jerry maguire

tutkuyakar tutkuyakar
singles ile kendini gösteren cameron crowe'un 3. filmi..tom cruise'a çok iyi eşlik eden renee zellweger adındaki bayanın da yamulmuyorsam ilk çıkış filmi..ama asıl sürpriz cuba gooding'di.

başlarda karısına ilgisiz bir tavır takınıp onu kaybetmekten çekinmeyen jerry,çok kazanan bir sporcu menejeri iken elinde hiçbir şeyi kalmaz,cuba'nın canlandırdığı potansiyel amerikan oyuncusuyla karısından başka..özellikle karısını geri almaya gidip de ağladığı sahnelerde cruise kendini aşar.
patron bruce'un da yardımıyla secret garden fonda çalar ve dorothy boyd (renee zellweger) beyaz perdenin en romantik diyaloglarından birine imza atar..

you had me at hello...merhaba dediğinde senindim..
trediak trediak
lise ikideyken(1996) sinemada izlediğim,internet ve ares çağına geldiğimizde ilk indirdiğim film olmuştur.
tom ve reene iyidir,cuba ise çok iyidir,veletse bi başkadır..
nutellamsı nutellamsı
suits 3. sezon 2. bölümde adı geçen filmdir, mike sürekli burdan replikler söyler falan, bakayım neymiş dedim izledim beğendim sevdim, bence en güzel romantik komedilerdendir.
peynir gemisinin kaptanı peynir gemisinin kaptanı
uzun zamandan sonra izlediğim en güzel film.

başarı hikayesi filmlerini her zaman sevmişimdir. moneyball, cindirella man, the blind side gibi filmlerden farklı olarak bu filmde sanırım hayali bir menejerin hikayesi anlatılıyor.

bu noktadan sonra spoiler olabilir.

jerry maguire bir menejerlik şirketinde sağlam bir konumda çalışan bir adam. tabii bu piyasa filmin sonunda kendisinin dediği gibi tabiri caizse at hırsızlarının, ahlaksızların piyasası. bu piyasada duygusallık, samimi ilişkilere yer yok, yalanlara ise yer çoktur. işte böyle bir ortamda jerry bir "müşterisinin" oğlundan yediği küfürle "ben ne yapıyorum? quo vadis " diyerek bir anlık aydınlanma yaşar ve bir manifesto yazmaya başlar. artık menejerlik ilişkilerinde yeni bir dönem başlatacaktır. daha az müşteri, daha fazla ilgi, daha fazla samimiyet...

bu manifestonun etkisiyle jerry!nin kovulması kaçınılmaz olur. kovulduğu kendisine iletilince kapabildiği kadar müşteri kapmaya çalışır. rod tidwell isimli geveze müşterisi jerry'nin öyle vaktini alır ki jerry diğer müşterilerden birisi hariç hepsini kaçırır. şirketten ayrılırken "kim benle?" diye sorar ve sadece dorothy adında bir muhasebeci (renee zellweger) onunla gelir.

bir yandan aile ilişkileri mükemmel rod ve duygusal olarak kendisine çok sadık olacak dorothy ve tatlı oğlu jerry'i "dönüştürürken" diğer yandan duygusal açıdan bağlanamama, yalnız kalamama gibi sıkıntıları bulunan jerry işini şartların da zorlamasıya sadece para olarak görmeye başlayan rob'u dönüştürecektir. dorothy'le evliliğe kadar gidecek ilişkisi jerry'e yeni bir dünyanın kapılarını açacaktır. çakalların ahlaksızlığın olduğu yerde önce sadece sadakati için bağlandığı dorothy'nin onu tamamladığını fark ederek aşkı keşfeder jerry.

filmin konusu bir kere gerçekten çok hoş, ilgi çekici. akıl hocası dicky fox'un hayat tavsiyeleri olaylarla çok iyi ilişilendirilmiş. oyunncular çok başarılı. kurgu keza öyle. bi bakayım diye oturduğum filmin tamamını izledim çok hoş.

cuba gooding resmen enerji saçıyor filmde çok iyi geldi bana. tom cruise gerçekten çok iyi bir aktör.

renee zellweger ise. yahu sen nasıl birşeysin kardeşim. hiç mi insafın yok. şimdi filmi izleyince imdb'ye falan baktım kadının şimdiki hali bile harika. gerçekten özel birisi. bir zaman makinası olsa keşke (bkz: swh) annesi babası, dedeleri falan baya bi melezlik var belki bundandır neyse. filmde umut verici, destekleyici bir arkadaşı, bir anneyi, bir kardeşi çok iyi oynuyor.

yazı dağınık oldu biliyorum ama başarıya, aileye, sevgiye, azme dair bir film izlemek isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.

son olarak filmde jerry diyor ki "dahiler her yerde. ama patlamış mısır gibi kimisi patlar, kimisi patlamaz" diyor. bir yetenek kaşifi bunu diyor. bence bir ülkenin belki birinci derece önemli derdi insan kaynaklarını çok iyi tespit edip mısırlarını patlatabilmesidir ki bu da nasipse başka bir yazının konusu olsun.