kadıköy

46 /
fark ettim fark ettim
bazı yerler vardır. insan gibi zamanla görünüşü değişir; ama ruhu aynı kalır. mesela tekirdağ'da meşhur bir kafe var, zamanında biraz çalışmıştım. uzun yıllardır orası kafedir. çalışırken orta yaşlı nice insanlar gelmişlerdi; bir çay içip ortaokul, lise zamanı kafe ile ilgili hatıralarını anlatmışlardı.

işte kadıköy'de böyle idi. ama son gittiğimde gördüm ki ölmüş. doksanlarda doğulu göçü ile iyice zıvanadan çıkan istanbul, en son arap istilası ile istanbul'un iyice suyu çıktı. kadıköy'ün eski mekanları dışarıdan gelen esnaf ve araplardan kaçan doğulu istilacılar ile çehre değiştirmiş. sahafçılara bakıyorum eksik, seyyar kitap satanlara bakıyorum tası tarağı toplamışlar, mekanlar iyice absürt, bazı çevreler eski kadıköy'ü yaşatmak için çabalıyor; ama nafile ellerinde kaliteli insan malzemesi kalmamış.

sanatçı, öğrenci, düşünür, meraklı, zengin... kesim bir araya gelemiyor maalesef. daha çok "kadıköy abi yha, bomonti abi yha, artık kadıköy yeni taksim yha" diyenler türemiş. anadolu'dan kalkıp gelen zengin bebeler, bir iki yıl oturduktan sonra kendine kadıköylüyüm diyor. güler misin sabaha mı bırakırsın?

herkes tıkış tıkış; eğleneceğim bana ne diye gezinen, özgürüm ben yha triplerinde insanlar kalmış.

kadıköy deyince müzik tınıları, kitap kokuları, kahkahalar, bakışmalar, heyecanlar, kavgalar vardı; şimdi eğlenmeliyim, para harcamalıyım, en güzel ben görülmeliyim, en entellektüel ben görünmeliyim, en marjinal (!) ben olmalıyım tipi tipleri var.
meralika meralika
5 yıldır vapurla gidip geliyorum. bir semtin nasıl değiştiğini ve yeni nesil gençlerin nasıl kafalar yaşadığını hep vapurdan takip ediyorum. adeta semtin nabzını tutuyorum.
46 /