kafa bir milyon

one more cup of coffee one more cup of coffee
bir yiğit özgür efsanesi:

hatırlandığı kadarıyla şudur yıkan:


-neyse abicim bardan çıktık.iki adam yolumuzu kesti para istiyolar.. çektim bıçağı.. kafa olmuş zaten bir!
+bir mi?
-evet.. yeni türk lirasına geçtik ya bi milyon yok artık
+sıçtın lan muhabbetin içine
-evet

not: düzeltme için sedürt e teşekkürler...
schizophrenia schizophrenia
hatay, adana civarı iklimi gayet sıcak güzelim akdeniz şehirlerimizin kafanın bir milyon olmasını bırak bide şaka yaparmış gibi oturup içildiğinde hiç birşey yapmayan fakat ayağa kalktığın an bir milyon değil, on yüz milyon baloncuk yapabilecek rakımsı içecek boğma'nın yarattığı huşu....
en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm
insanın,kafasının duman ya da diğer bir deyişle bir milyon olduğunu anlaması için ufak bir tecrübe yaşaması yeterlidir.ve şöyle bir tecrübe durumun vehametini açıkça ortaya koyar:
bir akşam arkadaşının evine yemeğe gidersin.babasıyla ilk defa tanışıyorsundur ve aranızda şöyle bir monolog geçer yemekten önce.
(dikkatinizi çekerim ama diyalog değil monolog)
-merhaba,ben falanca,nasılsınız?
cevap olarak ağzın içinde gevelenen hebe,höbe gibi bir şeydir,anlamazsın.
babanın elini alıp,öpüp,başına koyarsın.
klasik işte,el öpmesi,saygıdan.
ve ardından şu tarihi cümleyi sarf edersin:
-oldu,kendinize iyi bakın.

eve daha yeni gelmişsin,yemek yenmemiş,daha yemek yiyecek,çay içecek hatta belki de karpuz keseceksinizdir ama sen bu cümleyi sarf edersin!