kalabalık aile

sevdaalinka sevdaalinka
genele yayıldığında güzeldir, canın sıkılmaz hele ki neşeli bir ailen varsa çok güzeldir. her akşam eve gelmek daha anlamlı olur. kapı açıldığında annenin yemek kokuları, babanın neşeli sesi, kardeşlerin şakalaşmasıyla bambaşka bir boyuta geçersiniz. kötü yanları olmaz mı? yalnız kalma özgürlüğünüz tamamen elinizden alınır bir kere, ailenizden farklı bir yapıya sahipseniz ince alaylarına maruz kalırsınız. - seni hangi çöplükten bulduk bilmem ki - benim gibi tiyatroyla ilgileniyorsunuz yandınız, çalışmak tam kabus. oyun metnini elime her alışımda; hah bizim deli geçti yine moda diye bir kahkaha atar babam ondan sonra çalışabilirsen buyur. bir kere çok ağır bir dram çalışıyorum, düşün düşün, anamı öldürdüm, babamı öldürdüm tam moda girdim başladım ağlamaya (ağlayıp sinir krizi geçirmem gerekiyordu) ablam kapıdan; ablacım ne oldu sana ayy kıyamam kim ağlatıyor seni diye girmesiyle tepemin tası attı, abla s.. gider misin başımdan, ee ne olmuş demeyin, çok zor bir durumdur böylesi bir duyguya girmek. acı tarafları da vardır. nerede çokluk orada bokluk. birinin bir yerine bir şey olsa canın gider, ciğer sonuçta. hangi birine yanasın, birine heveslenip bir şey alamazsın, her birinin ayrı derdi, ayrı kederi, ayrı sevinci. geldi mi üst üstte gelen hastalıklara iki kere üç kere daha üzülür acı çekersiniz. ağlamak istersin, gülmek istersin, tek başına bir şeyler yapmak istersin nerdee imkansız ötesi. sevgilinle telde konuşacak bir oda aramak tam bir çile, kızıp bağırmak imkansız. olur da evlenirsem olur da bir çılgın yapıp çocuk yaparsam, tek olsun benim olsun. karınca kararınca, çekirdek aile yeter vallahi yeterde atar bile....
dünyarüyaiçinderüyadır dünyarüyaiçinderüyadır
annenin yedi babanın dokuz kardeş olması ve bunların hepsinin ortalama üç çocuğu olmasıyla sahip olunabilen aile.
cenaze olduğunda eve iki yüz kişi sığmak demektir.
söze nişana sadece en yakınları çağıralım dendiğinde, en yakınlarının yaklaşık yetmiş beş kişi olduğunu söylemek ve insanları dumura uğratmak akabinde bir hala bir teyze moduna geçmek ve diğerlerinin buna alınmasını bir diğer düğüne vs. ye kadar çekmek demektir.
ramazan' da davetleri yetiştirememek ve en sonunda amannn ikişe üçer alıyım triplerine girip , iki üç gün boyunca evin kızına çin işkencesi uygulamak demektir. ( gene de çok severim kalabalık iftarları.)
driving einstein driving einstein
nefret ettiğim aile çeşidi...

gelenekmiş, türklerde böyleymiş falan ayaklarını geçelim. eskiler 9-10 kardeş ya da sülaleyle birlikte uzak ya da üvey akrabaları katınca zaten aile en az 50 kişilik oluyor ama ben hiçbir zaman alışamadım, hiçbir zaman da sevemedim. gerçekte faydalı olma olasılıkları yok ama misafirperverliği köleliğe, hizmet etmeye çok kolay döndürüyorlar. arsızsa bu kalabalık aile üyeleri o zaman tam evlere şenlik oluyor...

insan 2-3 kişi hatta 5-6 kişi aileye, sohbetlere dayanır ama yalnız kalamayınca ya da yalnızlıktan sıkılınca bu kalabalık aileye sarar. milletin dıdısının dıdısının dırdırını çekmek zorunda kalırsın. eskiden 8-9 kardeş olmaları da umrumda değil.

karadeniz aileleri böyle genelde ama onlar da yaylada, orada, burada. küçük yerde yaşayanlara ya da aile apartmanında yaşayanlara allah sabır versin diyorum. bir sürü orta yaş ve üstünün muhabbetini belli periyotlarla çekmek sabır olmadan zor.

güzellikleri sözde yalnız kalmamak, başka güzel bir yanı yoktur. sana ne olur bir süre sonra x kuzeninin ya da y kişinin kaynının ne yaptığı...