kanıt

1 /
madeleine akaino madeleine akaino
yıllardır csi izliyorum, ondan evvel discovery channel ve crime channel'da ilgili programlar izlerdim. haliyle diziyi çok merak ettim.

csi uyarlaması olduğu reddedilemez tabi.

yine de;
pahalı konakların zengin beylerinin saçları daima yapılı kadınları sıkıştırdığı dizilerin reyting rekorları kırdığı televizyonlarımızda böyle bir dizi görmek uyarlama da olsa iyi sanki. her bölümde farklı bir konu işlenmesi reyting kaygısı yüzünden olay örgüsünün senaryoya yüksek vizkoziteyle akıtılmasının önüne geçecektir, heyecanı artıracaktır ve tanınmayan yüzlere oyunculuklarını bir bölüm boyunca kanıtlama fırsatı verecektir.

fakat dizi biraz haber programı gibi olmuş. nasıl desem, ilgili bilgileri sinematografik yöntemler yerine yazı ve açıklamalarla vermeleri abes. sanki bizim halkımız dna analizi, tırnak altından madde alınıp incelenmesi, luminol & floresan yöntemleriyle kan izi tespitine uzaktır, önce bir ön açıklama yapalım, anlamayabilirler der gibi. en azından bilgilendirici bayan konuşacağına yetkililer kendi aralarında konuşabilirlerdi, esas csi'larda olduğu gibi.

bu da bir adım. ama bilemiyorum, biz daha çok kıyafetini, takısını, yatak örtüsünü falan takip edebileceğimiz dizileri seviyoruz, reyting alır mı?
bihter yüzüğü.
dr conners dr conners
bence csi'lardan bir parça daha farklı ve özgün olmaya çalışarak güzel bir iş yapıyorlar ama bu dizinin en büyük sorunu süresidir. csi'lar 20 dk. bu dizi 90 dk. böylece bir dedektiflik dizisinde olması gereken aksiyon bir türlü yakalanamıyor. olayları 90 dk.ya yayacağız diye bazı muhabbetleri o kadar uzatıyorlar ki, gına geliyor, tempo sıfıra düşüyor.
velhasıl bu dizinin süresini en azından yarı yarıya indirseler çok daha keyifli ve heyecanlı olacaktır.
dede dede
son 2 haftadır kanalları gezinirken denk geldiğimde izlediğim dizidir. program demek istemiyorum işin aslı dizi de değil. fakat öyle bir süre içerisinde anlatılıp, gereksiz onlarca diyaloğu sundukları an iş iyice başka bir muhabbete akmaya başlıyor. ordaki cücük oğlanın kıza yavşaması durumu yok mu hele yuh artık. ulan yaşınız başınız kaç ve nasıl bir işle meşgul olduğunuzun farkındasınız. madem durumlar böyle git kızla açık açık konuş, yemeğe çağır. sanki çok zor bir şey. gerçi aman çağırmasın sonra kızla beraber akşam yemeklerini de izlettirirler bize. ordan da kan tahlillerini yapmaya geçerler birlikte artık.
emo the unlucky polar bear emo the unlucky polar bear
gerçekçilik peşinde koşuyorlar ancak biraz derin araştırma yapmaları gerekiyor. misal maktülün evindeki çizgi romanlarda conanı gören başkomiser 'oo 20000 lira ederi var bunun' diyor. halbuki sahaflarda 5-6 liraya o sayıyı bulmak mümkün. hoş boş zamanlarında buffy the vampire slayerın çizgi romanını okuyan bir başkomiserden de ne beklenir ki diyesi geliyor insanın.
1 /