kanal istanbul

15 /
elcordobez elcordobez
balkanlar coğrafyasında çok geniş bir alanın ekolojik sisteminin amına çok fazla koyacak bir projedir. bu ekonomik krizle biz insan canlıları çok zor günler geçirse de, bu kirli çılgınlıklardan vazgeçmemize sebep olur diye pozitif düşünmek istediğim bir konudur.
elcordobez elcordobez
1978 yılında da bilim insanları izmit ve çevresinin sanayi bölgesi yapılmaması için demirel'in kulağında davul zurna çalmışlardı. böyle 1. dereceden deprem bölgesine sanayi kurmanın ileride on binlerce cana mal olacağını bağırdılar durdular. halk da, demirel de hiç umursamadı. 99 depreminde on binlerce öldük.

götümüze köküne kadar saplanan son ekonomik bunalımın teselli yanıydı kanal istanbul projesinden söz edilmemesi artık. bugünlerde neo emperyalizmin en sinsi türünü kuran çin'den kaynak bulunmuş. bilim insanlarının da bas bas bağırdığı üzere bu proje hem ekoloji, hem de deprem riski bakımından göz göre göre cinayettir. imamoğlu'na helal olsun ki bir lider olarak haklı eleştirilerini bağırıp duruyor. imamoğlu'na bu verdiği mücadelede güvenmek istiyorum.

gerçi yine önemli bir bilim adamı olan bülent şık sularımıza karışan zehirli atıkların bizi nasıl senede binlerce kez kanser ettiğini yazdı durdu yakın zamanda. adama 11 yıl verdiler. göz göre göre, annelerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin cinayetlerine yabancılaştırdılar bizi. biz bu hale nasıl geldik?
müttahitlerin kamu kaynaklarını hortum hortum soyan hastanelerin müşterisi artsın diye değer mi ulan bu hallere?
dumrul dumrul
şu ülkenin başına ne çorap örsek, nasıl ihanet etsek diye düşüne düşüne buldukları çözüm bu. her zamanki gibi geri dönüşsüz bir yıkımın peşinde koşuyorlar.


marimar marimar
"zaten muhalefet her şeye muhalefet ediyor.yeni havaalanına, yeni köprüye, marmaray'a vs. ama noldu misler gibi yaptılar".evet yaptılar ancak yapılmadan önce karşıt olarak sunulan tüm teknik ve hukuki gerekçelerin sonuçlarını zamanla yaşayıp göreceğiz.sen koskoca ülkeyi,şehri önümüzdeki 1-2 seçim beni idare etsin yeter diye planlayarak yönetirsen tabi ki yaparsın babalar gibi.bana öyle geliyor ki kolay kolay başlayamayacaklar bu projeye.belki son demlerinde başlayıp projeyi ortada bırakıp sonraki yöneticilere itelerler.
ya umutlar da biterse ya umutlar da biterse
kanal istanbul yapılırsa jeolojik ve biyolojik olarak ne etkileri olur konu üzerinde uzmanlığım olmadığı için bilemeyeceğim konu üzerinde konuşanlarda konu üzerinde fikirleri olmadığı için parti ve siyasi görüş etkisinde savunuyor ya da karşı çıkıyorlar.

boğazlar sözleşmesi türkiye'nin elini bağlayan boğazları sözde denetimli bir özerklik kazandıran bir anlaşma. o dönem içinde bulunan şartlar doğrultusunda yapılması gereken bir anlaşmadır. günümüz için ise zararımıza olan bir anlaşmadır. kanal istanbul projesi yapıldığında eğer o gemileri o kanaldan geçirecek hukuki dayanaklar varsa eğer yapılmasını canı gönülden desteklerim ama eğer öyle bir hukuki dayanak yoksa eğer yapılması sadece birilerini zengin edecektir.
markidesade markidesade
bolca ranta dönüşüp ülkenin zaten kötü olan ekonomisinin içine daha da edecek olan projedir. daha yeni 3. havalimanı projesindeki eksiklikler görünüyor, dümdüz olması gereken pistler çöküyorken, yaptıkları kayak pisti bir kaç yılda çöküyorken bu proje ancak rantla açıklanabilir. ekolojik ve ekonomik olarak etkilerini bir kenara dahi bıraksan "vay efendim boğazlar sözleşmesi" diyenler gerçekten gemilerin boğazdan değil kanaldan geçeceğini mi düşünüyorsunuz? aptallar mı o kadar?

sonunun "geçiş kotası", "yolcu kotası" gibi kotalarla bezenip halkın sırtına yüklenmiş diğer projeler gibidir benim için. ama sonuçları daha ağır olacağı kesin.
kubarova77 kubarova77
bu berbat ekonomi ile bunu yapmak artık halka siz ölürseniz ölün umrumuz değil demekten başka bir şey değil. ülkenin en kolay işgal edilebilecek bir şehri varsa o da kuşkusuz edirne'dir malum 4 tane sınır kapısı var ve 2 ülke ile komşu. kaldı ki şuan ikisi de bizim gibi nato ülkesi, öyle canı istediği gibi giremez. ekoloji bilgim çok sınırlı lakin lise de dahil aldığım coğrafya bilgisiyle bunun ne kadar riskli olduğunu anlayabiliyorum. istanbul gibi birçok fay hattına ve çok önemli bir fayın yakınında bulunan bir şehirde böyle bir proje yapmak çılgınlık değil de nedir ? olası büyük istanbul depreminde kanal ile birbirinden uzaklaştırılan alanlar arasında yardım nasıl gönderilecek ? insanların o anki ihtiyaçları nasıl karşılanacak ? deprem toplanma alanları dahi avm olmuş şehirde insanların kaçması için kanala falan mı atlaması gerekecek ? bunların düşünüldüğünü gerçekten sanmıyorum. karadeniz'den marmara'ya gelen suların birleştiği yerde denizlerde yaşayan canlı türlerinde ne gibi değişimler olacak? bu olaylar balıkçıları ve tür sayısını nasıl etkileyecek ? bütün bunların iyi incelenmesi gerek.ekstradan şöyle de bir durum var. trakya'ya yapılan olası bir işgalde istanbul ve çevresindeki illerden yardımın gelmesini de zorlaştıracak bir olay. ha siz diyorsanız orası zaten önemli değil isteyen istediğini yapsın biz istanbul'a bakalım diye. yapın o zaman. trakya'yı sonra herhalde özerk hale falan getirip iyice ayırırsınız. işte o zaman gerçekten güzel bir işgale seyirci oluruz.
elcordobez elcordobez
bu işin nasıl büyük çevre felaketlerine yol açacağına dair zaten saygın bilim adamları yazıp duruyor. meşhur beklenen deprem riski ile alakalı da nitelikli ve cesur bilim adamları söyleyeceklerini söylüyorlar. halkın oyuyla seçilmiş belediye başbakanı da şimdilik iyi bir muhalif seyir izliyor.
fakat ben bugün işin daha çok sosyolojik şehircilik kısmına bakmak istiyorum.

40 yıldır bütün iktidarların düşündüğü gündüz rüyasıdır istanbul'a vize koymak. böyle mucize görülen bir formülde 3 gram ske sürülecek çözüm olsa yaparlardı şimdiye kadar. böyle bir uygulama zaten seyahat özgürlüğünü kökünden baltalayacak faşist bir uygulama olurdu.
bunun yerine büyük şehirlerde yaşayan yoksul ve işsiz halkların bir şekilde teşviklerle memleketlerine dönmesini sağlamak daha akla uygun bir siyaset olurdu. yapmadılar.
bunun yerine şehirlerde 10 yıl öncesine kadar dutluk olan, ve hep de dutluk olması gereken yerleri rantsal cazibe merkezi haline dönüştürdüler. bu rantsal cazibe merkezlerinden yiyen yedi doymadı, yiyen yedi doymadı. 3. köprüsü, 3. havabilmemnesi ucubeliği de bunun üstüne cabası.

bence bütün istanbul şehircilik politikası bu 20 milyonluk kenti ne yaparız da biraz azaltırız üzerine kurulmalıdır. gerçi artık bu bahsettiğim rantsal dönüşümlerden dolayı iş işten geçti. şimdi bir de üstüne bu projeler gelirse kentin nüfusu 30 milyona çıkar.
söyleyin yapmasınlar.
15 /