kanada da yaşamak

hplovecraft hplovecraft
insanın alıştığı , çoğu zaman da şikayet ettiği adalatsizliklerden , düzensizliklerden uzak yaşamasıdır. bunun yanında daha iyi para kazandığı , daha rahat ettiği bir yaşama sahip olmasıdır. ne var ki insanın kendi ülkesi gibi yoktur. dolmuş sıralarını , ekmek kuyruklarını , manavdan domates alırken yapılan muhabbetleri , taksiciyle girilen futbol tartışmalarını , bunları da geçtim en azından sağda solda kendi dilinde konuşan insanları görmeyi , duymayı da özler insan. bu sebepten değil kanada da yaşamak , ülkem hariç her hangi biryerde yaşamak sürgündür bana.

(bkz: sensiz cennet bile sürgün sayılır)
ceyus ceyus
-farklı kültürlerden ve farklı inançlardan insanların bir arada huzur ve hoşgörü içinde yaşadığını görebileceğiniz yerde yaşamak.
-kurallara uymanın insanın yaşamına kolaylık kattığı yerde yaşamak.
-sokaklarında kavga gürültünün olmadığı hatta araçların çok zor durumda kalmadıkça korna kullanmadıkları yerde yaşamak.
-yabancı olduğunuzda kazıklanmak yerine daha çok yardım gördüğünüz yerde yaşamak.
-asyalı insanları fazlalığı dolayısıyla sanki bir asya ülkesinde yaşadığınızı sanmak.
-zamanınız ve paranız olduğu sürece çok güzel vakit geçirip,alışverişe doyabileceğiniz bir yer.
-insanların çok yardımsever olabileceğini görebileceğiniz bir yer.
maximus maximus
ceren korsal'ın yazdığı bir kitap. bu kitabı kanada'yı daha iyi tanımak ve anlamak isteyenlerin, göçmen ya da öğrenci olarak gelecek kişilerin ve kanada'yı merak eden kişilerin; püf noktalarını bilmeleri ve daha kolay geçiş aşaması yaşamaları için yazmış. içinde şu bölümler var: ilk adım, yerleşim ve ulaşım, iş ve eğitim, mevsim, kültür, coğrafya ve turizm, sağlık, gündelik hayat, gece hayatı, güncel sözlük, hisler ve deneyimler. cinius yayınları'ndan çıkan kitap 80 sayfa ve internette 9 ytl.
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
cebinizde birkaç milyon dolarınız yoksa çok zor olandır..

öncelikle dünyanın en saçma ve en fazla vergilerinin bulunduğu ülkedir kendisi.. aldığınız nefes hariç, her şey parayla ve ucuz da değil..

iş imkanları deseniz, işiniz çok zor.. çünkü zamanında çok fazla göç aldığı için, her zaman işinizi sizin yerinize daha iyi ve daha ucuza yapacak bir çinli fırlıyor sağdan soldan.. zaten zamanında dışarıya ve mültecilere fazla açık olması sebebiyle ülkeyi çinliler, hintler ve koreliler basmış durumda.. hiç de kuzey amerika ülkesi gibi değil nüfus açısından..

ayrıca çinliler minliler ülkenin refah ve huzur seviyesini deli gibi aşağı çekmek için debeleniyorlar.. uzak doğulu gördün mü kaçacaksın arkadaş.. adamlar doğuştan öfkeli.. hayat bunları yerden yere vurmuş, belli.. hıncını sizden çıkarmaya çalışıyorlar.. o yüzden hiç muhatap olmamalısınız..

kalacak yer en büyük probleminiz zaten.. varsa cebinizde birkaç milyon dolarınız bir ev alır, rahat edersiniz.. kira ödeyecekseniz ve paranız yoksa, s.çtınız demektir.. çünkü ev kiraları 2000 dolardan başlıyor toronto'da ve 2000 dolara tutacağınız evde it ölüsünü bağlasanız durmaz.. ama 4000 dolar ve üstü paralar verebiliyorsanız (aylık kira) işte o zaman gerçekten kral gibi bir hayat yaşayacağınız yerlerde yaşamaya başlayabilirsiniz demek oluyor..

içecek su (küçük, 500ml) 2 dolar; sadece bilgi olsun diye yazıyorum.. dışarıda yemenin maliyetini siz hesaplayın..

toplu taşıma için kullanacağınız kart aylık alınıyor ve sınırsız.. 2015 başında 150 dolar civarındaydı..

ama;

eğer ki paranız varsa, dünyanın yaşanabilecek en güzel, en keyifli, en eğlenceli şehri..

bir defa şehir eğlenceli.. herkes eğlenmek için yaşıyor orada.. ayda bir bir etkinlik veya devasa bir parti oluyor şehrin merkezinde.. yani bizdeki gibi asık suratlı ve kaba saba insanlar göremezsiniz.. yoldan çevirdiğiniz adama sarılın; öyle sıcak kanlılar.. ama tabii çinli, minli olmasın; döver onlar adamı..

gezecek görecek o kadar çok yer var ki, saymaya kalksam bitiremem.. o yüzden bu kısmı siz araştırın..

her türden kültür ve mutfak var (yemek sevenler yaşadı).. her şeyi görüp deneyebilirsiniz.. partiler, gece kulüpleri, farklı kültürlerden restoranlar..
hatta bir seferinde brezilya restoranına gitmiştik, hayatımda yediğim en güzel et çeşitlerini yedim.. hala tadı damağımdadır..

gece hayatı sevenler keyiften ölürler.. istanbul, izmir, bodrum falan halt etmiş toronto yanında.. söyleyecek söz bulamıyorum.. zaten 24 saat yaşayan bir şehir sayılır toronto.. her yer açık olmasa da, daima istediğiniz şeyi yapmanızı sağlayacak açık bir yer buluyorsunuz..

toronto'da, yonge street'te yer yüzünde bulunan her şey var.. zaten dünyanın en uzun sokağı; bilmem kaç yüz kilometre..

gecenin 3 ünde 10 kilometre yürüyüp eve gittiğimi bilirim.. tek bir vukuat yaşamadım.. yaşayanı da duymadım.. öyle güvenli yerdir.. tek duyduğum, bir tramvayın bir bisikletliye çarptığı.. o da kaza yani, olur o kadar..

ben 4 ay yaşadım yalnızca ve hayatımın en güzel 4 ayını geçirdim belki de.. üniversite hayatım boyunca biriktirdiğim paranın neredeyse tamamını harcadım ama zerre pişman değilim.. yine olsa yine yaparım.. size de tavsiye ederim fırsat bulursanız bir gidin görün; en az 2-3 ay yaşayın derim..

yani özetle, güzel yerdir kanada.. yaşanır.. hem de krallar gibi.. ömrünüze ömür katarsınız; yaşadığınızı hissedersiniz.. ama ciddi paranız varsa.. yoksa 2. haftanın sonunda homesick olmuş vaziyette geri dönersiniz..
kır bahçesi kır bahçesi
bankada yüklü bir birikiminizin olduğuna baktıklarını kimse bilmez.

herkes ottowa national gallery i gibi çeşitli yerlerini gezip gününü gün edeceğini sanır.