kabasakal

1 /
callisto callisto
yazdığı girileri silerek kendine güveni olmayan bi insan olduğunu açıkça göstermiş yazar. çok da fazla bildiği bi şey yok, ikide bir sözlük değiştirmekle olmaz bu işler. kendisini tanımam etmem, ama her sözlükte hesabı var bu adamın. neyse işte dikkate almayın siz. ha bi de en sevdiği şey harf oyunlarıdır, sıkıcı işte herif, napıcaksın. böylelerini yazar yapmamak lazım, ama neyse.

(bkz: zeus un intikamı)
callisto callisto
davidoff ve marlboro dan başka sigara içmediği için güzelim monte carlo yu aşağılamaya çalışan yazarımsı. evet yazarımsı, biraz okuyun anlarsınız zaten. müzik zevki sevda cover'ı yesterday den öteye gidemeyen bi adamla neyi tartışıyosam aslında.
callisto callisto
evet evet pardon "müzikal dokuda ortaya çıkan makina çarkları imgelemi ve sanayileşmenin o ürkütücü atmosferi" ni farkedememişim. ne kadar da aptalım öyle. en iyisi ben resmimi yapayım, fotoğrafımı çekeyim, sen de felsefe yap sigur ros dinleyip, aynı nehirde iki kez yıkanmaya filan çalış işte ne bileyim, senin işin de zor be abi yalan değil.

ha bi de hiç bir oyunun son perdesini beklemeden çıkıp git oyundan tamam mı, her şeyin en kolayına kaçmak olayı yani, neyse işte sakinleşmek lazım biraz sanki.
callisto callisto
yazılarını görmeyi gerçekten çok istediğim yazar, bakalım nelere ayar vermeye çalışmış öyle. merak ediyorum valla, küçük harf oyunlarıyla ya da ıkınarak yazılan iki üç entelllektüel kelimeyle süslenmiş girilerle nereye kadar diye. doğru tabi anlayamayınca güzel oluyo dimi. istese güzel yazıyo aslında hakkını da yememek lazım ama kendini zorlamadan be abicim. bak ne güzel her şey, dikkat filan da topladın şimdi, burayı da tüket.
callisto callisto
o gördüğü anti kahramanlardan olmadığımı bilmesi gereken ama bilmek istemeyen. canlandır bakalım girilerini tek tek. 4 paragraf nietzsche yetmez; hatmetmem, bilmem lazım seni. yapıcaklarını önceden kestirebilmem lazım filan. bu arada aferin öğrenmişsin kimi önemsemen gerektiğini. ama düşman uyumaz dikkat et, hele senin istediğin zamanlarda asla.
callisto callisto
daha callisto yu tanıyamamış adam, maalesef ki. dalinin tablolarındaki gibi belli etmez kolay kolay callisto şaşkınlığını mutluluğunu filan, daha çok da vinci yüzleri gibi, aynı görünen bir sürü yüz, ama içindeki duyguyu görebilmek, çözebilmek için çok uğraşman gereken. baya yol katettin sanki, çözülüyorum yavaştan. ama uzun bi süre daha seni ciddiye alan düşman olmaya devam edicem gibi duruyo. bach ı dene, daha iyidir ayrıca.
callisto callisto
doğru ya, önemli olan "erbarme dich" in bana verdiği duygu değil ki. bach la vivaldi arasındaki o önemli fark aslında. bach salon müziği yapadursun, vivaldi orda piyanosunun başında tek aşkı olan müzik için debelenip dursun. sonra callisto da bach daha iyidir desin. ayıp dimi. neyse olay bach vivaldi filan değilki aslında. bi adamın kendini fazla önemsemesini durdurma çabası, ya da mantıklı düşünülürse iki adamın dikkat çekme çabası. sözlük allahsızı bize eğlence buldu be abi. daha söylenecek çok şey vardı aslında ama, şu neyse yok mu işte, kurtarıyo bizi biraz da. neyse...
callisto callisto
bir masal varmış bir zamanlar. verrocchio başlatmış aslında bu masalı bilmeden. önceleri üç perdelik bi tiyatro oyunuymuş bu, bi intikam oyunu. ama sonra değişmiş durum, masalmış artık o. suların hiç durmadığı, herkesin entellektüel - evet iki l - olduğu, tütün dolu bi masalmış. başrol oyuncularının da camel içicek paraları varmış ama bond içiyolarmış. camel da neymiş be abii. eskisi gibi de değilmiş ki zaten. aferim iyi düşünmüşüm dimi. neyse işte, masal filan ama bi yere kadar. gel artık olum sıkıldım, eğlence bul ama şımarmak yok. "nolduu canın sıkılıyo dimi ben olmadan dimiii, nihahaa" filan demeden işte. öyle.
callisto callisto
öyle olsun bakalım. durumu hakkında bilgi vermek için kendini fazla yorgun hisseden kabasakal, sözlüğe günde altı yedi giri girmek için enerjiyi nerden buluyor acaba? az sonra... -yolda yürürken daha bi dikkatliyim artık-
callisto callisto
birazcık ukalalık, biraz felsefe, biraz jazz, baya bi de şirinlik. bu kadar işte. başka bi numarası yok yani. ama bazı kelimeleri öyle bi hale getirmiş ki benim için - ki onun için de öyle eminim- , başkasından duyunca bi garip oluyo insan. neyse işte be. açık açık ifşa etmek de olsa bu, iyilik ve sevginin şekercik tanrıçasından, gerçek olmayan dünyadaki en yakın dostuna, neft-i filhakika ya... neydi, tekerlemenin şeker tadında cümleleri mi? öyle galiba. neyse.
ultras lan ultras lan
idolümdü bu adam benim. yatar kalkar kabasakal'ın temel amca ile safinaz teyzenin arasına girmesini seyrederdim. temel dayak yerdi hep. sonra adaletsiz bir şey olurdu ve temel ıspanak yer kabasakal'ın ağzına sıçardı. o ıspanğı hiç yemek aklına gelmedi kabasakal'ın da. ona da bu yüzden çok kızardım. hatta bir ara anneme ıspanak yap kabasakal'a yolluycam filan dedim. çok istedim kabasakal'ın temel'in ağzını burnunu dağıtmasını safinaz'a tecavüz etmesini. biraz sadistim galiba ama olmadı sonuçta. bugs bunny vardı birde. ona da tav olurdum. dufy duck gibi ördeği harcadılar o tavşan yüzünden.
1 /