jean de la fontaine

okulluserseri okulluserseri
1621-1695 yılları arasında yaşadı. kolejden sonra papaz okulunu bitirdi. ama papazlıktan hoşlanmadı. kısa bir memurluktan sonra kendini yazarlığa verdi. fransız akademisi'ne üye seçildi.
manzum masallarıyla (fabl) tanındı. dünyanın hemen hemen tüm dillerine çevrilen bu masallarda, hayvanlar arasında geçen olaylar, yine onların konuşmalarıyla anlatılır. böylece insanların türlü kusurlarını kolay bir biçimde göstermek olanağı bulunur. yazar, türün geleneksel kurallarına bağlı kaldı, ama dünyayı gözlemlemesini bilen, bunlardan sonuçlar çıkaran usta bir öykücü olarak anlatıya eşsiz bir özgünlük kazandırdı. hayvan masallarının kimisi, doğu masallarından (beydeba, ezop) alınan konularla zenginleştirmiştir.
necmettin necmettin
şiirsel bir üslupla masal anlatan fransızların büyük şairi.
iş bankası yayınlarından, tüm masallarını içeren kitabı yayınlanmıştır.
zaknafein zaknafein
kendisi çok usta bir şairdir *. 91 senesinde okul yayınları tarafından basılmış "la fontaine masalları" isimli kitaptan seçtiklerimi yazıyorum :

-kartallığa özenen karga-

(karga koyuna saldırıyor haliyle göt gibi ortada kalıyor kem küm)

son kıta şöyle ;

çoban gelip kargayı yakalamış,
çocukları eğlensin diye
bir kafese kapatmış.
gücüne bakmayanın sonu budur,
yankesici hırsızlığa kalktı mı tutulur.
cana kıymak büyüklük sayılmaz;
eşek arısının yaptığını,
ufak bir sinek yapamaz

gücüne bakmayanın sonu budur.. çok net


- dürüst olmayan depocu - (çok mu aradın bu ismi orospu evladı)

tam 4 yaprak tutmuş bu anlamsız şahane eser. yine son mısraları yazıyorum :

en iyisi :
kızmadan, sinirlenmeden
böyle konuşana,
konuştuğu biçimde karşılık vermek,
mantıksız davranışlara da
daha mantıksız örnekler göstermek


- aslan postunu giyen eşek - (hayal gücünü yerim senin)

eşeğin biri aslan postuna bürününce
dolaşamaz olmuş çevresinde kimse.
eşek hep aynı değersiz hayvan
ama görenler titriyor korkudan
bir gün aksilik ya, bizim aslanın
kulakları posttan dışarı fırlayıvermiş
kurnaz adamın biri de görünce bunu
olanları anlamakta güçlük çekmemiş
bir güzel dayak atmış eşeğe
onu görenler de sanmış ki
koca bir aslanı döverek götürüyor
değirmene

vay be..


- kedi ile serçe -

sondan yine :

"gerçekten de" demiş kedi,
"serçe eti pek lezzetli"
bu düşünceyle
yemiş arkadaşı serçeyi de




daha bi sürü saçmalığı olan usta şair.
yanıyorum öyleyse harım yanıyorum öyleyse harım
"bir kuş
kanatlı bir okla vurulmuş,
can çekişirken biçare,
şöyle dert yanmış kadere;
-olur mu bu, kuş kendi kendini vurur mu?
ah, zalim insanoğulları!
bu ölüm araçlarını,
bizim kanatlarımızla uçurtmanız,
ne kötü bir şaka, ama gülmeyin:
sizin başınıza gelen de budur çok kez:
unutmayın hikayesini yafes'in:
oğullarının bir yarısı
öbür yarısının baş belası."