kamp yapmak

1 /
chladoceran chladoceran
üç beş zibidinin sırtlarında 70lik çantalarla,birisinin elinde piknik tüpüyle 5 saat yürümesi sonucu varılan ortama çadır kurma eylemi * en zevklisi bir geyikle gitmektir.
tepsi müdafa tepsi müdafa
yarın şile kıyılarında deneyeceğim hede,ben çadırı kuracağım,gerisi şansa kalmış. hakikaten anlatıldığı gibi eğlenceli mi,kamp ateşi falan,yoksa bok püsür mü,geyik çevirebilecek miyiz göreceğiz.bakalım bizi bağrına basacak doğayı ne kadar benimseyebileceğiz?
drummerlizard drummerlizard
her gencin en az bir kez hayallerini süslemiş, doğayla içiçe güzel vakit geçirilen, çadır veya hamakta konaklamayı gerektiren eylemdir. davulun sesi uzaktan hoş gelir de uzun süreler kamp yapanlar bunun zorluklarını iyi bilirler. özellikle kamp için ayrılmış özel alanlarda yapılan kamplar bir anda kabusa dönüşmeye hazırdır. bkz. kamp yapmanın 5 olumsuz yanı ve korunma yöntemleri doğayla bütünleşmek, çadırda konaklamak ve kamp yapmak birçok kişi için heyecan verici ve son derece keyifli bir aktivite. ben de dahil kamp yapan ... drummerlizard
digiboy digiboy
hayatta 2-3 kez yapmış olduğum aktivitedir bu. genelde bisiklet turlarında iyi gidiyor ve gayet de zevklidir. çadır kurarken dikkat edilmesi gereken en önemli şeyler kurulduğunuz yerin gölgelik olması ve tuvalet yolu üzerinde olmamasıdır. yoksa sabahın sekizinde çadırın içine giren güneşten dolayı leş gibi sıcak ya da sabah tuvalete gidenlerin gürültüsü ile uyanıverirsiniz.

(bkz: decathlon )
karsinoma karsinoma
bu hafta sonu şile'de ormanda yapacağım aktivite. kuzenim ile beraber alkol olmadan teknolojik aletler olmadan kampımızı kurup her şeyden uzaklaşmaya çalışacağız. muhabbet edip altın bir soruya cevap aramaya çalışacağız. "kimim ben?"
kıskanmayankıskançhatun kıskanmayankıskançhatun
yaptık oldu. hem de 75 kişi bademli'de mis gibiydi. yağmurda denize bile girdik.
lakin yollu bi arkadaşınız var ise çadırınızda uyumayı unutun. hele çadırınız kırmızı ise fuhuş çadırına dönüyor orası.

çok zevkli bi eylemdir.
düşlerfilmininbüyükyönetmeni düşlerfilmininbüyükyönetmeni
kamp mevzusu dışarıdan bakılınca, çok eğlenceli, heyecan dolu ve çekici gözükse de o işler öyle olmuyor maalesef. gerçekten zor ve ciddi kondisyon isteyen bir uğraştır kampçılık. tabi kampçılıktan kastım, arabayla kamp alanına gidip, çadır kurup yatmak değil. uzun doğa yürüyüşlerinden bahsediyorum.

bu işi yapacaksanız, kesinlikle gözünüz kara olmalı. börtü böcekten korkan bir insansanız hiç bulaşmayın, etrafınızdaki insanların huzurunu da kaçırmayın. ayrıca canınız çok tatlıysa, vücudunuzdaki çizikleri, sıyrıkları çok büyütüyorsanız yine boş verin.

elim kirlendi, üstüm toz oldu, yemeğime ot geldi, ekmeğime kül bulaştı diye ağlanacaksanız yine yapmayın bu işi. unutmayın, yola çıkmadan önce kurduğunuz planların çoğu tutmayacak. öngörülemeyen bir sürü sorunla karşılaşacaksınız ve anlık kararlar vermek zorunda kalacaksınız.

serdar kılıç ve bear grylls'ı izleyip fazla gaza gelmeyin. onların yaptıklarının yüzde birini yapacak yetenekte ve cesarette değilsiniz. eğer bilmediğiniz bir yere gidiyorsanız yanınıza mutlaka ama mutlaka gps alın. öyle bir pusula bir de google maps'den aldığınız harita çıktılarıyla gitmeyin. o haritalarda gördüğünüz ormanlar, yollar, tepeler, gerçekte öyle değil. gidince anlayacaksınız zaten. "ulan harita da çok yüksek görünmüyodu bu tepe, saatlerdir çıkamadık" diye söylenirsiniz sonra. hiç bir yol, haritada göründüğü gibi değildir emin olun.

yapacağınız en büyük yanlışlardan biri, çantanıza gereksiz ağırlık yapacak malzemeler doldurmaktır. 5 günlük tatil için 10 bavul dolusu kıyafet götüren tiki kız değilsin arkadaşım sen. dağa, ormana gidiyorsun. yanına sadece asgari ihtiyaçlarını alman gerekiyor. sırtında eşek ölüsü gibi bir çantayla ilk günün sonunda mahvolursun. ikinci gün uyandığında adım atacak halin kalmaz.

dediğim gibi kamp işi, dışarıdan bakıldığında güllük gülistanlık görünür ama, yola çıktığınızda ne kadar zor ve tehlikeli bir eğlence olduğunu anlarsınız. yine de ben yaparım diyen varsa, çıksın yola, beklemesin.
kıskanmayankıskançhatun kıskanmayankıskançhatun
yoruyor. çok seviyom ama yoruyor. yani bi kere ağırlığın az olsun diye ince mat alıyosun ya da sadece bi örtü ve uyuyamıyosun hele benim gibi yerini yadırgayan bi insansan. ha uyuyamadığım için söylenmiyorum hatta kalabalık kamplarda uyumamak zevkli oluyor hiçbir olayı kaçırmıyosun ki 2 3 gün uyumadığımı bilirim yani.

yazın da kışın da kamp yapsan sabahın ilk ışıklarıyla gözünü açıyosun yani sana en fazla 2 3 saat uyku sağlıyor o çadır. uyku tulumuyla yatmak çok gerici ben yatamıyorum mesela. almadım da o yüzden hem ekstra ağırlık zaten.

bu arada her boka ağır diyebilirim çünkü 6 7 gün sonra o çantadaki her bir gram size bir ton olarak geri dönüyor. ben eve dönüp çantasız yürümeye başladığımda kambur yürüyordum resmen.

onun dışında kamp dağ tepe gezerek güzel oluyor açıkçası. yani biz yazın akdenizde bazı aksaklıklardan ötürü gündüz otostop akşam üstü deniz keyfi ve gece kamp atma olarak tatil yaparken gece dağ tepe yürümek sıkıntılıydı ama o efsane koylar efsane manzaralar dağ tepe aşınca karşınıza çıkıyor.

börtü böcek olayına girmiyorum böcek lafı bile geçince kaşınan bendeniz çadırda rahat rahat yatıyom böcek görünce şaşırmıyorum falan. sanırım bu tamamen içgüdüsel bi uyum sağlama olayı.

duş almadan gezebiliyorum. kışın zaten uzun süre kamp atamıyosun da yazın denize girip sahilde tuzumdan arınıp yola devam edebiliyorum hiç sıkıntısını çekmedim. işeme olayını da bi şekilde hallediyosunuz ya hayrata işemişliğimiz var bizim.

kolay kurulan çadır alın ama kolay taşınan da olsun benimkini taşımak ölüm hep birilerine itiyorum çadırı.

sakat bacakla otostoba çıkıp kampa gitmeyin 1 aydan fazla oldu hala bacağım şiş.

yaz da olsa yanınıza pike polar alın geceleri hava illa ki soğuk oluyor ha bi de çadırınız hakikaten kışlık olsun. yazın zaten çadırda uyunmuyor sahilde yıldızların altında uyuyosun ama kışın hayat kurtarıcı. ev arkadaşımın göt donduran soğukta amınakodumun çadırı çok sıcak diye çadıra tekme atarak çadırdan çıkmışlığı var.

el fenersiz ve hoparlörsüz yola çıkmayın.

kampa para vermeyin doğasına aykırı.

gidin gezin lan soğuk da olsa bi yerlere çadır atın. sabah uyandığınızda karşınıza güzel bi manzara olsun.
tazmanya canavarının babası tazmanya canavarının babası
güzel olduğu kadar tırsıtıcı ve rahatsız edici de olabilen aktivite. özellikle tek başınıza bir ormanın içinde, medeniyetten kilometrelerce uzaktaysanız.

çok değişik yerlerde, bazen günlerce tek bir insan görmeden kamp deneyimi olan birisi olarak göze almanız gerekli birkaç kaçınılmaz zorluğu yazayım:

- uzun bir yürüyüşte, ya da tırmanışta çantayı hafif tutmak için asla yeterince rahat edecek techizatı yanınıza alamıyorsunuz ve çadırda uyumak asla evdeki yaylı yatakta uyumakla aynı konforda değil. "konforsuz"
- özellikle tek başınızaysanız şunu bilin gündüz ortalıkta pek görünmeyen hayvanlar hava kararınca gezinmeye ve yiyecek aramaya başlarlar. domuzlar, çakallar, tilkiler, kurtlar, baykuşlar,ayılar,yılanlar ve binbir çeşit böcek, hatta o sevimli ağaçlar bile sanki gece canlanır ve kızgın kızgın konuşmaya,hareket etmeye başlar. çadırdan çıkmadıkça veya bir insan tarafından görülmedikçe başınıza bişey gelme ihtimali çok çok düşük olsa da "tırsıtıcı"
- sabah kalktığınızda ağaca bağladığınız ayakkabınızın tekinin çalınmış olması(ilginç kokusu nedeniyle olsa gerek), kurusun diye astığınız çamaşırlarınızın yağmur-fırtınayla ıslanması, oraya buraya uçması, gene ağaca astığınız yemeğinizin talan edilmiş olması gibi kötü süprizlerle "sinir bozucu" olabilir.
esofmantakımı esofmantakımı
yağmur ve karın yağması, yıldırım düşmesi,ayıların,kurtların,çakalların,tilkilerin,domuzların,yılanların, akreplerin, kamp alanını istila etmesi,soğuktan titremek,sıcaktan yanmak,rahatsız yataklarda yatmak,tuvalet sorunu,su ve elektrik sorunu,kücücük çadırda kalmak,hasta olmak uyuyamak gibi bir çok olumsuzluğu var.
1 /