john wick 3 parabellum

mhe mhe
bu tarih kanlı canlı ilich ramirez sanchez'i gördü.
paris'te entelektüel takım foucault'un cinsel devrimciliğini keşfettiği, sartre'nin "yıkılan adam tipolojisi, fransız komünist partisi'nin işlettiği barlarda avrupa parlemantosuna eş hısım akraba paketleme" acı ajitasyonun üzerine çakal carlos şimşek gibi doğmuştur.

yemin olsun dostlar, john wick'in italyan kumaşçıdan diktirdiği savaş yeleğinden çok daha fazlası örtülüydü üzerinde.

velhasıl, ölmüyorsun veya godes gözükmüyor ufukta. tatlı tatlı yargı dağıtan bir efsane ihtiyacımızın karşılandığı halüsinasyon dünyası çok keyifli. alternatif gerçeklik ihtiyacımız ulu orta önümüzde ve or.spu çocuğu martin heidegger götüne paul blobel'in gamalı hacını geçiriyor olabilir.

gerçekler ve kurgular üzerine zihin dünyamızı küçük bir gezintiye çıkarırken, ben ilk iki seriden (john wick 1-2) yola çıkarak, john'un macerasının filistin'de küçük bir teneke evde sonlanma ihtimalini sevdim.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
görüntü ve sanat yönetmenliği noktasında aşmış bir aksiyon filmi serisidir. bir aksiyon filminde sanatın ne işi var diyecek okursanız jhon wick serisini izlememişsiniz demektir. aksiyon dalına müthiş bir katkı sunuyor jhon wick serisi. ancak kötü yanları da var tabii. senaryosu da bir o kadar kötü mesela. bir amaç olmadan dan dun insanlar ölüyor. bu da hollywood sinema mantığının bir yansıması tabi. şunu italyan sinemasında izlemeliydik bence.
belki de belki de
bayadır bir vizyon filmini böyle heyecanla beklememiştim. beklenti yüksek, merak yüksek, tutku yüksek, yüksek de yüksekmiş ha. ama şimdi ise iş güç finaller arasına sıkıştığımdan bir türlü gidemiyorum. neyse bu karmaşa bittiğinde o koltukta sakince yerimi alacağım john ağbi saygılar