kadınlar rüyalar ejderhalar

iao iao
ursula k le guin'in yazılarından oluşan güzel bir derleme. metis yayınlarından piyasaya çıkmıştır.

içeriği:
everest
rüyalar kendilerini açıklamalı
amerikalılar ejderhalardan neden korkar?
çocuk ve gölge
metin, sessizlik, gösteri
çuval kuramı ve kurgu
bu fikirler aklınıza nereden geliyor?
bilimkurgu ve bayan brown
bilimkurguda mit ve arketip
balıkçı kadının kızı
ruhtaki stalin
kaçış yolları
uzaylı kocakarı
heidi heidi
ursula k le guin makalelerinden oluşan seçki. anlatımı ve uslubu romanları kadar akıcı ve anlaşılır. nerden nasıl yola çıkmış, kimdir, ne düşünür anlatmış, özellikle bilimkurgu ve bayan brown - çocuk ve gölge kısımları oyalanılası.
grasp grasp
le guin kitaplarının altyapısını ve le guin'in kendisini anlamak için okunması gerektiğine inandığım seçki. kendisinin anarşist,feminist ve taocu olduğu zaten bilinse ve kitaplarında da bunların izi görülse de bu kitapla birlikte le guin'in imgelerini anlamak daha da kolaylaşıyor.
deathcomp deathcomp
içindeki "amerikalılar ejderhalardan neden korkar?" isimli makalede fantastik edebiyatı gereksiz bulanlara çok güzel cevaplar vermiştir le guin. bu makaleden ufak bir parça sunmak gerekirse :

""çalışkan, düzgün, sorumlu bir yurttaş, eğitim görmüş, olgun bir kişi, bakıyorsunuz ejderhalardan korkuyor, hobbitlerden korkuyor, perilerden ödü patlıyor. bu çok komik, ama aynı zamanda korkunç. birşeyler fena halde ters gitmiş. bu konuda neler yapabileceğimi bilmiyorum; sadece bu kişinin sorularını dürüstçe cevaplamaya çalışabilirim, tavrı çoğunlukla saldırgan ve kibirli olsa da. "bütün bunların ne yararı var? " diyor."ejderhalar, hobbitler ve küçük yeşil adamlar... bütün bunların yararı ne?"
ne yazık ki en gerçek cevabı dinlemeyecek bile. duymayacak. en gerçek cevap şu: "bunun yararı sana zevk ve haz vermesidir."

"hiç vaktim yok." diyerek tersleniyor, ülseri için ağzına bir hap atarak golf dersine koşuyor.

o zaman gerçeğe yakın ikinci cevabı deneyelim. bu da daha iyi sonuç vermeyecek muhtemelen, ama söylenmesi gerek : "hayal gücüyle yaratılmış kurmacanın yararı dünyayı, çevrendeki kişileri, kendi duygularını ve kaderini daha derinlemesine anlamanı sağlamaktır."

korkarım buna da sert bir karşılık verecek : "bak geçen yıl maaşım arttı, aileme herşeyin en iyisini veriyorum, iki arabamız ve renkli televizyonumuz var. dünyayı yeterince anlıyorum ben!"

çok haklı; eğer istediği, bütün istediği buysa, ne denebilir ki!

hayali bir yanardağın içine sihirli bir yüzük atmaya çalışan hobbitin sorunlarını okumakla öğrenebileceğimiz şeyin, sosyal konumunuz, maddi başarınız ya da gelirinizle hiçbir ilgisi yoktur. hatta bir ilişki varsa, bu tam tersine bir ilişkidir. fantazi ve para birbirleriyle ters orantılı olarak gelişirler. iktisatçıların le guin kanunu olarak bildikleri bir kanundur bu. le guin kanunu'nun çarpıcı bir örneğine rastlamak isterseniz yola çıkın ve sırt çantası, gitarı, müthiş saçları, gülümsemesi ve başparmağından başka bir şeyi olmayan birini arabanıza alın. her defasında, bu sokak çocuklarının hepsinin yüzüklerin efendisi'ni okumuş olduğunu keşfedeceksiniz, hatta bazıları ezberden bile okuyabilir. öte yandan aristotle onassis veya j paul getty'ye bir bakalım: bu insanların herhangi bir yaşta, herhangi bir durumda, bir hobbitle uzaktan yakından bir ilişkileri olabileceği düşünülebilir mi?

örneği biraz daha geliştirip ekonomi alanının dışına çıkaralım. bay onassis, bay getty ve diğer bütün milyarderlerin fotoğraflarda nasıl da kasvetli baktıklarını fark ettiniz mi? yüzlerinde sanki karınları açmış gibi bir ifade var. sanki bir şeye açlar, sanki bir şeyi kaybetmişler ve nerede olabileceğini düşünmeye çalışıyorlar, ya da belki neyi kaybettiklerini bulmaya çalışıyorlar.

çocuklukları olabilir mi? ""

ve bir sonraki paragrafta ise şu sözleri bence tartışmayı sona erdiriyor ;

"bence olgunluk kabuk değiştirmek değil, serpilip gelişmektir. yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur."
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''açık konuşalım, yazarlar egoisttir. tüm sanatçılar öyledir. diğerkam olsalar işlerini yapamazlar. yazarlar, yazar hayatının yalnızlığı üzerine sızım sızım sızlanıp kendilerini ses geçirmez odalara kapamaya ya da daha iyi sızıldamak için barlara takılmaya bayılırlar. ancak yazmanın büyük bölümü yalnızken yapılsa da, inanıyorum ki aslında tüm sanatlar gibi o da bir izler kitlesi için yapılır. yani, bir izler kitlesiyle birlikte yapılır. tüm sanatlar gösteri sanatıdır; yalnızca bazıları bu konuda daha sinsidir.''

(bkz: ursula k le guin)
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
nasıl ki kendine ait bir oda ile virginia woolf kadının iç dünyasını oluşturmuşsa kitabında, kadınlar rüyalar ejderhalar ile ursula le guin kadının dış dünyasını, kendine ait odanın dışındaki odaları, (özellikle de kadının dünyaya açılan penceresi olan düşünce dünyasını) bir kadın inceliğiyle incitmeden bir çok kalıpsal yargıları altüst etmiştir. bunu yaparken kendi üslubundan kopmadan; fantastik edebiyatın değerini, bu edebiyata yönelik bilincin gerçeküstücü bakış açısını ve bu bakış açısının çocuklardaki hayal zenginliğiyle nasıl örtüştüğünü, kadın olgusunun edebiyat ve sanatla olan ilgisini kaleme alarak deneme türündeki bu romanını oluşturmuş. özellikle çocuk ve gölge bölümü oldukça ilginçtir.

fantastik edebiyat demişken, bir kadının gözünden anlatılan şu bölüm bende kitabın everest noktasını oluşturdu;
"biz, tekil kişiler olarak, ruh olarak birer birer yaşarız. kişi, tek bir kişi olarak. ortaklık, umut edebileceğimiz en iyi şeydir, ve ortaklık çoğu kişi için dokunmak demektir: elinizin bir başkasının eline dokunuşu, birlikte yapılan iş, birlikte çekilen kızak, birlikte edilen dans, beraber dünyaya getirilen çocuk. biz sadece tek bir vücuda ve iki ele sahibiz. bir çember oluşturabiliriz, ama bir çember olamayız."