jürgen klopp

1 /
bi icim su bi icim su
borussia dortmund'un teknik direktörlüğünü yapmaktadır. daha önce de mainz'i çalıştırmaktaydı. almanya'da yükselen bir isim. beşiktaşlı olduğum için beşiktaş'ın başına hep çok yakıştırdığım bir isim olmuştur. daum'un ilk zamanları gibi, umarım bir gün olur da gelir beşiktaş'ın başına çok geçmeden. genç oyunculara verdiği önem ve agresif, heyecanlı yapısıyla tam beşiktaş'a göre.
charlienin dorduncu melegi charlienin dorduncu melegi
bir teknik direktör olarak agresif ve başarılı olmasından başka pek bir bilgim yok kendisi hakkında, sistemi, oyuncuları ile ilişkisi gibi konularda yorum yapamam. ama bu adam dünyanın en ilginç insanlarından biri.

basın konferansı öncesinde bir telefon bulunuyor ve olaylar gelişiyor:
(bkz:
)

ahahah. olay komik ama hadi telefonu açtın, konuş bari adam gibi. karşındaki yabancı, anlıyorsun, neden telefonu kapatıyorsun? 2.kez çalınca telefonu dışarı çıkartıp "başka söylenecek bir şey yok diyip toplantıyı niye bitiriyorsun. değişksin jürgen.

basınla da çok enteresan bir ilişkisi var. adam batıl inançlı olmadığını söylüyor fakat ne zaman swr'den stefan adında bir adam gelse adam puan kaybettiğini söylüyor ve "illa sen mi gelmek zorundasın, uğursuz, ne zaman sen gelsen bir şeyler oluyır" diye tepki koyuyor. ciddi bir de, şaka değil yani.

(bkz:
)

1:40-1:50 arası tarif edilemez. manyak ahah.

bir de yakın zamanda birine 10 dk röportaj verdi, adam da özetlerken jürgen'in söylediklerinin tam tersini söyledi. bizimki adama çok kızdı, aptal mısınız, benle dalga mı geçiyorsunuz bunları mı dedim ben falan diye bayağı bir olay çıkardı canlı yayında. linkini bulamadım maalesef.

kısacası bence ruh hastası fakat izlemesi çok eğlenceli bir adam.
dikkatsi dikkatsi
takdir edilesi işler yapan teknik adam. dibe vurmuş dortmundu 4 senede zirveye çıkarmayı başarmış kişi. istikrarın, teknik adamının arkasında durmanın ne kadar önemli olduğunu bir göstergesi olarak yaşananların türk klüp yöneticilerince farkedilmesini diliyoruz.
cahan cahan
borussia dortmund ile ancak hollywood'un sonu pek şirin biten filmlerinde rastlanabilecek bir başarıyı, bu filmleri dahi gölgede bırakıp reel dünyada iki defa yaşamış on numara insan, kesinlikle kalbur üstü bir teknik adam.

her şey bir kenara tuhaf bir adam. mesela rahat tavırları, güler yüzü, esprili konuşmaları başlangıç düdüğü çaldığı an uçup gidiyor ve yerine gayet hırslı ve futbolcularıyla aynı sahada koşan ve atılan gollerden sonra okulun bitiş zilinden sonra sınıflardan fırlayan veletler gibi bir o yana bir bu yana koşuşturan bir teknik direktör geliveriyor. belirtmek gerekir ki bu hırsını kesinlikle oyuncularına karşı kullanmıyor. bırakın hırsı zaten gencecik çocukların gerçek manada abisi, öğretmeni gibi.

oyuncularının anne ve babalarıyla adeta komşuluk yapıyor. çıkıyor, kuytu bir yerdeki sıradan ve küçük bir mekanda dortmund taraftarları ile içip eğleniyor, şampiyonluk sonrası basın toplantısını basan oyuncularının (özellikle de `nuri şahin) kafasından aşağı döktüğü 2.5-3 litrelik biradan sonra sadece gülüp saçlarını geri atıp konuşmaya başlıyor vs.

en sevdiğim yanı da şu ki büyük takımlardan gelen onca şişkin meblağlara aldırmıyor bile. hiç tereddüt etmeden reddedip takımıyla kontratını uzatıyor. yani bizdekiler gibi kontratı varken mangalda kül bırakmayıp, sözleşme bitince satışa getirenlerden değil. tam tersi. o yüzdendir ki adamlığını teknik adamlığından önce belirttim.

bir de dış görünüşü var tabi. dikdörtgen kalın çerçeve gözlükler, uzun sarı saçlar, kirli sakallar, hafif bira göbeği, şapkası ve "kapüşonsuz çıkmam abi" halleri... çirkin mi, sıradan mı, yakışıklı mı, karizma mı? dedim ya o da ayrı bir tartışma konusu. her kafadan bir ses çıkıyor çünkü.


christopher moltisanti christopher moltisanti
o değil de adam da tam bir sapık sayko tipi var.

o şapkasıyla boş zamanlarında insanların fotoğrafını çeken, odasının duvarı bunlarla dolu olan sapıklardan.

acil tom tykwer'ın bu adama bir filmin de yer vermesi lazım.

moritz bleibtreu da sapık katilin peşindeki polis.

cast'a gel.kesin tutar bu.
1 /