kamp tatillerinin yaygınlaşması

sakil sakil
şu sıralar dikkatimi çeken bir mevzu. ya bende algıda seçicilik oluştu ya da bu yaz kamp tatillerine ciddi bir rağbet var. tabi bunun anlaşılabilir sebepleri var. insanlar eskiden zaten doğayla istedikleri an buluşabiliyorlardı. dolayısıyla tatil için ayrıca kendilerini doğaya atma ihtiyacı hissetmiyorlardı ancak günümüzde özellikle orta kesim beton yığınlarının arasına hapsolmuş durumda. en azından tatilde doğayla buluşalım diyorlar. beni sevindiren bir düşünce tarzı bu. gençlerin otellere gidip tüm gününü hazır açık büfeden yiyebildiği kadar yemekle geçirmek yerine kamplarda kendilerinin pişirdiği yemekleri yemek istemeleri oldukça güzel. gençken, enerji yerindeyken bunu değerlendirmek gerek.

öte yandan ülkemiz bu konuda çok avantajlı bir coğrafyada olmasına rağmen bunun doğru değerlendirilmediği bir gerçek. her konuda olduğu gibi... eli yüzü düzgün kamp alanları sadece ege sahillerinde var zaten. bunların da duş, tuvalet gibi ortak problemleri oluyor malesef. tabi kamp alanlarında değil de tamamen bağımsız yerlerde kamp yapmayı tercih edenlere her yer serbest olduğundan onlar sıkıntı yaşamıyor ama o şekilde yapabilenlerin oranı az. ve öyle bir kamp için tecrübe gerekiyor.

ben, kamp yapmaya uygun bir ilçenin belediye başkanı olsam büyük bir araziyi kamp alanı olarak güzelce düzenleyip diğer kamp alanları adına şikayet edilen konuların üzerinde dururdum. buradaki kamplar için kira ücreti almasına da gerek yok belediyenin. zaten oraya gelecek insanlar illa ki bir şeyler katacaktır şehre.
hürremin son torunu hürremin son torunu
ülkede yaşanan ekonomik problemlerin bir yansımasıdır. yoksa kim tuvaleti ayrı dert, duşu ayrı dert, sıcağı ayrı dert, her şeyden önce sevişmesi ayrı dert olan bu tatil anlayışını tercih etsin ki?
1
sakil sakil
bunu iki sene önce tespit edip bu başlığı açmıştım. geçen yaz daha fazla arttığını gözlemlemiştim. bu yaz ise tam anlamıyla patlayıp gitti. elbette coronavirus covid 19'un çok büyük etkisi var bunda. hem pek çok insan mart ayının ortalarından itibaren dört duvar arasına sıkıştığı için sonsuz bir toprağa basma, ağaca dokunma, derin derin nefes alma ihtiyacı duyuyor hem de bu risk tamamiyle geçmemiş olduğu için insanlarla arasına mesafe koymak, kapalı alanlarda başkalarıyla birlikte olmak istemiyor. dolayısıyla en mantıklı seçenek kamp gibi görünüyor.

elbette insanların otellerde tıkınıp tüm gün klima karşısında oturmak, açık büfeden yiyebildiği kadar yiyip midesini genişletmek yerine doğayla kucaklaşması, o tadı alması güzel ama... aması büyük problem işte. insanımızın çöp konusundaki duyarsızlığı zaten can sıkıcı bir durum ama bunu o güzelim yerlerde yapınca çok daha fazla canı sıkılıyor insanın.

(bkz: kamp yapıp çöpünü doğaya atan tip)

yahu arkadaş sadece tekneyle gidilebilen, doğa harikası bir koyda neden plastik şişe olur ya? o kadar zahmet etmişsin, oraya ulaşmışsın, kampını yapıp denizine girip yüzmüşsün, neden yediğini içtiğini orada bırakıyorsun? nasıl yüreğin elveriyor böyle bir şeye? o görüntünün bozulmasını nasıl kaldırıyor için? çok mu zor işin bittikten sonra bir çöp poşetine doldurup götürmek onları? anlamıyorum, anlayamıyorum.
di mi ya di mi ya
hayat bu kadar pahalı iken çok ucuza harika yerlerde doğaya karışıp, denize girebilecek durumda olmak buna en güzel sebeptir. hele ki pandemi döneminde otellerdeki hijyen durumlarına güvenmek bu kadar zorken.
ben 2009 yılından beri ara ara kamp yapıyorum. bu sene de, iki hafta önce marmaris'te yaptım. kamp süresince gezdiğim yerler en lüks otellere bedelli.
bizi bozguna uğratan yargılarımız bizi bozguna uğratan yargılarımız
kaçınılmaz olandır. neden kaçınılmaz olduğuna gelirsek;

başlıca nedenlerinden biri kamp kültürünün yaygınlaşması ve buna paralel olarak kamp yerlerinin günden güne artması. ülkemizin turistik bölgelerinde dahi kamp yerleri eskiden oldukça azdı fakat son 5-6 yıllık dönemde inanılmaz bir şekilde sayıları arttı. bununla birlikte kamp yerlerinin temizliğinde de gözle görünür bir artış yaşandı. bu da kampa temiz değil diye bakan pek çok kişinin fikrini değiştirdi ve talebi oldukça arttırdı.

bir başka neden ise, ülkenin içindeki ekonomik durum. şu anda adam akıllı bir otel, bir pansiyon vs. bulmanız halinde günlük 150-200 tl gibi bir ücretten aşağı bir yerde kalmanız özellikle popüler olan yerlerde çok zor. eğer 5 yıldızlı bir yer seçenekseniz bu tutarlar anormal miktarlara çıkıyor. bu tarz tatil biçimini kaldırabilecek ekonomiye sahip orta sınıf ülkede kalmadı. bunun yerine insanlar gecelik 50 - 60 tl gibi ücretlerle doğa ile iç içe mekanlarda kalarak kendi tatillerini planlama imkanına kavuştular.

bir diğer neden ise kamp malzemelerinin artması ve kamp yapılabilirliğin kolaylaşması. bugün 1000 tl'lik bir bütçe ile birkaç yıl yetecek kamp malzemenizi toplayabiliyorsunuz. vardığınız yerde çadır kurmak ve yatak şişirmek dahil harcayacağınız süre 10-15 dakikayı geçmiyor. bu da hep tatil yapanlar için büyük bir zaman tasarrufu, hem de mobilite sağlıyor.

yukarıda saydığım nedenlerin yanında popüler kültürün de etkisini koyabiliriz. instagram'ın hayatımızda yaptığı değişikliklerden biri farklı yaşam tarzlarını görmemiz oldu. insanlar gezi sayfalarında doğa ile iç içe yapılan kampları gördükçe özendiler ve denemek istediler. ünlü gezginlerin, genç yaşlı demeden en ücra köşelerde kamp yapan insanları gören bireyler biz de yapabiliriz dediler ve kampa şans verdiler. bu da talebi arttıran nedenlerden biri oldu.

tabi bunlarla birlikte doğal olarak gerçekleşen bazı negatif şeyler de var. toplum olarak çoğu zaman evimize gösterdiğimiz özeni doğaya göstermiyoruz. insanlara gittikleri yerlerde pisliklerini bıraktıkça bu alanların bakirliği ve güzelliği kayboldu. istanbul'daki çilingöz tabiat parkına gidenler veya sarostaki italyan koyuna gidenler bunu rahatlıkla görebilir. ne yazık ki, doğaya nasıl davranmamız gerektiğini hala öğrenemedik.
gayfe gayfe
euronun 8 kusur olması. 6 sene öncesi zengin koca kapızlayan arkadaşım, prag da alınan evlilik teklifi amerika da balayı derken son 3 yıldır kamp atıyorlar. elitim falan yazardı instaya şimdi daha rafine zevkleri oldu.

diğeri de otel butik otel yerlerinin iyice sike dönmesi, bokuma benzettiler, olimpos a bile beton dökmüşler. millet betondan da kaçıyor. nereye kadar bakalım.
sickgod sickgod
birincisi; bu yıla esas olmak üzere covid pandemisi. kendi eşyalarınız ile daha sakin yerlerde, daha az insanlı tatiller yapabiliyorsunuz.

ikincisi, daha özgürsünüz. oteller belli yere konumlandırılmış, belli paketler dahilinde kaldığınız mekanlar iken kamp ortamı siz nerede isterseniz orası sizin odanız olur, paket sınırına da bağlı kalmazsınız, kendiniz tasarlarsınız.

üçüncüsü, tabii ki ekonomi. kıç kadar bungalova günlük 300-400 bayılıyoruz ya da herhangi idare eder bir otel odasına yine 300-400 tl. oysa ücretli kamp yerleri dahi bu fiyatların yaklaşık 1/4 veya 1/5i.
caracal34 caracal34
yaygınlaşıyor ama çoğu nasıl kamp yapacağını bilmiyor. hayatında hiç çiçek, böcek bilmeyen kişiler i the can but the got u me, çadırda yapış yapış oldum diyo. bu işler öyle sandığınız kadar basit değil. gidilen yerin bitki örtüsü ve yabani hayvanları konusunda bilgili olmanız lazım. ertesi gün akrep, çiyan sokunca ağlamayın. bu işleri biraz öğreneyim derseniz size bi kaç hesap atayım bitki ve böcek türlerini öğrenirsiniz.

twitter.com
twitter.com
twitter.com