kadeş savaşı

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
easy company
mısır firavunu 2. ramses ile hitit kralı muvatallis döneminde yapılan savaş. tam tarihi bilinmemekle birlikte m.ö. 1299 yılında olduğu tahmin ediliyor. muvatallis'in müttefiklerinin de savaşa katılacağını hesaba katmayan ramses bunu öğrenir öğrenmez geriden gelen birliklerin hızlanması için emir verir fakat onlar yetişemeden hitit ordusu 2500 savaş arabası ile firavunun ordusuna dalar. ramses'in kendisi de esir alınmaktan kıl payı kurtulur. arkadan gelen birliklerin yetişmesi ile ramses'in ordusu biraz toparlanır ve hitit ordusunu kuşatmayı dener fakat hitit savaş arabaları başarıyla geri çekilip piyadelere katılırlar. bu nedenle her iki taraf da zafer kazandığını iddia eder fakat mısırlıların kayıpları hititlerden çok daha fazladır. sonucunda tarihin bilinen ilk antlaşmalarından biri olan kadeş antlaşması yapılır. mısırla hitit de bir süre birbiriyle kapışamaz. bu antlaşmanın metni birleşmiş milletler genel merkezinin duvarında da asılıdır.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
insect
kadeş savaşının daha doğrusu hititlerin çok fazla bilinmeyen bir durumu vardır:
i. şuppiluliuma ( ii. tuthaliya 'nın oğlu tahta kaldığı zamanlar mö. 1380-1340 ) 'nın bir oğlu bulunmaktaydı. bu oğlunun adı bazı kayıtlarda karunta olarak geçmektedir( ii. muwatalli 'nin oğlu karunta ile karıştırılmamalıdır). ve şuppiluliuma tahtta iken dönemin mısır firavunu ölmüştür. ve mısır ile ilişkileri oldukça iyi olan hitit'lerin o zamanda savaşmak gibi bir düşünceleri bulunmamaktadır. dul kalan mısır kraliçesi ise i. şuppiluliuma'nın oğlu karunta'ya göz koymuştur. karuntaya aşık olan kraliçe hititlerin başkenti olan hattuşa'ya ( günümüze çorum ili sınırları içerisindedir) karunta'yı istemek amaçlı bir heyet göndermiş ve karunta kabul etmiştir. bunun üzerine karunta ve 12 kişiden oluşan hitit askerleri mısır'a gitmek için yola çıkmıştır. yani bir hititli firavun olmak üzere mısır'a hareket etmektedir. ancak ölen firavunun askerleri bir hititlinin başlarına geçmesine razı olmamış ve kadeş dolaylarında karunta ve 12 askeri öldürmüşlerdir. bu olay şuppiluliuma'yı mahvetse de mısırlılara karşı herhangi bir karşı saldırı yapmamış ancak mısırlılarla ilişkiler iyi olmamaya başlamıştır. bu olaydan yaklaşık 50 yıl sonra artık araları iyice açılan iki devlet arasında karunta'nın öldürüldüğü yerde yani kadeş'te savaş başlamış ve %50 lik sonuç ortaya çıkmıştır. yani kazanan taraf olmamıştır.

savaşmaya zaten çok gönülleri olmayan bu iki büyük devlet mö. 1269 yılında kadeş barış antlaşması'nı imzalayarak savaşı sonlandırmışlardır.
dünyanın kayıtlı ilk yazılı antlaşması olan bu büyük anlaşmanın metni birleşmiş milletler binasının girişinde bulunmaktadır. anlaşmanın taş tabletlere yazılmış metinleri ülkemizde istanbul ve ankara'daki( şu anda isimlerini tam hatırlayamadığım) müzelerde, bir kopyasıda çorum müzesinde bulunmaktadır. ancak yapılan kazılar sonucunda hititlerin birde gümüş tablete yazmış oldukları antlaşma metni olduğu öğrenilmişken bu gümüş tablet henüz bulunamamıştır.

ilginç olan şudur ki eğer karunta öldürülmese idi ve mısır'a ulaşıp kraliçe ile evlense idi firavun hititli olacaktı ve bu durum belkide çok büyük dev bir imparatorluğun doğmasına neden olacaktı ve kimbilir belkide çok büyük sorunlara...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
mr spack
milattan önce 13. yüzyılda yapılmıştır.

mısırlılarla bizim toprağın çocuğu hititler arasında geçer.

aralarındaki anlaşmazlığın sebebi bugünku suriye bölgesinin kontrolunu sağlamak ve bu ticari bölgeyi elde tutmaktır.

hititler o dönem trakya hariç anadolunun nerdeyse tamamını ve kıbrısı ellerinde tutarlar. yavaş yavaş suriye kıyısını izleyerek güneye inerler.

ve dogal olarak mısıra toslarlar.

mısır kuzeyden gelen bu tehditten kurtulmak, ticaret yol ve merkezlerini geri alabilmek için ordusunu toplar ve kuzeye yürür. hititler aynı büyüklükte bir orduyla bu dayılanmaya cevap vermek için güneye ilerler.

bizim adamımız hitit kralı muvattali'dir. topraamızdır.
istihbarat nedir bilir.

karşımızda ise 2. ramses vardır. havalı bir ordusu vardır. orduyu dört parçaya böler ve her parçasına (amon, re, ptah ve seth) bir tanrı ismi verir.
ramses ordusuyla kuzeye ilerlerken (hatay şehrine doğru) yolda hitit ordusundan bikaç firari bulur. bu elemanlar kuş gibi öterler. bu elemanlara göre muvattali ve ordusu halep civarinda beyhude mısır ordusunu aramaktadir.

haritayı açmaya üşenenler için: ramses bu bilgiden "o zaman ben kiçimi yaya yaya biraz daha gezeyim" sonucunu çıkartır.

kendi komutasındaki kolorduyu alıp diğer kolorduları geride bırakır, biraz daha kuzeye gidip asi nehrini geçer ve kadeş şehrine yakın biyerde kamp yapacak yer arar.
arkadan diğer kolorduları ayaklarını sürüyerek gelmektedir.

oysa bilmedikleri şey ramses'e kuş gibi öten firarileri gönderen adamımız çakal muvattali'dir. hitit ordusu o sırada halep'te falan değildir, ramsesin kıçının dibinde kadeş şehrinin öbür tarafında ramsesi beklemektedir. ramses bu numarayı fena yemiştir.

ama ramseste köpek şansı vardır.

kadeş şehrinde iki hitit devriyesi yakalar. bu elemanlar ramses'e

"ne halepi kanka, bizim ordu halepte olsa bizim burda ne işimiz var asdsfadsfsdasf " der.

ramses uyanır. fakat kolordusu tek başına sap gibi bütün hitit ordusunun karşısındadır. muvattali bundan yararlanmak için saldırır.

ticaret yollarını kurtarmak için yola çıkan ramses artık (çok afedersiniz) g.tü kurtarmak için savaşmaktadır.

kolordusu kaçmakla geri çekilmek arası kendisini asi nehrine doğru geri atar. burada diğer kolordusu nehri henüz geçmektedir.

hitit ordusu ramsesin komuta ettiği kolordunun döküntülerini ve nehri geçen ikinci mısır kolordusunu dağıtır.

hitit ordusu tarihi hatasını yapar ve savaşı sonuçlandırmakla değil yağmayla ilgilenir. saldırı düzeni bozulan hitit ordusuna arkadan gelen iki mısır kolordusu saldırır. akşama kadar sonucu belirsiz bir savaş sürer.

ramses olaydan iyi yırtmıştır. ikinci gün karşılıklı saldırılar devam eder ama bi sonuca ulaşılmaz.
iki ordu da kaynaklarını tüketme noktasında savaş alanını terkeder.

mısır hiyerogliflerinde ramsesin hititleri fena tokatladığı yazılır ancak mısır bu bölgeyi geri alamamıştır ve savaştan sonra bölge hitit kontrolünde kalmaya devam eder.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın