jeff bezos

toblerone toblerone
princeton'da bir konuşma yapmıştır bu sene.

vıdeo: amazon founder and ceo jeff bezos offers advice for new graduates - princeton engineering amazon founder and ceo , who graduated from princeton in 1986 with a degree in computer science and electrical engineering, gave the baccalaureate ... princeton

türkçe tam metni:

"çocukken yazın büyükannemle büyükbabamın çiftliğine gider, yazı orada geçiridim. yel değirmenlerinin tamirine, sığırların aşılanmasına ve diğer sıkıcı şeylere yardımcı olurdum. her gün öğleden sonra da başta “days of our lives” olmak üzere, pembe dizi izlerdik. büyükannemle büyükbabam, “airstream” karavan sahiplerinden oluşan, abd'de ve kanada'da geziler düzenleyen bir karavancılar derneğine üyeydi. birkaç yazda bir, biz de gezilere katılırdık. airstream karavanı büyükbabamın arabasına bağlar, üç yüz airstream maceracısından oluşan sıraya katılır ve yola çıkardık. büyükannemle büyükbabamı seviyordum ve onlara hayrandım, bu gezileri de dört gözle beklerdim. 9-10 yaşlarındayken, bu gezilerden birinde ben arkadaki geniş koltuğun oralarda takılıyordum. büyükbabam arabayı sürüyordu, büyük annem de yolcu koltuğundaydı. bu yolculuklar boyunca sigara içerdi, bense kokudan nefret ediyordum.

o yaştayken, tahminler ve basit aritmetikyapmak için her fırsatı değerlendirirdim. depodaki benzinle gidebileceğimiz yolu hesaplardım, manav harcamalarıyla ilgili yararsız istatistikler çıkarırdım. o zamanlar sigarayla ilgili bir kampanyanın reklamlarını duyuyordum. detayları hatırlayamıyorum ama reklam temel olarak şunu söylüyordu: sigaranızdan çektiğiniz her nefes, yaşamınızdan şu kadar dakika çalıyor. yanlış hatırlamıyorsam her nefes için iki dakika gibi bir şeydi. ne yapıp edip büyükannem için bu değeri hesaplamaya karar verdim. bir günde içtiği sigara sayısını, bir sigarayı bitirmek için gerekli nefes sayısını tahmin ettim, böyle böyle devam ettim. mantıklı bir rakama ulaştığıma inandığım zaman, başımı arabanın ön tarafına uzattım, büyükannemin omzuna dokundum ve gururla sonucu duyurdum: “iki dakikada çektiğin nefeslerle, yaşamından dokuz yıl eksiltmiş oldun!”

olanları çok berrak bir biçimde hatırlıyorum, hiç beklediğim gibi değildi. zekam ve aritmetik yeteneklerim için bir aferin almayı bekliyordum: “jeff, ne kadar akıllısın! bunun için zor tahminlerde bulunman, bir yıldaki dakika sayısını bulman ve bölme işlemi falan yapman gerekiyordu!” hiç de böyle olmadı. tersine, büyükannem bir anda göz yaşlarına boğuldu. arka koltuğa oturdum, ne yapacağımı bilmiyordum. büyükannem ağlamaya başlarken, sessizce arabayı sürmekte olan büyükbabam otobanın güvenlik şeridine çekti ve durduk. arabadan inip benim kapıma dolandı, kapıyı açtı ve inmemi beklemeye başladı. başım belaya mı girmişti bilmiyordum. büyükbabam oldukça zeki, sessiz sakin bir adamdı. bana hiçbir zaman kötü bir söz söylememişti, acaba bu ilk mi olacaktı? belki de yalnızca arabaya binip büyükannemden özür dilememi isterdi. büyükannem ve büyükbabamla yaşanacak böyle durumlarla ilgili hiç deneyimim ve bu olayın sonuçlarının ne olacağını kestirebileceğim bir yol yoktu. karavanın yanına gittik. büyükbabam bana baktı, kısa bir sessizlikten sonra tatlılıkla ve sakince, “jeff, bir gün düşünceli biri olmanın akıllı olmaktan daha zor olduğunu anlayacaksın.” dedi.

bugün sizinle, armağanlar ve seçimler arasındaki farkla ilgili konuşmak istiyorum. zeka bir armağan, düşünceli olmak bir seçimdir. armağanlar zahmet gerektirmez, zaten onlarla doğarsınız. seçimleri yapmak ise zor olabilir. eğer dikkatli davranmazsanız, armağanlarınızla kendinizi yoldan çıkarabilirsiniz. bunu yapmanız, büyük olasılıkla seçimlerinizin de kötülüğüne olacaktır.

burada, çok çeşitli armağanlarla donatılmış bir grup insan görüyorum. bu armağanlarınızdan birisinin, oldukça zeki ve yüksek kapasiteli beyinleriniz olduğuna eminim. bu konuda emin konuşabiliyorum, çünkü başvuru süreci rekabet dolu bir süreçtir ve eğer zekanızla ilgili bir belirti gösteremeseydiniz başvurularla ilgilenen dekan burada olmanıza izin vermezdi.

zekanız faydalı bir hâl alacak, çünkü artık harikalar diyarında dolaşacaksınız. biz insanlar, ağır aksak da olsa, bir gün kendimizi bile şaşırtacağız. temiz enerji elde etmenin, ve bunu yüksek miktarda yapmanın, yollarını bulacağız. hücre çeperine girecek ve orada onarım yapacak küçük makinaları, atom atom tasarlayacağız. bu ay, yaşamı yapay olarak ürettiğimize ilişkin oldukça sıradışı ama yadsınamaz bir haber aldık. önümüzdeki yıllarda yalnızca yapay üretimle kalmayacak, yaşamın niteliklerini de mühendislik konusu yapacağız. sizlerin beynimizi çözdüğümüzü göreceğinize de inanıyorum. jules verne, mark twain, galileo, newton... çağlardan beri yaşamış tüm meraklı insanlar, en çok bugünlerde yaşıyor olmak isterlerdi. uygarlık olarak, karşımda oturan sizlerin sahip olduğu bireysel armağanlarınız gibi, bize sunulmuş çok armağanımız var.

bu armağanlarınızı nasıl kullanacaksınız? dahası armağanlarınızla mı gurur duyacaksınız, seçimlerinizle mi?

amazon'u kurma düşüncesini on altı yıl önce düşündüm. internet kullanımının yılda, yüzde 2300 büyüdüğü gerçeğini gördüm. daha önce bu kadar hızlı büyüyen bir şey ne duymuş, ne görmüştüm; ve milyonlarca kitabın bulunacağı çevrimiçi bir kitabevi kurmak gibi fiziksel dünyada yapılamayacak bir şeyi yapma düşüncesi beni çok heyecanlandırıyordu. otuz yaşıma yeni girmiştim, bir yıldır evliydim. eşim mackenzie'ye işimi bırakmak ve benzer birçok girişim gibi büyük olasılıkla yürümeyecek bu çılgın düşünceyi kovalamak istediğimi söyledim, bu işin sonunda ne olacağı hakkında kesin bir şey söyleyemiyordum. aynı zamanda bir princeton mezunu olan ve burada ikinci sırada oturan mackenzie, bu işe girişmemi söyledi. gençken, bir garaj mucidiydim. çimento dolu tekerlerden otomatik bir garaj kapısı kapatıcı, bir şemsiye ve alüminyum folyoyla geliştirildiği için pek de iyi çalışmayan bir güneş enerjili ocak, kardeşlerimi korkutmak için fırın tepsisi alarmları gibi şeyler yapmıştım. hep bir mucit olmak istemiştim, o da bu tutkumu gerçeğe dökmemi istiyordu.

oldukça zeki insanlardan oluşan bir grupla, new york city'deki bir finans kuruluşunda çalışıyordum; hayranı olduğum, dahi bir patronum vardı. patronuma gittim ve ona internetten kitap satacak bir şirket kurmak istediğimi söyledim. benimle central park'ta uzun bir yürüyüş yaptı, beni çok dikkatlice dinledi ve sonunda, “gerçekten güzel bir düşünce gibi duruyor; ama, zaten iyi bir işi olmayan birisi için çok daha iyi bir düşünce olurdu.” bu düşüncesi bana da mantıklı geldi. kararımı kesinleştirmeden önce kırk sekiz saat daha düşünmem konusunda beni ikna etmişti. bu açıdan bakarak düşününce, gerçekten zor bir seçim oldu. ama sonunda, bu işi denemem gerektiğine karar verdim. dener ve başarısız olursam, pişman olmayacağımı düşünüyordum. oysa sürekli “keşke denemeseydim.” gibi bir düşünceye kapılacağımı sanmıyordum. çok düşündüm, tutkumun peşine düştüm ve daha az güvenli olan yolu seçtim, bu seçimimden dolayı kendimle gurur duyuyorum.

yarın kelimenin tam anlamıyla hayatınız, sıfırdan başlayacağınız ve attığınız her adımın size ait olacağı hayatınız, başlıyor.

armağanlarınızı nasıl kullanacaksınız? hangi seçimleri yapacaksınız?

eylemsizliğiniz mi rehberiniz olacak, yoksa tutkularınızın peşine mi düşeceksiniz?

dogmaları mı izleyeceksiniz, yoksa özgün mü olacaksınız?

rahatlık içinde bir yaşamı mı seçeceksiniz, yoksa faydalı ve macera dolu bir yaşamı mı?

eleştirilere boyun mu eğeceksiniz, yoksa düşüncelerinizi mi savunacaksınız?

yanıldığınızda, bunu yalanlayacak mısınız; yoksa özür mü dileyeceksiniz?

geri çevrilme korkusuyla kalbinize duvarlar mı çekeceksiniz, yoksa aşık olduğunuzda “aşık gibi” mi davranacaksınız?

hep güvenli adımları mı atacaksınız, yoksa biraz da deli dolu davranacak mısınız?

karşınıza zorluklar çıkınca, pes mi edecek misiniz; yoksa durdurulamaz mı olacaksınız?

her işe burun kıvıran biri mi olacaksınız, yoksa yapıcı biri mi?
ne pahasına olursa olsun zeki mi olacaksınız, yoksa kibar biri mi?
bu noktada bir öngörüde bulunmak istiyorum. 80 yaşınıza geldiğinizde, bir an gelip de kendi kendinize hayatınızın öyküsünü en özel haliyle anlatacak olduğunuzda, bunu yapmanın en kapsamlı ve anlamlı yolu yaptığınız seçimleri anlatmak olacaktır. sonuç olarak, bizi biz yapan, seçimlerimizdir. kendinize muhteşem bir öykü yazın. bol şans diler, teşekkür ederim!"

jeff bezos - princeton.doc - google docs google
brazzersdaki badem bıyıklı adam brazzersdaki badem bıyıklı adam
dünyanın en zengin 3 adamından biri, çok başarılı bir ceo diye gazlanıyor.

jeff bezos her zaman doğru dahası şanslı adımlar attı ki amazon aws bu gün amazon' un en büyük gelir kapısı.

amazon.com
amazon aws
blue origin

gibi girişimleri ile doğru zamanda doğru yerde olmasının yanında şansı da var zira özellikle amazon aws rakiplerinden daha sonra girip rakiplerinden daha başarılı oldu. dediğim gibi bu adam iyi bir planlamacı ve uzun vadeli düşünen bir adam lakin şans faktörü her zaman bu adamın yanında oldu özellikle amazon.aws konusunda.

blue origin' in şanssızlığı space x e denk gelmesi sadece.
o c o c
aws konusundaki sansi goz gore gore isi baslatip buyuturken sektordeki diger hicbir sirketin karsisina rakip cikarmamasidir. warren buffett bir roportajda jeff bezos'un kendisine buna o zaman cok sasirdigini soylediginden bahsetmistir.

kendisinin "your margin is my lunch" felsefesi de tam bir ruh hastaligidir. gorunuste tuketiciye yarar gibi gorunen fiyat kirarak rakiplerini piyasadan silme hadisesi uzun vadede sadece bir amazon tekeli yaratmaya ve bircok insani isinden etmeye yarar.

zamaninda internet saticiliginin potansiyelini gorup guzel isini birakip risk alip cok basarili olmus buyuk bir yatirimcidir ancak bu onun seytan oldugu gercegini degistirmez. kimsenin eline boyle bir guc vermenin sonuclari iyi olamaz. isin kotu tarafi, google facebook vs cok zor olsa da rekabete kurban gidebilir. veya daha olasi bir ihtimal yeni bir caga girersek altta kalabilir, ancak retail/perakende sektoru cok daha agir degisen bir sektordur. o yuzden jeff bezos'un tekelini kirmak icin devlet baskisi, radikal bir paradigma degisimi ve bircok benzer kriterin bir araya gelmesi gerekir.
o c o c
bosanmasina cok sasirdigim adam. bundan sonra kiminle evleneceksin ki isi bastan birlikte kurdugun karin kadar yakin olabileceksin, guvenebileceksin? bu kadar zengin, basarili, guclu olup ozel hayatini adam gibi devam ettirebilen bir tane adam var mi? hayat zor.
o c o c
dun bosanmasina sasirirken, bugun aylardir suren bir iliskisi olmasina, cukunun fotograflarini mesaj atmasina, saka gibi sext'lerine daha da sasirdigim abi. bir de karisinin yerine buldugu kadina da bir sey demiyorum. ozel hayatlarina bok attim coktan; o yuzden saygi duyuyorum falan diye laf salatasi yapmayacagim. zekasina, azmine, caliskanligina saygi duyuyorum ama ergen gibi boyle magazin gundemine meze olmasi yazik oldu.

www.dailymail.co.uk