediğinden dolayı zamanla insanlar ciddiye almamaya başlamışlar rahmetliyi.

müzisyenliği konusunda söylenecek pek fazla bir şey yok; bir virtüöz.

kişiliğine gelince;

ayyaş, çekilmez ve yalnız adamın teki. içerken de teknik içmiyormuş ama bir tarzı varmış; içip içip batırıyormuş ortalığı. kokain çekerken kredi kartı ile otoban yapmıyormuş da göz kararıyla çekiyormuş burun hizasını. yazık etmiş kendine; ama tarzı varmış. bu yönüyle de saygıyı hak ediyor diyorlar, yorum sizin.

not: ayrıca sözlük yazarlarından biri ile dost hayatı yaşadığına dair kanıtlar fazlasıyla mevcut; yakında...
pinkegoboxx pinkegoboxx
pastorize bas gitarın mucidi

ne üzerine olduğu malum olan edit: ulan bi laf esprisi yaptırmadınız. biz de biliyoruz jaco nun ilah olduğunu. bu adam sadeliğiyle derinliğiyle, yeri geldiğinde 3 saniye içinde basılabilecek 653 notanın yerini tutamayacak tek bi notayı tınlatmasıyla gönüllerde taht kurmadı mı. bundan dem vurayım dedim vurdurtmadınız. hayata küstürdünüz lan.
his dudeness his dudeness
weather report ile tanıdığım kısa sürede efsane olabilmiş, jazz grubunda bas gitarın da solo enstrüman olabileceğini kanıtlamış ve hızlı yaşa hızlı öl felsefesini benimsemiş sanatçı. kimisi kendisinin bipolar bozukluğa sahip olduğunu söyler. zaten özel insanlar dahilikle çılgınlık arasındaki ince çizgide dolanmamış mıdır hep?
noise noise
jaco tüm söylenenlerin yanında jaco adlı belgeselde geçtiği gibi malesef müziğin çöpleştiği dönemlere gelindiğinde değersizlik ve kötü iş şartları sebebi ile karanlık tarafa geçmiş bir insandı.