kadına yönelik pozitif ayrımcılık

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
wykka
otobüste bağyanlara yer vermek, bağyan içeri girecek diye kapıyı tutmak - ama sadece ona tutmak, arkadan gelen adamı hiç sayıp öküzleme bi şekilde kapıyı adamın burnuna çarpmak üzere serbest bırakmak, bağyanın paltosunu tutmak, ne bileyim bitakım buna benzer şeyler işte. "bağyanlara her zaman sayğımız sonsuz" cümlesini kuran ayılarla, "ay sonuçta bi bağyanlan konuşuyosuaan necati, lütfan sözlerine dikkat et yaniieee" cümlesini kuran dişi ayıların kibarlık kisvesi altında uyguladıkları anti-feminist harekettir.

bir başka deyişle, nezaket kurallarının aslında erkek egemen toplumlarda yazılmasından ileri gelen, nezaket kisvesi altında, kadınların "erkeklere nazaran daha narin ve daha korunmasız yaratıklar" olduklarını ima etmekle kalmayıp iddia eden bir ayrımcılık türüdür.

yapılanlar nezaket dahilinde görüldüğünden hoş karşılanır, hoşumuza gider, gitmektedir. hatta yapılmaması yanlış ve ayıp olarak görülür. ancak sıkıntı, olayın en temeline inildiğinde, kabak gibi görülebilen ayrımcı düşünce yapısındadır. zira aynı düşünce, bekar kadınların yalnız başlarına suudi arabistan sınırları içerisine girmesine izin vermemektedir, örneğin. ya da yanında abisi olmadan mahalle bakkalına bile gitmesine müsaade edilmeyen kız çocuklarının durumu da yine aynı "erkeklere nazaran daha narin ve daha korunmasız yaratıklar olan kadınlar" mavalından kaynaklanmaktadır.

buradaki tepki, nezaket ve adaletsizlik arasındaki o ince çizgiyedir.

erkekler adamakıllı davranıyor olsalardı, bu tür "nezaket" kurallarına zaten gerek kalmazdı. kadın, gece karanlıkta, yanında bir erkeğin nezareti olmadan yürüyemiyorsa, bu yine erkek egemen toplumun suçudur, zira başına bir şey gelme ihtimali olan kişi, büyük çoğunlukla, kadındır. kadın, toplumca aciz olarak görüldüğü için paltosu tutulur, taksiye bindirilir. bunları pekala kendi başına da yapabilecekken, erkek egemen toplumun, bilhassa da bizimki gibi "ayıların" sıklıkla görüldüğü kültürlerde yoğunca hissedilmesinden dolayı artık kadın bunları kendi başına yapamaz hale gelmiştir. bunun da adı nezaket olmuştur, başka bir şey değil.

yine sağlık ve sosyal haklar konulu bazı kanunlardan da anlaşılacağı üzere, devlet de kendi kadınını - doğal olarak - az da olsa, verdiği haklarla korumaya almıştır. bunun sebebi yine kadının kendi ekonomik özgürlüğünü geç kazanmak zorunda olmasına veya hiç kazanamaz durumda bırakılmasına dayanmaktadır. baba korumasından çıkan kadın, ancak koca korumasına veya devlet eliyle sağlanan bir korumaya girdiğinde "başıboş" bırakılabilir. aynı devlet, erkek vatandaşını da bir eğitimden geçirip, başka türlü bir "başıboşlukla" başbaşa bırakmasa, bunlara gerek olmazdı.

göz boyamak için verdiğiniz "hakları", kendinizi üstün gördüğünüzden ötürü uyguladığınız "nezaketi" yiyim.
arachnid
öncelikle her türlü ayrımcılığa karşıyız, pozitif olsa bile ayrım yapılmaması gerekir. her zaman olduğu gibi bu işin de sonu cıvıklık mertebelerine ulaşır, pozitif olarak şımartılmış bir cins çıkıverir mazallah karşımıza. zaten güzel yurdumun güzel insanı, iş yerine eleman alırken "en prezentabl" olanlarından seçip epey bir pozitif ayrım yapıyorlar "aralarından"... daha bunu toplumsal boyuta götürmenin ne alemi var!
zinzoline
nezakettir o. tamamen ahlaki bir şey. yaşlılara yapılanla aynı aslında. mesela otobüste oturarak yolculuk ediyorsak, yaşlı bir kimse bindiğinde kalkıp yer veririz. bu ayrımcılık mıdır? tabiki de değildir. neden? yaşlılara bir hürmet vardır, hem daha çabuk yorulurlar, yıllar geçtikçe ortaya çıkan hareket koordinasyonunda bir yavaşlama vs vs.. "olsun, herkes eşit değil mi?" mantığı ile fazla bir yere gidemeyiz. kadınlara gelince, her ne kadar aklımız ve dilimizle dakikada kırk adam öldürme gücünde olsak da, allah bize narin vücutlar vermiş kaslı kollar yerine. bu sebeple erkeklere nazaran daha korunmasız yaratıklarız bir yerde. kadınlarla ilgili yazıya dökülmemiş bir takım nezaket kuraları vardır. örneğin bir kadın, akşam belli bir saatten sonra evine ya da gideceği yere yalnız gönderilmez, gönderilse bile yalnız yürütülmez, arabasına, taksiye, dolmuşa falan bırakılır. bu bir zorundalık değildir. bir restoranda yemek yerken çatal bıçak kullanmanın zorunlu olmadığı gibi, ya da herkesin içinde osurmamanın.. ama bunları yaparız öyle değil mi? neden? nazik insanlarız da ondan. o sebeple biz kadınları karanlıkta yalnız yürütmemek, yolda bizlere -yolun neresine kadar olursa olsun- eşlik etmek de bir erkek görev değil inceliktir. nezaketten ileri gelir.

az sonra gelen edit: keşke bu nezakete gerek kalmasa. zira karanlıkta tehlike teşkil eden pek dişiye rastlamadım ben.
power of the right
nezaket falan bilmem ama direk yasalarımızda bulunur şöyle ki;

- erkekler babalarından dolayı taşıdıkları yeşil pasaportlarını 18lerine basar basmaz kaybederler, kızlar ise çalışmaya (yada evlenene tam emin değilim) başlayana kadar kullanmaya devam edebilirler.

-erkeklerin aileden gelen sağlık sigortası öğrencilik bitene kadardır, kızlarınki evlenene yada sigortalı işte çalışana kadar devam eder.

özellikle 1. sinin içime nasıl oturduğunu anlatmaya çalışsam sözlüğün hafızası yetmez...
syntaxerror
genellikle patriyarka ile karıştırılan ayrımcılık türüdür. pozitif ayrımcılık toplumdaki dezavantajlı gruplara verilen ekstra haklardır. (bkz: özürlüler) bu noktada kadına yönelik pozitif ayrımcılık sosyal bir unsurdan ziyade hukuki bir durumun tezahürüdür. otobüste kadınlara yer verilmesi, kadını taksiye bırakmak vs., pozitif ayrımcılık değil, patriyarkadır.
shagrath
aile hukukunda ortaya çıkan durumdur. eski medeni kanunda evli çiftler karı ve koca olarak ayrılmaktayken, yeni medeni kanun çiftleri eşler olarak tanımlamıştır. öyle ki; eski medeni kanunda kocanın hukuki anlamda tanımı ve görevleri karısına göre daha üst düzeydeydi. tabi yeni medeni kanun da her iki tarafta eşit hale geldi. gelgelelim, aile hukukunu domine eden ilkelerden olan zayıfların güçlüye karşı korunması ilkesinde ne hikmettir ki bayan halen erkeğe karşı korunmaktadır. doğru ve yanlışlığını tartışmıyorum fakat yeni medeni kanuna göre hukuki anlamda eşit sayılan kişilerden birisini diğerine karşı korumak pozitif ayrımcılıktır diye düşünüyorum.
friedkrupp
eğer bu pozitif ayrımcılık, erkekler tarafından sağlanacaksa, hiçbir değeri olmayan ayrımcılıktır, kalkması an meselesi olabilir. kadınların toplumda kendi çabalarıyla yer edinmesi gerekmektedir. işin özü, onlara balık tutmayı öğretmemiz gerekmektedir. gülmeyin ciddiyim.
suluotlak
kadının hala ikinci sınıf insan muamelesi görmesinden kaynaklanan bir ayrımcılıktır. aslında olmaması gereken bir ayrımcılıktır,çünkü hep diyoruz ya kadın erkek eşittir; ama hala kadınlara karşı eşit muamele olmadığı için bu tür bir ayrımcılık var, yasaların bir şekilde kadına daha fazla hak veriyor olması gerekiyor. yaşalar bu hakları veriyor da kadınların hakları korunuyor mu peki? hayır. sosyal yaşamda kadınlar hala ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü için (hala geceleri rahat rahat dışarı çıkamıyorlar,her ortama giremiyorlar,hala eşleri ya da babalarının sorumluluğu altında yaşıyorlar..) yasaların bir takım ayrıcalıklarla durumu eşitlemeye çalışması çok normal. ama yine de çelişki var, babasının maaşıyla yaşayan bir kadın ekonomik özgürlüğünü elde etmek için uğraşmıcaktır. en başından kız çocuklarını yetiştirirken annelik rolünü değil aynı zamanda çalışan parasını kazanan ekonomik özgürlüğünü elde etmiş kimseye bağımlı olmayan kadın rolünü de asılama gerekiyor sanırım.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın